"İslâmiyet muhabbeti, senin husumetini istilzam eder. Cebrail, şeytan ile barışamaz." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Salisen: Madem ki öldürüyorsun. Ölmek iki suretledir."

"Birinci suret: Senin ayağına düşmek, teslim olmak suretinde ruhumuzu, vicdanımızı ellerimizle öldürmek, cesedi de güya ruhumuza kısasen sana telef ettirmektir."

"İkinci suret: Senin yüzüne tükürmek, gözüne tokat vurmakla ruh ve kalbimiz sağ kalır, ceset de şehit olur. Akide faziletimiz tahkir edilmez; İslâmiyetin izzetiyle istihza edilmez."

"Elhasıl: İslâmiyet muhabbeti, senin husumetini istilzam eder. Cebrail, şeytan ile barışamaz."(1)

Burada, İslam'ın yıkılması ve dünyadan bütün izlerinin silinmesi için var gücüyle uğraşan, İstanbul'u işgal edip oradan İslam milletlerine ayar çekmeye çalışan o zamanki İngilizlerle kesinlikle dost olunmaması gerektiği üzerinde duruluyor. Bunların -güya- merhametkâr yüzlerine aldanıp tabi olmak ve işgallerine göz yummak doğru değildir. İşgallerine karşı çıkmak dinimizin gereğidir ki, bu durumda öldürülsek de ruhumuz ve kalbimizi kurtarırız, cesedimiz de şehit olur.

Evet, İslam ile küfür, muhabbet ile düşmanlık, izzet ile zillet birbirlerine zıt şeylerdir. Her ikisinin aynı yerde, aynı mekânda cem olması mümkün değildir. Mesela, bir kalpte hem iman hem küfür bulunamaz. Bir insan hem izzetli hem zelil olamaz.

İslamiyet’e sevgi besleyen birisinin İslam’a düşman olan ve ona karşı mücadele eden küfre ve kâfire düşmanlık duyması zaruri bir durumdur. Hem "İslam’a muhabbet ediyorum." diyeceğim hem de "İslam’ı yok edenlere tepkisiz kalacağım.", bu mümkün olmayan bir durumdur.

“Cebrail, şeytan ile barışamaz.” ifadesi de bu gerçeği ifade etmek için kullanılan bir teşbihtir. Yani Cebrail (as) ile şeytanın dost olması nasıl imkansız bir durum ise, iman ile küfrün cem olması da bir o kadar imkânsız bir durum demektir.

(1) bk. Hutuvat-ı Sitte.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...