"Hiçbir şeyin ademe gitmediği, ancak değişikliğe uğradığı ya da farklı âlemlere gittiği" hakikati ile "maddenin ezelî olmadığı" hakikatini birlikte açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Madde ezelidir." demek, Allah’ı inkâr etmekle eşdeğerdir.

Bütün mahlûkatın yok olmaması ve farklı âlemlerde varlığını ebedî bir şekilde devam ettirmesi onların ezelî olmasını ya da Allah’tan gayrı olmasını iktiza etmiyor. Her bir eşya Allah’ın icadı ile yoktan var edilip, yine O’nun Kayyum ismi ile ebediyete mazhar olabilir, bunun ezeliyet ile bir alakası yoktur.

Maddeci felsefe, maddenin ebedî olmasını ancak ezelî olması ile mümkün görüyor. Bu da inkâr-ı Ulûhiyeti netice veriyor.

Ezeliyet, Cenab-ı Allah’ın zâtına mahsustur ve O’nda tebeddül ve tagayyür yoktur. Madde ise hadis olduğundan, tebeddül ve tagayyüre maruzdur. Tebeddül ve tagayyüre maruz olan, ezelî olamaz. Madde ya harekettedir, ya sükûndadır ya katıdır, ya sıvıdır; ya kısadır, ya uzundur. Bu sıfatların biri gitse, diğeri yerine gelir. Bunların değiştiğini gözümüzle görüyoruz. Değişen her şey hâdistir, yani sonradan yaratılmıştır. Üstadın ifadesiyle, “Âlem, mütegayyirdir. Her mütegayyir, hâdistir. Her bir hâdisin, bir muhdisi, yani mûcidi var. Öyle ise bu kâinatın kadîm bir mûcidi var.” O hâlde ezelî olan madde değil, o maddeyi yaratan Allah’tır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...