Kuvve-i gadabiye ve şeheviyenin bazen hükmünü, akıl ve kalp rağmına icra edip söz dinlememesi nasıl olur?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Şayet insanın mahiyetindeki hisler, iman ve ibadet ile terbiye ve ıslah edilmemiş ise, kalp ve aklın mukavemeti azalır.

Allah, bu gibi duygu ve cihazları insanın kabiliyetlerini inkişaf ettirmek için fıtratına dercetmiştir. Bu yüzden, şehvet ve öfke akıl ve kalbi her zaman dinlemezler; iman ve ibadetinin kuvvet ve derecesine göre akla ve kalbe tabi olurlar. İman kuvvetli ise şehvet ve öfke sürekli hükmedemez, ara sıra hükmedebilir.

İnsandaki şehvet, öfke ve nefis şeytanı dinleyen ve ona itaat etmeye meyilli hissiyatlardandır. İnsan, bu gibi hissiyatın baskısına mukavemet edemeyerek günah işlediğinde küfre düşmüş olmuyor. Şayet her günah işleyen küfre girmiş olsaydı, ismet sıfatıyla muttasıf olan peygamberler ve Cenâb-ı Hakk’ın Hafîz ismi ile muhafaza ettiği bazı büyük zâtlar müstesna, buna hiç kimse güç yetiremez ve takat getiremezdi. Allah hiçbir nefse kaldıramayacağı yükü yüklemeyeceğini beyan ediyor. Bu yüzden Allah, günahlara karşı insana tövbe ve istiğfar yolunu gösteriyor.

Şayet bu duygular olmasa idi, insan melek gibi bir varlık olur, terakki ve tedenni kabiliyetini kaybederdi. Halbuki murad-ı İlâhî insanın günah işlemeye müsait bir varlık olarak yaratmasıdır. Tâ ki gerek nefsin istekleri gerek şeytanın vesveseleri gerek o latifelerin kalbe ilka ettiği manalarla insan bir imtihana tabi tutulsun ve bu imtihan sonunda insan nevi, cennet ve cehennemi meyve verebilsin.

"Bir-iki latife var ki, ihtiyar ve iradeyi dinlemezler; belki de mes'uliyet altına da giremezler."

Üstadın teşhis edemediği bu iki latife insanı günaha sevk eden latifelerdir. Yoksa insanın iradesini tamamı ile yok eden ve tesirsiz bırakan bir latife değildir. Tesirsiz bıraksa, o zaman insanın mesul olmaması iktiza ederdi.

Üstadımızın mahiyetini ve ismini teşhis edemediği, ama varlığını bildiği bu bir iki latife insanın iradesini, aklını ve kalbini dinlememektedir. İradeyi dinlemeyen bir latifeden meydana gelecek yanlışlıklardan elbette mesuliyet olmaz.

Mesuliyetimizin olmadığı bir halden dolayı, şeytan bizi ümitsizliğe düşürüp, ayağımızı kaydırmaya çalışıyor. İşte Üstad Hazretleri de şeytanın bu oyununu bozup, ehl-i imanın yolunu aydınlatıyor. Burada söz konusu olan şey, insanın iradesiyle işlediği günahlar değil, kalbine irade dışı gelen çirkin ve galiz sözlerdir. İnsan iradesi dışında muhatap olduğu bu vesveselerden mesul değildir. Halbuki çok insanlar bu vesvesenin kendi kalbinden çıktığı zannına düşerek evhama kaplıyor. Halbuki vesvese şeytandan gelen bir haldir, insanın fıtratındaki bazı latifelerde onu dinlediği için, insan şeytanın hilesini kendinden telakki ederek şüphe ve evhama düşüyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 6.323
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

karolin
Rağmına rağmen rağm..aynı kökten mi? Zıddına,inadına manası var..rağmına rağmen aynı sanki?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
karolin
Akıl ve kalp rağmına...Burada rağmına ;rağmen mi demek?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Rağm, rağmen, rağmına kelimeleri bir şeyden hoşlanmayıp kerih görmek. Bir işi birisine zor ile tutturmak demektir
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...