"İ’lem eyyühe’l-aziz! 'Bazı dualar icabete iktiran etmez.' diye iddiada bulunma. Çünkü dua bir ibadettir. İbadetin semeresi âhirette görünür..." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Bazı duâlar icabete iktiran etmez, diye iddiada bulunma. Çünkü duâ bir ibâdettir. İbâdetin semeresi âhirette görünür. Dünyevî maksatlar ise, namaz vakitleri gibi, duâlar ibâdeti için birer vakittirler. Duâların semeresi değillerdir. Meselâ, Şemsin tutulması küsuf namazına, yağmursuzluk yağmur namazına birer vakittir."
"Ve kezâ, zalimlerin tasallutu ve belâların nüzûlü, bazı hususî duâlara vakittir. Bu vakitler bâki kaldıkça, o namazlar, o duâlar yapılır. Eğer bu vakitlerde dünyevî maksatlar hâsıl olursa, zâten nurun alâ nur. Ve illâ, icâbet duâya iktiran etmedi, diyemezsin. Ancak, henüz vakit inkıza etmemiş, duâya devam lâzımdır, diyebilirsin. Çünkü o maksatlar duâların mukaddemesidir, neticesi değillerdir."
"Cenab-ı Hakk’ın duâların icâbetine vaadetmesi ise, icâbet ayn-ı kabul değildir. Yâni, icabet kabulü istilzam etmez. Duâya her halde cevap verilir. Cevapsız bırakılmaz. Matluba olan is’âf ise, Mucîbin hikmetine tâbidir. Meselâ: Doktoru çağırdığın zaman, herhâlde: 'Ne istersin?' diye cevap verir. Fakat: 'Bu yemeği veya bu ilâcı bana ver.' dediğin vakit, bazen verir, bazen hastalığına, mîzacına mülâyim olmadığından vermez."
"Adem-i kabul esbabından biri de duâyı ibâdet kasdiyle yapmayıp, matlubun tahsiline tahsis ettiğinden aksülâmel olur. O duâ ibâdetinde ihlas kırılır, makbul olmaz."(1)
Bu ders Yirmi Üçüncü Söz’deki dua bahsinin çekirdeği hükmündedir.
Bu derste verilen en önemli mesaj, duayı ibadet niyetiyle yapmaktır. İbadetin esası ihlastır, yâni ibadetler bir başka gaye için değil ancak Allah rızası için yapılırlar. Dua ibadetinde de esas olan ihlastır, ihtiyaçlarımız bu ibadet için birer vesiledirler. İbadetin neticesi ahirette görülür.
Dünyevi maksatlar için yapılan dualarda unutulmaması gereken çok önemli bir nokta da istenen maksat hasıl olmadığında duanın kabul olmadığı vehmine kapılmamaktır. Zira, ayet-i kerîmede mealen, “Bana dua edin, size icabet edeyim.” (bk. Mümin, 40/60) buyurulmaktadır. İcabet, istenen şeyin aynen verilmesi demek değildir. Yâni, ayette "dua edin kabul edeyim" buyurulmamış, "cevap vereyim" buyurulmuştur. Biz dileğimizi Rabbimize arz ettikten sonra O’ndan gelecek her cevabın hakkımızda hayırlı olacağını bilmek durumundayız.
Biz hakkımızda neyin hayırlı olacağını tam bilemediğimizden, dünyevî maksatlarda hastanın hekime itimat etmesi gibi Rabbimize tevekkül etmek ve hükmüne rıza ile teslim olmak durumundayız.
Zaten Rabbimiz, ahirete ait isteklerimizi rahmetiyle ihsan edecektir, yeter ki biz salih amellerimizi ihlasla yerine getirelim ve inşallah iman ile o ebedi âleme göçelim.
Bu derste yağmur namazı konusunda yapılan birtakım yanlış değerlendirmelere de çok güzel cevap verilmiş ve konuya açıklık getirilmiştir.
“Şemsin tutulması küsuf namazına, yağmursuzluk yağmur namazına birer vakittir.” buyurulmuş ve küsuf namazının Güneş tutulmasının sona ermesi için kılınmadığı gibi, yağmur namazının da yağmurun yağması için kılınmadığı ifade edilmiştir.
Bazıları, "namazla yağmurun ne alâkası var" gibi tuhaf bir itirazda bulunuyorlar. Asında yağmur ile namaz arasında çok yakın bir ilgi vardır. Zira, bilindiği gibi yağmurun yağması için denizlerin buharlaşması, buharların havaya bindirilerek sevk edilmeleri ve muhtaç mahalle gelindiğinde yağmur olarak indirilmesi gibi her biri ancak Allah’ın kudretiyle olabilecek çok büyük icraatlar gerekmektedir. Bunların hepsi insan gücünü son derece aştığından tek yol, insanın kendi aczini ve fakrını tam hissederek, Güneş'in, denizin ve havanın Malikine sığınması, O’ndan medet dilemesidir.
(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Onuncu Risale.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Dua sadece Allah rızası için mi yapılmalı isteklerimiz için işte belki yağmur, iş, evlat evlilik gibi sebepler için yapılınca kabul edilmez mi?
Dua, aslında bir ibadettir. İbadetin özü ise Allah'ın rızasını kazanmaktır. İsteklerimizin (yağmur, iş, evlat vb.) gerçekleşmemesi veya geç gerçekleşmesi duanın reddedildiği anlamına gelmez; aksine o duanın vaktinin henüz dolmadığını gösterir.
Neden "Sadece İstek" Odaklı Olmamalı?
İhlasın Kırılması: Eğer duayı sadece bir "sipariş listesi" gibi görür ve "Neden hemen kabul edilmedi?" diyerek küsersek, ibadetin özü olan samimiyeti (ihlası) kaybetmiş oluruz.
Aksü'l-Amel (Ters Tepme): Metinde geçen bu ifade, duayı sadece bir amaca ulaşma aracı (anahtar gibi) görüp Allah'a yönelmeyi ihmal ettiğimizde, o duanın manevi tesirinin azalabileceğini anlatır.
Kabul ve Cevap Farkı: Allah her duaya cevap verir (Mü'min Suresi, 60), ancak her duayı bizim istediğimiz şekilde kabul etmeyebilir. Bazen istediğimizin daha iyisini verir, bazen de ahiretimiz için saklar.
Özetle İstekleriniz için dua etmeniz elbette meşrudur ve istenmelidir. Ancak temel niyet; "Rabbim, ben muhtacım, kapına geldim" acziyetiyle O'nun rızasını istemek olmalıdır. Dünyevi istekler ise bu ibadetin vakti ve vesilesidir. Yağmur yağmadığında yağmur namazı kılınması gibi; darlık ve ihtiyaç zamanları da dua ibadetinin vaktidir.
Eğer duanızı "İsteğim olmazsa bu dua boştur" mantığıyla değil de "Rabbimle konuşuyorum, O en hayırlısını bilir" teslimiyetiyle yaparsanız, hem huzur bulur hem de duanın makbuliyet şartını yerine getirmiş olursunuz.