"Hizmet-i imaniye, şahsi makam-ı maneviyeyi aramamak iktiza ediyor; harekâtında onları istememek ve düşünmemek lazımdır ki, hakiki ihlasın sırrı bozulmasın." Makam-ı maneviye, ihlası neden kırar?
- Ben mesela “Allah beni daha çok sevsin” diye hizmete daha fazla sarılabilirim, bu ihlası kırar mı?
Değerli Kardeşimiz;
İhlas, saf ve temiz, içten, riyasız, samimi sevgi ve bağlılık manalarına gelir.
İhlas kalp ile alakalı bir şeydir. Yapılan ve istenilen şeylerde nefsin hissesi oldu mu o oranda ihlastan, yani Allah için isteme ve işleme makından uzaklaşırız. Hatta Cüneyd-i Bağdadi Hazretlerinin ihlasla ilgili hislerin çok derin ve ince olduğunu ifade eden şu sözü meşhurdur;
"İhlas, kul ile Allah arasında bir sırdır. Melek bilmez ki yazsın... Şeytan anlamaz ki bozsun." (Kuşeyrî, er-Risale, 104.)
işte bu ince hissi en iyi Allah ve o hissin sahibi olan kişi bilebilir.
"Allah beni daha çok sevsin." diye hizmet ve ibadet etmek farklıdır. "Ben alim, mehdi, müceddid, evliya, arif olacağım." demek farklıdır. İkisi arasında çok fark var, birisi masum ve güzel iken diğerinde ise gizli ve zımni bir makam mansıb sevgisi bulunuyor.
Alimlik ve evliyalık manevi bir makamdır, bunu bizzat gaye edinmek ve bunun için çabalamak hakiki ihlasa zıttır ve tam bir mahviyete uygun değildir. Bu sebeple ki tasavvufta terk-i terk vardır. Yani dünyayı, nefsini, benliğini, uhrevi makamları terk etmek yetmiyor. Terk ettiklerini de terk edeceksin ki, tam bir mahviyet ve ihlasa erişesin.
Terk-i dünya, dünyaya gönül vermemek; terk-i ukbâ, cennet arzusu ve cehennem korkusuyla ibadet etmemek; terk-i hestî, insanın varlığını terk etmesi; terk-i terk ise terk ettim demeyi bile terk etmek anlamlarına gelir. Bunları terk etmediğin müddetçe tam bir mahviyet ve ihlasa erişemezsin.
“Fakat böyle benlik ve enaniyet ve menfaatperestlik ve nefsini kurtarmak hissi galebe çaldığı bir zamanda, elbette sırr-ı ihlasa ve hiçbir şeye âlet olmamağa bina edilen hizmet-i imaniye, şahsî makam-ı maneviyeyi aramamak iktiza ediyor; harekâtında onları istememek ve düşünmemek lazımdır ki, hakikî ihlasın sırrı bozulmasın." (Emirdağ Lahikası-I, 188. Mektup)
fadesi de buna matuftur.
İlave bilgi için tıklayınız:
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü