"Huruf ve hatt-ı Kur'âniyeye, ilm-i din perdesinde tesirli bir surette darbe vuran bazı hocaların, darbede istimal ettikleri eserleri almışlar." İzah eder misiniz?
- Burada bahsedilen eser ve müellifleri kimdir?
Değerli Kardeşimiz;
"Hem şimdilik bazı ulemanın yeni eserlerinde meslek ve meşrep ayrı ve bid'atlara müsait gittiği için, Risaletü'n-Nur zındıkaya karşı hakaik-i imaniyeyi muhafazaya çalışması gibi, bid'ata karşı da huruf ve hatt-ı Kur'ânı muhafaza etmek bir vazifesi iken, has talebelerden birisi bilfiil huruf ve hatt-ı Kur'âniye'yi ders verdiği halde, sırrı bilinmez bir hevesle, huruf ve hatt-ı Kur'âniyeye, ilm-i din perdesinde tesirli bir surette darbe vuran bazı hocaların, darbede istimal ettikleri eserleri almışlar. Haberim olmadan, dağda, şiddetli bir tarzda o has talebelere karşı bir gerginlik hissettim, sonra ikaz ettim. Elhamdü lillâh ayıldılar. İnşaallah tamamen kurtuldular."(1)
Bu ifadede, din ilimleri veya hoca kisvesi altında görünerek Kur'an harflerine ve Kur'an yazısına zarar veren, bu kutsal değerlerin toplum nezdindeki itibarını ve bağını zedeleyen bazı kişilerin tutumundan bahsedilmektedir. Burada bahsedilen zarar ve darbe vurma biçimi şu şekildedir:
Din Perdesi Altında Güven Kötüye Kullanımı: Bu kişiler toplumda hoca veya din adamı olarak bilindikleri için dinî bir otoriteye veya güvene sahiptirler. Halk, onlardan dinî ve kültürel değerleri korumalarını beklerken, onlar bu unvanı bir perde olarak kullanıp Kur'an harflerine karşı yapılan yıkıcı veya dışlayıcı kampanyalara ya da değişimlere zemin hazırlamış veya bunları desteklemiştir.
Kutsal Bağın Koparılması: Kur'an harfleri ve yazısı, Müslüman toplumların hafızası, tarihi ve İslamî ilimlerin temel taşıdır. Bu çevreler, ilmî veya masum gibi gösterilen bazı eserler vasıtasıyla Kur'an harflerinin gereksiz veya kullanılmaması gereken unsurlar olduğu algısını yayarak nesillerin Kur'an yazısıyla olan bağını zedelemişlerdir.
Tesirli ve Sinsi Bir Yıkım: Dışarıdan gelen doğrudan eleştiriler halk tarafından kolayca reddedilebilirken, dinî bir kisve altında yapılan bu müdahaleler çok daha tesirli olmuştur. Çünkü insanlar dinî hassasiyetleriyle bu kişilere güvenmiş ve vurulan darbenin farkına varamamıştır.
Özetle, Kur'an yazısının ve harflerinin tasfiye edilmesine veya değer kaybetmesine, yine dinî bir makamda bulunan kimselerin yazdığı veya kullandığı eserler vasıtasıyla içeriden ve güven sarsıcı bir destek verilmesinden duyulan bir rahatsızlık dile getirilmektedir.
Üstad'ın başka bir mektubunda bu eserler hakkında şu malumat veriliyor:
"İşte şimdi gizli münafıklar, Vehhâbîlik damarıyla en ziyade İslâmiyeti ve hakikat-i Kur'âniyeyi muhafazaya memur ve mükellef olan bir kısım hocaları elde edip, ehl-i hakikati Alevîlikle itham etmekle birbiri aleyhinde istimal ederek dehşetli bir darbeyi İslâmiyete vurmaya çalışanlar meydanda geziyorlar. Sen de bir parçasını mektubunda yazıyorsun. Hattâ sen de biliyorsun; benim ve Risale-i Nur'un aleyhinde istimal edilen en tesirli vasıtayı hocalardan bulmuşlar."
"Şimdi Haremeyn-i Şerîfeyne hükmeden Vehhâbîler ve meşhur, dehşetli dâhîlerden İbnü't-Teymiye ve İbnü'l-Kayyim-i Cevzî'nin pek acip ve cazibedar eserleri İstanbul'da çoktan beri hocaların eline geçmesiyle, hususan evliyalar aleyhinde ve bir derece bid'alara müsaadekâr meşreplerini kendilerine perde yapmak isteyen, bid'alara bulaşmış bir kısım hocalar, sizin, muhabbet-i Âl-i Beytten gelen ve şimdi izharı lâzım olmayan içtihadınızı vesile ederek hem sana, hem Nur şakirtlerine darbe vurabilirler. Madem zemmetmemek ve tekfir etmemekte bir emr-i şer'î yok, fakat zemde ve tekfirde hükm-ü şer'î var. Zem ve tekfir, eğer haksız olsa, büyük zararı var; eğer haklı ise, hiç hayır ve sevap yok. Çünkü tekfire ve zemme müstehak hadsizdir. Fakat zemmetmemek, tekfir etmemekte hiçbir hükm-ü şer'î yok, hiç zararı da yok."(2)
Bu mektuptan anlaşılana göre, o müellifler ve eserleri; İbnü't-Teymiye ve İbnü'l-Kayyim-i Cevzî' gibi âlimler ve eserleridir. Hocalar arasında en tesirli fikirler, bu zatların fikirleridir.
Dipnotlar:
(1) bk. Kastamonu Lahiksı, (48. Mektup).
(2) bk. Emirdağ Lâhikası-I, (152. Mektup).
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü