Arapların hem cahil olmaları hem de belagatte en ileride olmalarını nasıl anlamalıyız?
Cevap
Değerli Kardeşimiz;
İslam öncesi cahiliye Araplarında belagatin zirvelerde oluşu, son derece dikkat çekici bir durumdur. Kur’an’ın en büyük hasiyeti belagati olması hasebiyle, sanki Kur’an’ın ilk muhatapları ona ciddi muhatap olacak bir seviye elde etmişlerdir.
İşte, onlardaki şiir ve belagat, kendilerini Kur’an’a muhatap yapmış, sözün kıymetini tartabilen bu insanlar, Kur’an’ın söz mucizesini vicdanlarında tam bir tasdikle tescil etmişlerdir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yazar:
Kategorileri:
Okunma sayısı : 3.240
Yorumlar
25.Söz Birinci şule birinci şua birinci suret ilk kısmında Arapların çeşitli özellikleri veriliyor. Verilen vasıflara uygun tek tek o döneme ait sahih müşahhas örnekler verir misiniz? Üstad bir iki örnek vermiş fakat dönemi daha iyi anlamak adına teferruat verebilir misiniz?
Siyaseten Dağınıklık ve Bedeviyet
Üstad'ın "hükümet-i müstebide" altında ezilmediklerini ifade ettiği bu dönemde, Araplar merkezi bir devlet yerine kabile asabiyetiyle yaşıyorlardı.
Kureyş, Hevazin, Temim gibi büyük kabilelerin her biri kendi içinde bağımsız birer devlet gibiydi. Ortak bir kanun yoktu; sadece kabile reisinin sözü ve gelenekler (örf) geçerliydi. Bu durum onları dış müdahalelere karşı vahşi bir hürriyet içinde bırakıyordu.
Belagat ve Edebiyata Olan İştiyak
O dönemde bir şairin çıkması, bir kabilenin en büyük bayramı sayılırdı. Kelimelerin gücü, kılıcın gücünden üstün görülürdü.
Mu'allakat-ı Seb'a (Askıya Alınmış Yedi Kaside). İmruü'l-Kays ve Lebid gibi şairlerin şiirleri Kabe'nin duvarına asılırdı. Bir şair, tek bir beytiyle iki kabileyi savaşa sokabilir veya yıllar süren bir kan davasını bitirebilirdi.
Fıtri İstidat ve Zeka
Çöl hayatının zorluğu, duyuları ve zekayı keskinleştirmişti. Hafızaları bir kütüphane gibiydi.
Araplardaki "İlm-i Ensab" (Soy Bilimi). Sıradan bir bedevi bile kendi soyunu ve atalarının kahramanlıklarını, hatta atlarının şeceresini yüzlerce yıl geriye doğru ezbere sayabilirdi. Bu, müthiş bir kayıt ve hıfzetme yeteneğinin göstergesidir.
Şecaat ve İnat
İnandıkları değerler uğruna sonuna kadar gitme ve asla boyun eğmeme karakteristik bir özellikti.
Besus Savaşı. Sadece bir devenin yaralanması yüzünden Bekir ve Tağlib kabileleri arasında tam 40 yıl süren bir savaş yaşanmıştır. Bu, onların hem haksızlığa karşı tahammülsüzlüklerini hem de vazgeçmeyen inatçı yapılarını gösterir.
Cömertlik ve Misafirperverlik
En fakir bedevi bile evine gelen misafir için elindeki tek geçim kaynağı olan devesini tereddüt etmeden keserdi.
Hatîm-i Tâî. Cömertliğin sembolü olan bu şahsiyet, sırf misafirine ikram edecek bir şeyi kalmadığı için fırtınalı bir gecede atını kesip ikram etmesiyle meşhurdur.
Bu özellikler, o sert ve ham yapının İslam’ın nuruyla nasıl kısa sürede "muallim-i alem" (alemlere öğretmen) olacak bir kıvama geldiğini anlamamıza yardımcı olur.