"İnsanın saadet ve şekavetine medar Beş Nükteden ibarettir." Deniliyor. Fakat devamında "esfel-i sâfilîn" , "âlâ-yı illiyyîn" konuları işleniyor. Buradaki "saadet" ve "şekavet"i nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Buradaki “saadet” ifadesi, insanın iman, ibadet, güzel ahlak sayesinde dünyada kalp ve ruh huzurunu, kabrinin cennet bahçesine dönüşmesi, mahşer hesabının hızlı ve kolay görülmesi, sırattan süratli bir şekilde geçip cennette sonsuz bir hayata mazhar olmayı ifade eden genel ve geniş bir kavramdır.

Şekavet ise insanın inkâr, küfür ve gaflet yüzünden dünyada kalp ve ruhun huzursuz olmasını, kabrin cehennem çukurlarından bir çukura dönüşmesi, mahşerde hesabın uzun, zor ve meşakkatli geçmesi, sırattan geçemeyip düşerek cehenneme yuvarlanmayı içine alan geniş ve genel bir kavramdır.

İnsanın hem dünya hem de ahirette saadeti elde etmesi, iman ve ibadet ile mümkündür.

İnsanı hem dünya hayatında hem de ahirette perişan edip helakına sebebiyet veren ise küfür, inkâr ve gaflettir.

"Ahsen-i takvim," "âlâ-yı illiyyîn," insanın her iki dünyada yüksek bir makama çıkıp, her iki dünyada saadete erişmesi anlamına geliyor.

"Esfel-i sâfilîn" ise, insanın hem dünyada hem ahirette nasıl alçalıp acıklı bir şekavete ve azaba maruz kaldığını ifade ediyor.

Saadet ve şekavet çok geniş ve külli iki ifade olup iman ve küfre tekabul ediyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...