"Sırr-ı ihlasın ne derece yüksek bir terk-i enaniyet ve hazz-ı nefsiden teberri etmek gibi, ihlasın en yüksek seciyeleri Risale-i Nur şakirtlerinde tezahür ediyor." Ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
"Bu mektuptaki beş altı meseleyi yazarken, Nur fabrikası sahibi Hâfız Ali’nin mektubuyla, ihlâsta ve çalışmakta ve ince düşünmekte mümtaz Hasan Âtıf’ın mektubunu aldık. Hâfız Ali’nin mektubunda, Risale-i Nur şakirtlerinde sırr-ı ihlâsın ne derece yüksek bir terk-i enaniyet ve hazz-ı nefsîden teberri etmek gibi, ihlâsın en yüksek seciyeleri Risale-i Nur şakirtlerinde tezahür ediyor diye bir delil oldu." (Kastamonu Lahikası,161. Mektup)
Bediüzzaman Said Nursi’nin Kastamonu Lâhikasında geçen bu ifadeleri, Risale-i Nur’un temelini ve en büyük kuvvet kaynağını oluşturan ihlâs (yapılan her işi sadece ve sadece Allah rızası için yapmak) kavramının zirve noktasını tarif eder.
Bu hakikati ve Nur talebelerinde (şakirtlerinde) tezahür eden yüksek seciyeleri üç ana esasta inceleyebiliriz:
Terk-i Enaniyet (Benliği ve Egoyu Bırakmak):
İhlasın en birinci ve en zor şartı enaniyeti, yani nefsin "ben" davasını terk etmektir. Kişi kendi şahsını, dehasını veya kabiliyetlerini ön plana çıkarmayı bıraktığı an hakiki ihlasa kapı açar. Hizmette "ben" değil, "biz" şuuruyla hareket etmek ve şahsi enaniyeti havuz-u müşterekte (ortak hizmet havuzunda) eritmek bu seciyenin en somut göstergesidir.
Hazz-ı Nefsîden Teberri Etmek (Nefsin Arzularından Uzaklaşmak):
Sadece maddi menfaatlerden değil; makam, şöhret, alkışlanma, takdir edilme ve hatta manevi kemalat gibi nefsin hoşuna giden her türlü his ve hazdan (hazz-ı nefsî) uzak durmayı (teberri etmeyi) ifade eder. Hakiki ihlâs, yapılan hayırlı işlerin karşılığını dünyada hiçbir şekilde beklememeyi gerektirir.
Sırr-ı İhlasın Tezahürü:
Risale-i Nur talebelerinin en zor şartlar altında, hiçbir dünyevi makam ve menfaat gözetmeksizin, adeta isimlerini ve şahıslarını feda ederek iman hizmetine koşmaları, bu yüksek ahlakın fiili bir ispatıdır. Onlar şahsı değil, hakikati öne çıkararak bu "sırr-ı ihlası" hayatlarında göstermişlerdir.
Özetle bu vecize; iman ve Kur'an hizmetinin omurgası olan ihlâsın, ancak nefsin gururundan ve gizli arzularından tamamen sıyrılmakla (teberri etmekle) mümkün olabileceğini ve bu yüksek ruh halinin Risale-i Nur talebelerinin en belirgin vasfı haline geldiğini beyan etmektedir.
İlave bilgi için tıklayınız:
- ENE, GURUR, KENDİNİ BEĞENMEK, KİBİR.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü