"Malımızdan veririz, mallarından alırız. Ticaret muhabbeti, onlar bizi beslerler, hediyelerle süslerler, hem de teşyi ederler." Buradaki "malımızdan vermek" ve "mallarından almak" ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
"Her nereye geliriz, herhangi taifeye misafir oluyoruz; pek uhuvvetkârane istikbal görüyoruz. Malımızdan veririz, mallarından alırız."
"Ticaret muhabbeti, onlar bizi beslerler, hediyelerle süslerler, hem de teşyi ederler. Gele gele işte geldik, dünya kapısındayız, işitiyoruz avaz." (Sözler, Lemeat, Hakiki bütün elem dalalette, bütün lezzet imandadır.)
İnsan, dünya hayatında ağırlanan bir misafir gibidir. Mesela, insan dünyaya adım atar atmaz en güzel bir gıda olan süt ile beslenir, anne ve baba ona iki hizmetçi olur, sonra büyüdükçe nimetler halka halka önüne açılır.
"Malımızdan veririz" ifadesi, insanın iman ve ibadetine kinayedir ki, onun yegâne zenginliği ve asıl servetidir. Elinden başka da bir şey gelmez. Ayrıca insanın kâinata ve varlıklara kattığı bazı güzel eserlerine de işarettir.
"Mallarından alırız" ifadesi de yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, insanın dünya hayatında istifade ettiği nimetlere işarettir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Dünya kapısına gelmeden önceki bu ticaret muhabbeti, taifelere misafir olmak hususları nerede ve nasıl gerçekleşmiş olabilir? Nasıl anlamalıyız?
Bu ifadeler, ruhun dünya yolculuğunu ve bu yolculuk sırasındaki durakları temsil eden tasavvufi ve sembolik bir anlatım içerir. Bu "ticaret muhabbeti" ve "taifelere misafir olma" durumunu şu şekilde anlayabiliriz:
Ruhun Yolculuğu (Sefer-i Ervah)
İslam düşüncesine ve tasavvufa göre insan ruhu, dünya kapısına gelmeden önce farklı alemlerden geçer. Bu sürece genel olarak Kavs-i Nüzul (iniş yayı) denir. Ruh, Bezm-i Elest’ten (Ruhlar Meclisi) çıkarak sırasıyla;
Lahut ve Ceberut Alemi: İlahı isim ve sıfatların tecelli ettiği yüksek mertebeler.
Melekut Alemi: Meleklerin ve nurani varlıkların bulunduğu alem.
"Taifeler" ve "Beslenme" Ne Demektir?
Buradaki "taifeler", ruhun geçtiği bu yüksek alemlerdeki melekler veya manevi varlıklardır.
Beslenme ve Süslenme: Ruh, dünyaya inmeden önce bu alemlerde manevi kabiliyetlerle, ilahi feyizlerle ve istidatlarla (yeteneklerle) donatılır. Yani dünya hayatındaki imtihanı için gerekli olan "manevi sermaye" ile süslenir.
Teşyi Edilme: Bir yolcunun uğurlanması gibi, ruhun bu yüce makamlardan dünya gurbetine izzetle ve dualarla gönderilmesini ifade eder.
Ticaret Muhabbeti
Dünya, tasavvufta bir "ticaretgah" olarak görülür. Ruhun buraya gelmeden önceki hazırlığı, bu büyük ticarete (yani dünya imtihanına) bir yatırımdır.
Cenab-ı Hak, ruhu bu "hediyelerle" (akıl, kalp, vicdan, duygular) donatarak gönderir ki; kişi dünyada bu sermayeyi doğru kullansın ve ahiret saadetini kazansın.
"İşitiyoruz âvâz" kısmı ise, artık doğumun yaklaştığını, dünyanın sesinin ve maddi hayatın başladığını simgeler.
Özetle bu ifadeler, insanın dünyaya başıboş ve donanımsız gelmediğini; aksine manevi alemlerde büyük bir itibar gördüğünü, hediyelerle (kabiliyetlerle) donatıldığını ve kutsal bir görev (ticaret) için bu kapıdan içeri süzüldüğünü anlatır.