"İranîler tazyikatından kurtulamayan istibdad sırrıyla ve şöhret kuvvetiyle İranîlerin mefahirini gasp ve gàrât ederek büyülttü." cümlesini izah eder misiniz?

Soru Detayı

1) "hiç İranîler tazyikatından kurtulamayan istibdad sırrıyla ve şöhret kuvvetiyle..." (ifadeyi anlamlandırırmısınız) iraniler istibdatdan kurtulamamış mı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Eğer istersen hayâlât-ı acemâne içinde perverde olan Rüstem-i Zâl'in timsal-i mânevîsine bak, gör, ne ucubedir! Zira, şecaatle müştehir olduğundan ve hiç İranîler tazyikatından kurtulamayan istibdad sırrıyla ve şöhret kuvvetiyle İranîlerin mefahirini gasp ve gàrât ederek büyülttü."(1)

Buradaki "istibdat" kavramı, şöhretin hayalin üzerindeki gerçekliği aşan baskısı anlamına geliyor. Ki bu tarz baskılar her toplumlarda olmuş ve oluyor, İranlılara mahsus değildir. Her toplumun mitolojik karakterleri ve hikayeleri bunun en somut göstergesidir.

Mesela, Türklerin Tarkan, Kara Murat, Oğuz Kağan vesaire mitolojik karakterleri İranlıların Zaloğlu Rüstemleri ile aynıdır.

Her toplumun karakterinde abartma ve hayalin karşı konulamaz bir baskısı ve tazyiki vardır. Her kavim kendi milli seciyelerini ve meziyetlerini böyle hayali karakterlerde abartılı bir şekilde tasvir eder.

Yunanlıların Herkül'ü ve Aşil'i, İranlıların Rüstemi kahramanlıkta olduğu gibi, Nasrettin Hoca da nüktedanlıkta bütün bir milletin nükteleri ona hamledilerek şişirildi.

Zihin ve mantık, toplumun bu baskısı ve zorbalığı karşısında zamanla yenik düşer ve hurafeler buradan çıkar. Günümüzde felsefi ve bilimsel düşünceler kısmen bu mitolojik bakışları tadil etmiştir.

"Şöhret bir müstebittir; sahibine mal eder başkasının malını. Meşhur Hoca Nasreddin letâifi içinde, zekâtı, asıl malı. (yani onda biri)

Rüstem-i Sistanî, onun hayal-i şanı garet etti bir asır mefâhir-i İran’ı. Gasb ve garetle şişti o namdar hayali, hurâfâta karıştı, attı nev-i insanı."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Muhakemat, Birinci Makale (Unsur-u Hakikat), Dördüncü Mukaddime.
(2) bk. Sözler, Lemeat.

İlgili ders videosu için tıklayınız:
Prof. Dr. Şadi Eren, Muhakemat Dersleri (5.Bölüm)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Editor (Muaz)
Sanatkarlar şekil güzelliğine takılıp kalmazlar onun ötesinde ki güzellikleri de görürler. Gözle görülen nesneler (güzel bir yüz, güzel bir bina gibi), kulakla işitilen bir müzik, dil ile tadılan bir yemek, koklanan bir çiçeğin kokusu gibi beş duyu ile algılananlar yanında güzel ahlak gibi soyut kavramlar da güzellikle ilgilidir ve sanatkarlar bu gibi ince derin ve soyut güzellikleri de görürler. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...