Her bir zerrenin mebde-i hareketinde Bismillah demesini anlayabiliyoruz. Ancak vazifesinin sonunda Elhamdülillah demesini nasıl anlatabilirsiniz? Nar ve mısır örneğinden, Üstadımızın nazara vermek istediği neticeyi biraz daha açabilir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Varlıklar içinde Allah tarafından lisan-ı kal (konuşma lisanı) yalnız insanlara verilmiş; lisan-ı hâl (hâl lisanı) ise insan da dahil, canlı-cansız tüm mahlukata verilmiştir. Her bir zerrenin de başlangıçta “Bismillah” demesi lisan-ı hâliyle olduğu gibi, vazifesini tamamlamasında “Elhamdülillah” demesi de lisan-ı hâliyledir. Her bir zerre bir gayeye yönelik vazife yaptıktan sonra; bütün akılları hayrette bırakan sanat güzelliği, nakış güzelliği ve/veya çok faydalı rızık oluşu ile Allah’ın Sanî, Cemil, Alîm, Kadîr, Müzeyyîn, Mürebbî, Musavvir, Rezzak, Mün’im, Kerim gibi isimlerini medheden bir ilânnâme olur. Her bir zerre hâl diliyle "Elhamdülillah" der, “Yani bütün mevcudatta sebeb-i medh ü sena olan kemalât Allah’ındır. Öyle ise hamd dahi ona aittir. Ezelden ebede kadar her kimden her kime karşı gelen ve gelecek medh ü sena ona aittir. Çünkü sebeb-i medih olan nimet ve ihsan ve kemal ve cemal ve medar-ı hamd olan her şey onundur, ona aittir.” der.(1)

Üstad Hazretleri, herkesin şahit olduğu ve her ilim seviyesindeki insanların kolayca idrak edecekleri misal olması bakımından, nar ve mısır örneği ile bu hakikati nazara vermiştir. Tanelerinin muntazam dizilişlerindeki sanata ve nakşa bakan, yedikten sonra lezzetini ve faydasını fark eden insana, böyle antika sanatlarla yeryüzünü bir sergi hükmünde yapan Allah’ı zikretmeyi ve ona hamd etmeyi öğretmektedir. Ve insanların "Mâşâallah" diyerek takdir ile "Bârekellah" diyerek tahsin ile "Sübhanallah" diyerek hayret ile "Allahu ekber" diyerek istihsan ile mukabele etmesi gerektiğini vurgulamıştır. Böyle misaller ile tefekkürî ibadeti herkese yaygınlaştırmıştır.

Netice; her bir zerre sonsuz aciz ve cahil olmasına rağmen, mükemmel ve hikmetli işler yapması ile "Bunu yapan ben değilim, bunu yapan ancak kainatın sahibi olan Allah'tır, öyleyse hamd ve medih ona aittir."; ayrıca, "Ya Rabbi beni, seni gösterme ve büyüklüğünü ilan ettirme gibi hayırlı hizmetlerde istihdam ettiğin için sana şükürler olsun." der.

(1) bk. Mektubat, Yirminci Mektup, İkinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yükleniyor...