"Her derde bir deva, her zulmete bir ziya, her ye’se bir rica içinde vardır." Bunun için Kuran'a hâkim olmak gerekmez mi?
Değerli Kardeşimiz;
"Madem bu elimizdeki Kur’ân, semâvat ve arzın Hâlık-ı Zülcelâlinin rububiyet-i mutlakası noktasından ve azamet-i uluhiyeti cihetinden ve ihata-i rahmeti cânibinden gelen kelamıdır, fermanıdır, bir maden-i rahmetidir. Ona yapış; her derde bir deva, her zulmete bir ziya, her ye’se bir rica, içinde vardır.
İşte bu ebedî hazinenin anahtarı imandır ve teslimdir ve onu dinleyip kabul etmek ve okumaktır." (Lem'alar, Yirmi Altıncı Lem'a, Dördüncü Rica)
Burada geçen "Ona yapış" tabiri, sadece belirli ayetlerin numaralarını ezberlemek veya onları birer tılsım gibi kullanmak anlamına gelmez. Kur’an’a yapışmak; onun sunduğu tevhid, tevekkül, ahiret inancı ve teslimiyet iklimine girmektir.
Her yeise bir rica: Kur’an’ın bütününe hâkim olan kişi, kâinatın sahipsiz olmadığını, en küçük bir canlının rızkının bile unutulmadığını bilir. Bu genel şuur, kişiyi spesifik bir ayeti o an hatırlamasa bile ümitsizlikten kurtarır.
Kur'an Bir Eczane Gibidir
Evet, bir eczaneye girdiğinizde hangi ilacın hangi rafta olduğunu bilmek için bir hakimiyet gerekir. Ancak Kur’an’ın eczacılığı iki türlüdür:
Alimler için: Onlar hangi derdin hangi ayetteki ince bir işaretle -tefsir ilmi ile- çözüleceğini derinlemesine araştırırlar.
Avam için: Kur’an’ın bütününe iman etmek ve onun "Rahman ve Rahim olan bir zatın kelamı" olduğunu bilmek, en büyük ilaçtır. "Rabbim beni görüyor ve bana yardım edecek." teslimiyeti, psikolojik ve manevi dertlerin çoğunu daha en baştan şifaya kavuşturur.
"İhata-i Rahmet" ve "Azamet-i Uluhiyet" Vurgusu
Metindeki bu kavramlar anahtardır. Kur’an bize Allah’ın ne kadar büyük; aynı zamanda ne kadar şefkatli olduğunu anlatır.
Eğer bir insan Allah’ın mutlak rububiyetine -her şeyi terbiye ve idare edişine- inanırsa, başına gelen musibetleri tesadüf değil, terbiye edici birer imtihan olarak görür. İşte "devayı bulmak" tam olarak bu bakış açısını kazanmaktır.
Teknik Hakimiyet mi, Kalbi Teslimiyet mi?
Her ayetin yerini bilmek elbette nurun ala nurdur. Ancak bu ifadeden asıl anlaşılması gereken; Kur’an’ın bir hidayet rehberi ve hayat tarzı olarak benimsenmesidir.
Kur’an okumayı ve onunla vakit geçirmeyi bir alışkanlık hâline getirdiğimizde, ruhumuz o maden-i rahmetten ihtiyacı olan gıdayı farkında olmasak bile emer. Yani Kur’an’a hakimiyet sadece zihni bir süreç değil, aynı zamanda kalbi bir ünsiyettir.
Kur’an’a çok iyi hâkim olmak bir idealdir, ancak o devayı bulmak için sadece hafız olmak yetmez hatta gerekmez; o Kelam’ın sahibine tam bir itimatla yönelmek yeterlidir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Su-i tesir, aksül amel ve tahdiş-i ezhan yapmadığı için okumakta fayda var, yan etkisi yok. En fazla, derdine tam dermanı, başka yerde bulursun okuduğun olmasa da. Yine istifade ve istifaza devam eder