"Hem insanın letâifi içinde teşhis edemediğim bir iki lâtife var ki, ihtiyar ve iradeyi dinlemezler, belki de mesuliyet altına da giremezler." cümlesini açıklar mısınız? Bu letaifler iradeyi dinlemiyorsa insan elinde olmadan günaha girer mi demek?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstadımız On Üçüncü Lem'a da insanın hatalarına ve günahlarına karşı siper teşkil edecek tevbe, istiğfar ve tazarru üzerinde durmakta ve bu noktadan insana gelecek şeytâni tuzakların önüne sed kurmaya çalışmaktadır.

Bu tedbirlerden birisi de şeytanın çokça kullandığı bir silahı tesirsiz bırakmaktır. Şöyle ki, insanda binlerce latife ve hissiyat vardır. Bunların hemen hepsi irâdeye boyun eğen ve irâdenin emri altına verilmiş niteliktedir. Akıl ve kalb bu latifelerin boyalanmasında söz sahibi olabilir. Fakat Üstadımızın da mâhiyetini ve ismini teşhis edemediği, ama varlığını bildiği bir latife var ki, insanın irâdesini, aklını ve kalbini dinlememektedir. İrâdeyi dinlemeyen bir latifeden meydana gelecek yanlış hareketlerden de elbette mesuliyet olmaz.

Mesuliyetimizin olmadığı bir hareket ve ifâdelerden dolayı, şeytan bizi ümitsizliğe ve karamsarlığa düşürüp, ayağımızı kaydırıyor. İşte Üstad Bediüzzaman Hazretleri de şeytanın bu tarzda oynadığı oyununu bozup, ehl-i imâna bir meşâle yakıp yolunu aydınlatıyor.

Sorunun ikinci kısmına gelince;

İnsan iradesini mutlak anlamda ortadan kaldırır demek yanlış olur. Bu latife insanın günaha bulaşabilme potansiyelidir. Yani insan fıtrat açısından melek gibi günahlardan kaçınamaz demektir.

Bu sebeple Allah, insanın fıtratına hayır ve şer tohumlarını beraberce koymuş ve insanı mücadeleye davet ediyor. Mücadele de ancak zıtların varlığı ile olur. Melekler bu özelliklerden mahrum oldukları için makamları sabittir. Ama insan fıtratı en iyi ile en kötü arasında gidip gelecek bir vasfa sahiptir. Bu da bu tarz latifelerin varlığı ile mümkün oluyor.

Allah hata eden, iyi ile kötü arasında seçim yapabilen, günah işleyip nedamet edecek, hak ile batıl arasında mücadele edebilecek formatta bir kul murat ediyor ki, insanın fıtratı buna en uygun olanıdır.

Bu latife insanı günaha sevk eden ya da günah işlemeyi insan için normal bir fıtrat yapan latifedir. Yoksa insanın iradesini tamamı ile yok eden, tesirsiz bırakan bir latife değildir. Tesirsiz bıraksa, o zaman günah işlemek meşru ve helal olması iktiza ederdi. Üstad Hazretlerin "iradeyi dinlemiyor" ifadesini umumi bir karakter, umumi bir insan hâli şeklinde anlamak gerekir. Yani insanın günahlardan ari ve masum bir mahiyete bürünmesi, bu latife yüzünden mümkün değildir, demektir.

Peygamberler hariç hiçbir insan, melekler gibi masum ve günahsız olamaz; mutlaka kusur ve günahlara bulaşır ve bunu temin eden de insandaki bu latifedir...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yorumlar

bakiduman
Burada ihtiyarı dinlemeyen latifeden ben vessveseyi anlıyorum.insan vesvesden mesul değil.imana zararıda yok.Fakat insan vesvesyi zarar zannederse zarar ediyor ve şeytanın tuzağına düşüyor.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
merkezsener
21.SÖZÜN 2. MAKAMININ 5. VEHİHE SAHİFE 278 (ENVARA GÖRE) TAYAYYÜL VE TASAVVUR TEKLİF-İ DİNİ ALTINA GİRMİYOR DİYOR.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Tahayyül ve tasavvur teşhis edilemeyecek kadar sırlı duygular değildir. Üstadımızın kast ettiği bunlardan farklı bir latifedir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
drerkan
"Teşhis edemediğim" diyor Üstad.Teşhis etse adını koyardı gibi geliyor bana.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Besiktaşk

Mesuliyet altına neden girnez anlamadim?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Günah işlemeyi küfür gören batıl mezheplere bir göndermedir. Yani insan fıtratı günah işlemeye uygun olduğu için günah işlediği zaman küfre girmiş olmaz demektir. Şayet günah işlemek küfür olmuş olsa idi o zaman insan kaldıramayacağı bir yükün altına girmiş olurdu. Oysa insan bu açıdan mesuliyet altında değildir. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...