"Hem her bir şeyin vücud-u ilmîsindeki intizam-ı ekmel ve manidar vaziyetleri ve canlı meyveleri bir nevi hayat-ı manevîyeye mazhariyetlerini gösterir." Bu cümleyi izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Vücud-u ilmî” ifadesi, Cenab-ı Hakk’ın ilimde mevcut olup henüz kudret dairesine çıkmamış eşya ve mahlûkat için kullanıldığı gibi, bu dünyada haricî vücut giydikten sonra ölüm ile terhis olanlar için de kullanılır.

Cenab-ı Hak, mutlak iradesi ve sonsuz kudreti ile ezelî ilminde olan varlıklara dilediğinde harici bir vücut giydirir ve varlık sahasına çıkarır. Mahlûkat henüz yaratılmamışken de İlâhî ilimde mevcut olduğu için yoklukta da değildir; bir nevi manevî hayata mazhardır. Ancak bu ilmî vücutlar hakiki manada hayat sahibi, kudret ve irade sahibi değildir. İnsanın istikbalde geçireceği hayat safhaları, başına gelecek hâdiseler de, Allah’ın ilminde takdir edildiği için “bir nevi hayat-ı manevîye”dir. Bu ilmî vücutlar yaratılıp haricî vücut giydiklerinde gerçek hayata mazhar olurlar. Yani, ancak o zaman kendilerinde hayat alâmetleri görülür; yerler, içerler, görürler, işitirler, düşünürler, inanırlar…

“Canlı meyveler” ifadesini hem mecazî, he de hakikî manada anlamak mümkündür. Bu ifadeyi, vücud-u ilmîde bulunup henüz yaratılmamış varlıklar için düşündüğümüzde, “canlı” kelimesi mecazî olur. Haricî vücut giydikten sonra vefat edenler için ise bu kelime hakiki manasıyla anlaşılabilir. Zira bu dünyadan göçüp giden canlı varlıkların ruhları bakidir.

Buna göre, ilmî vücutlar hem dünyada hem de berzah âleminde canlı meyveler vermiş olurlar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

nurcu56

Muhatap kişi açısından; bilinmeyen bir şeyden bilinmeyen bir şey izah edilmiş olmuyor mu?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Burada, hayatın her yerde ve her hususta nasıl tecelli ettiği izah ediliyor. Yani dünyada hayat nasıl tezahür ve tecelli etmiş ise, aynı hayat gaybi âlemlerde de benzer bir şekilde tecelli ve tezahürlere sahiptir.  Lakin gaybi ve geniş âlemleri inceleme imkânına sahip olmadığımız için, mecburen istikra metodunu kullanmak zorundayız.

İstikra; ayrı ayrı hâdiselerdeki müşterek vasıflara dikkat ederek umumi bir netice çıkarmak ya da fertten umuma intikal ederek hüküm sâhibi olmak demektir. Bu genelde bilinenden bilinmeyene, küçükten büyüğe, özelden genele, yakından uzağa, inceden kalına doğru seyreder.

Hayatın küçük bir cüzde olması küllde de olmasına bir remiz ve bir işaret hükmündedir.

Bu dünyada ruhların ceset libası giyerek vazife yapmaları gösteriyor ki, mazi ve müstakbel de ruhlar ile şenlenmiştir ve şenlenecektir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...