"İnayet" ve "Nizam" münasebeti nasıldır?
Değerli Kardeşimiz;
"Birincisi: Delil-i inayet ve gayedir ki, menâfi-i eşyayı tâdât eden bütün âyat-ı Kur'âniye bu delili nesc ve şu burhanı tanzim ediyorlar. Bu delilin zübdesi, kâinatın nizam-ı ekmelinde itkan-ı san'at ve riayet-i mesâlih ve hikemdir. Bu ise, Sâniin kast ve hikmetini ispat ve tesadüf vehmini ortadan nefyediyor. Zira itkan ihtiyarsız olmaz. Evet, nizamın şahitleri olan bütün fünun-u ekvan, mevcudatın silsilelerindeki halkalardan asılmış mesâlih ve semeratı ve inkılâbât-ı ahvâlin katmer ve düğümleri içinde saklanmaz hikem ve fevaidi göstermekle, Sâniin kast ve hikmetine kat'î şehadet ediyorlar." (Mesnevi-i Nuriye, Nokta)
Eşyadaki bütün fayda ve hikmetler inayet delilinin konusudur. Gözün görmesi, kulağın işitmesi, dilin tatması, burnun koku alması, insanın karaciğerinin dört yüz ayrı hikmet ve vazifesinin olması gibi eşyadaki sayısız fayda ve hikmetlerin hepsi bu delilin sahasına girerler.
Bugün sistematik olan bütün fen ilimleri bu delilin sahası ve izahıdır. Bu deliller bütün sebepleri ve sebeplerden hâsıl olan neticeleri Allah’ın marifet ve huzurunda bir vasıta ve pencere yapar. Kur’an’ın bu metodu ile kâinata bakan bir adam için kâinat ve içindeki her şey birer marifet kapısı, her bir eşya huzur-u İlahiyi temin eden birer marifet pencereleri olur.
İnayet, eşyanın faydalı ve hikmetli yaratılması demektir ki, eşyanın faydalı ve hikmetli olabilmesi de intizam ve sisteme bakar. Meselâ; gözün güzel manzaraları görmesi bir inayettir. Lakin gözün o manzaraları görebilmesi için, gözün içinde müthiş bir tanzim ve sistem kurulmuştur. Tanzim ve sistem ise bir kasıt ve iradeye bakar. Kasıt ve iradenin emrinde ise sonsuz bir ilim ve kudret vardır.
Yani gözün görmesi bir intizam ile oluyor. Dışarıdan insan gözüne gelen ışıklar saydam tabakada kırıldıktan sonra, göz bebeğinden geçerek merceğe gelir. Burada bir daha kırılarak retina üzerinde ters bir görüntü oluşturur. Retinaya gelen ışınlar, çubuk ve koni hücreleri şeklindeki almaçları uyararak görme sinirlerinden impulsları oluşturur. İmpulslar, beyindeki görme merkezlerine iletilir ve bu koni hücreleriyle gerçekleşir. Retina tabakasında üç çeşit koni vardır. Bunlar mavi, yeşil ve kırmızı rengine duyarlıdırlar.
Hulasa; bütün inayet ve maslahatlar bir intizam ve sistem dâhilinde bize ikram ediliyor. İnayet intizamın bir neticesi, kopmaz bir bendesidir. Bu yüzden, inayet ile intizam girift bir şekilde işler. Yukarıda vermiş olduğumuz görme inayeti ve oluşturan görme nizamı sadece bir örnektir. Kâinatta her şey bu örnekteki gibi işletiliyor.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Inayetin tam ne demek olduğunu anlayamadim açıklar mısınız?
Daha örnekli somut bir şekilde olursa sevinirim.
Birde inayeti tamme nedir?
İnayet, kelime anlamı olarak "iyilik, lütuf, ihsan, yardım ve koruma" demektir. Ancak sadece basit bir yardım değil, bir büyüğün kendinden daha zayıf veya yardıma muhtaç birine gösterdiği şefkatli ilgi ve kayırma durumunu ifade eder.
Günlük dilde artık pek kullanılmasa da, özellikle eski metinlerde ve tasavvufi bir derinlikte karşımıza çıkar.
Somut Örneklerle İnayet
Bir kavramı somutlaştırmak için şu senaryoları düşünebiliriz:
Fırtınadaki El: Şiddetli bir fırtınada denizin ortasında mahsur kaldığınızı hayal edin. Tam umudunuzu kestiğiniz anda, dev bir geminin sizi fark edip kurtarması ve ardından size sıcak bir yemek sunup güvene alması bir inayettir. Burada sadece kurtarma eylemi değil, o kişinin size gösterdiği ekstra özen ve koruma ön plandadır.
Ustanın Çırağı: Bir sanat okulunda çok yetenekli ama imkanları kısıtlı bir öğrenci olduğunuzu düşünün. Dünyaca ünlü bir ustanın, hiçbir karşılık beklemeden sizi kanatları altına alması, size tüm sırlarını öğretmesi ve yolunuzu açması, size gösterdiği bir inayettir.
Cümle İçinde Kullanımı: "Bu zor günleri ancak Allah’ın inayetiyle (yardımı ve korumasıyla) atlatabildik."
İnayet-i Tamme Nedir?
İnayet-i tamme, "tam, eksiksiz ve kusursuz inayet" anlamına gelir. Bu kavram genellikle ilahiyat ve felsefede kullanılır.
Bunu şu şekilde anlayabiliriz:
Kusursuz Düzen: Doğadaki ekolojik dengenin, gezegenlerin yörüngesinin veya insan vücudundaki sistemlerin birbirine zarar vermeden, büyük bir uyum içinde çalışması "İnayet-i Tamme"nin bir sonucudur.
Mutlak İyilik: Bu inanca göre, evrende var olan her şey (görünüşte kötü bile olsa) aslında genel bir hayra ve iyiliğe hizmet eder. Yaratıcının, yarattığı varlıkları en başından itibaren tam bir koruma ve gözetim altına alması durumudur.
Özetle: İnayet, kişiye özel bir "kayırma ve yardım" iken; İnayet-i tamme, tüm varlığı kapsayan "genel ve eksiksiz fayda sağlama/düzen/koruma" halidir.