"Hazmolmayan ilim telkin edilmemeli" ile "Nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez." hakikati aynı manaya mı bakıyor? Nasihat etmek için âlim olmak şart mıdır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Nefsini ıslah etmeyen, başkasını ıslah edemez.” sözü, daha ziyade işin manevî ve amelî kısmına bakıyor.

İlim bakımından son derece mücehhez olup da amelde eksiklikleri olan, ahlakta zafiyetleri bulunan, bazı günahları irtikâb eden birisinin nasihatleri karşı tarafa tesir etmez. “Ele verir talkını, kendisi yer salkımı.” durumu olur. Nasihat edenin, nasihat ettiği hakikatleri önce kendi nefsinde yaşaması ve uygulaması gerekir ki karşı tarafta tesirli olabilsin!.

“Hazmolmayan ilim telkin edilmemeli.” sözü, anlattığımız şeyin önce ruhumuzda hazmedilmesini ve sonra da karşı tarafın hazmedeceği ve anlayacağı bir şekilde anlatmasını ders veriyor.

İşin başka bir ciheti de koyunun yavrusuna sindirimi kolay süt vermesi gibi, âlimin de yavrusu hükmünde olan avam tabakaya, hazmedecekleri ve kolayca sindirecekleri ilmi vermesidir. Yani onların anlayışına ve seviyesine göre konuşmasıdır. Eğer avamın anlamayacağı derin hakikatler, muğlâk bir şekilde telkin edilirse, faydadan çok zarar verilmiş olur.

Mesela iki âlimin, derin ve ince bir meseleyi, hiçbir ilmi olmayan avam insanların yanında müzakere etmeleri veya tartışması, avam insanlarda evham ve şüpheye yol açar.

Risale-i Nur hikâye, temsil, teşbih metodu ile en zor, en müşkül ve en karmaşık meseleleri bile avamın anlayacağı seviyede izah etmektedir. Bu cihetle Risale-i Nur, koyun sütü gibi hazmı kolay bir mürşid-i kâmildir.

Risale-i Nurlar, muhatabını tahrib etmeden tamir ediyor. Saf zihinleri bulandırmıyor. Diğer kitaplarda bu hususiyetler çok az bulunuyor.

İnsanlara nasihat etmek, tebliğ vazifesinde bulunmak ve hakkı ve hakikati anlatmak için âlim olmak şart değildir. Herkes bilgisi ve gücü nisbetinde bunu yapmalıdır ve bundan da mes’uldür.

Tebliğ vazifesi her Müslümana iktidar ve kabiliyetine göre farzdır. Cenab-ı Hak bu vazifeyi yerine getiren Müslümanları şöyle methetmektedir:

“Ey Ümmet-i Muhammed! Siz insanların iyiliği için meydana çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz: İyiliği emreder, kötülükten men edersiniz...” (Âl-i İmran, 3/110)

Müslümanlar birbirlerinde gördükleri hata ve yanlışlıkları yumuşak bir dille düzeltmeye çalıştıkları gibi, küfür, şirk ve dalalet içerinde yaşayan insanlara da tebliğ ile doğru yolu göstermekle vazifelidirler.

Zaten Üstad Hazretleri de "Âlim olmadan bir şey anlatılmamalı" demiyor, anlatacağımız hakikatleri önce nefsimizde pişirip, tam hazmettikten sonra karşı tarafın anlayacağı bir şekilde ifade etmemizi tavsiye ediyor. Yoksa her insanın anladığı ve hazmettiği konular vardır, bunları anlatmakla da mükelleftir.

İlave bilgi için tıklayınız:

- İrşadı Hikmetle İcra Etmek! (Video).
- Etkili bir eğitim modeli; Hazmedilmeyen ilim verilmemeli! (Video).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...