"Hayalin fevkalade inbisatından ve mahiyet-i insaniyenin bütün dünya ile alakadarlığından, koca dünyayı, o gecede bir menzil gibi gördüm." Menzil ile izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Gördüm ki, gece âlemi, dünyanın yeni açılmış bir menzili gibidir. Yatsı namazında o âleme girdim. Hayalin fevkalâde inbisatından ve mahiyet-i insaniyenin bütün dünya ile alâkadarlığından, koca dünyayı, o gecede bir menzil gibi gördüm. Zîhayatlar ve insanlar o derece küçüldüler, görünmeyecek derecede küçüldüler. Yalnız o menzili şenlendiren ve ünsiyetlendiren ve nurlandıran tek şahsiyet-i mâneviye-i Muhammediyeyi (a.s.m.) hayalen müşahede ettim. Bir adam yeni bir menzile girdiği zaman menzildeki zatlara selâm ettiği gibi, 'Binler selâm sana, yâ Resulallah' demeye bir arzuyu içimde coşar buldum..." (Lem'alar, Yirmi Sekizinci Lem'a, Sekizinci Nükte.)
Menzil kelimesi; mekân, oda, daire manalarına geliyor. Bütün semayı bir daire olarak düşünecek olursak, dünya bu daire içinde küçük bir oda gibi olur. Yani insanın hayal dairesi genişledikçe, menzili de ona nispetle değişiyor. Dünya bir daire olursa, bir kıta da ona nispetle menzil hükmüne geçiyor.
Üstad Hazretleri burada gece âlemini dünyada açılmış bir menzil olarak tasavvur ediyor. Sonra tasavvur ve hayal genişledikçe, dünya o gece içinde bir menzil, yani oda olarak görünmeye başlıyor. Nasıl maddi âlemimizin nuru ve lambası Güneş ise, o menzilin manevi nuru ve lambası da Resul-i Ekrem Efendimiz (asm)'in getirmiş olduğu iman ve marifet nurudur. Onun (asm) getirdiği İslâm nuru, o âlemlerin mana ve hikmetlerini açan manevi bir nur ve anahtar gibidir.
Her insanın kalbinde bu menzili nurlandıran o manevi Güneşi görme arzusu ve iştiyakı artar, ona (asm) bütün ruhu ve kalbi ile sevgi ve saygı gösterir. İşte ruh ve kalbin bu coşkunluğu ile ona bir selam, yani dua gönderiliyor.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü