Block title
Block content

İsm-i Ferd'in Dördüncü İşaret'inin Üçüncü Temsil'ini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Üçüncü temsil: Meselâ küre-i arz, Zât-ı Ferd-i Vâhidin bir memuru, bir neferi olduğundan, yalnız o birtek nefer, o tek Zâtın tek emrini dinlediği için, mevsimlerin husulü ve gece ve gündüz vakitlerinin vücudu ve semâvattaki ulvî ve haşmetli harekâtın zuhuru ve sinemavâri semâvî levhaların tebdili gibi neticeleri istihsal için, arz gibi birtek nefer, birtek Zâtın birtek emrini almakla, o vazifenin neş’esinden gelen bir cezbe ile, meczup Mevlevî gibi iki hareketiyle semâa kalkar, bütün o muhteşem neticelerin husulüne ve zuhuruna vesile olur. Güya o tek nefer, kâinat yüzündeki muhteşem manevraya bir kumandanlık eder."

"Eğer hâkimiyet-i ulûhiyeti ve saltanat-ı rububiyeti umum kâinatı ihata eden ve hüküm ve emri umum mevcudata geçen bir Zât-ı Ferde verilmezse, o halde o neticeleri, o semâvî manevrayı ve arzî mevsimleri tahsil etmek için, küre-i arzdan bin defa büyük milyonlarla yıldızlar ve küreler, milyonlar sene uzun bir mesafeyi her yirmi dört saatte, herbir senede gezmekle o neticeler gösterilebilir."(1) 

Kainatta olan biten bütün işleri bir Sanatkara, bir Allah’a vermek, çok olan sebeplere ve tabiata vermekten daha kolay, daha makul ve daha mantıklıdır. Kainatta olan biten bütün işleri sebepler ve tabiat yapıyor demek daha zor, daha gayrı makul ve daha akıl dışıdır. Burada ana tema budur. Yani birlikte kolaylık ve makullük varken, çoklukta zorluk ve akıl dışılık vardır.

Mesela, yüz askeri bir komutanın idare etmesi mi kolay, yoksa  bir askeri, yüz komutanın idare etmesi mi daha kolaydır? Elbette yüz askeri, bir komutanın idare ve tedbir etmesi daha makul ve kolaydır.

Yine sanat ve ticaret ile uğraşanlar birlikte kolaylık, çoklukta zorluk manasını anladıkları için, şirketleşme ile çok işleri bir çatı altında toplamışlar. Yoksa dağınık ve çok olan işlerin hepsine yetişip idare etmek çok zordur. Bir çatı altında işleri toplamanın kolaylığını temin etmek için işlerini ve ticaretlerini vahdette, yani bir şirkette topluyorlar. Yani her alanda birlik, çokluktan daha makul ve daha kolaydır.

Mesela, hayatın oluşması ve vücut bulabilmesi bütün kainatın ve içindeki sebeplerin bir araya gelmesi ve içtima etmelerine bağlıdır. Bu yüzden hayat, kainat fabrikasının çarklarının dönmesi ile hasıl olan bir mamuldür.

Hava, su, ateş, toprak bütün kainatı istila etmiş dört ana unsurdur ve aynı zamanda hayatın oluşmasında en temel unsurlardır. Bunlar olmadan hayat vücut bulamaz. Öyle ise hayat öyle bir iksirli macundur ki, girdiği yeri bütün kainat ile alakadar ve muhatap yapıyor. Küçük bir karınca ve arı hayat ile bütün kainatla muhatap haline geliyor. Kainat adeta arı ve karıncanın hayatının idamesi için işliyor.

 Öyle ise bir arıya hayat vermek için bütün kainatın çarklarını işletmek gerekir. Yani arının vücuduna lazım şeyleri kainatın dört bir tarafından toplayarak, icat etmek için kainatın avucunun içinde olması gerekir. "Sebepler ve tabiat yapıyor ve icat ediyor." diyenlerin fikrince her bir sebep kainata hem hakim hem de diğer bir sebebe mahkum olmak lazımdır. Halbuki "Fert olan Allah yapıyor." denildiği zaman, her şey onun sonsuz ilim, irade ve kudretinin dahilinde ve avucunda olduğu için, bir arıya hayat vermek gayet basit ve kolay bir hal alır. Adeta ezeli ilim sahifesinde yazılmış ve düzenlenmiş, görünmez yazının üstüne kudretin dokunması ile her şey nihayetsiz bir kolaylık ile icat olunuyor.

Üçüncü temsildeki, dünyanın hareketinden hasıl olan dört mevsim, gece ve gündüzün oluşması gibi harika netice ve hikmetlerin oluşması, bir olan Allah’a verildiği zaman, gayet kolay ve makul iken;  kendine veya sebeplere havale edildiği zaman, gayet imkansız ve akıl dışı olduğu vurgulanıyor, hayat örneğinde olduğu gibi. 

(1) bk. Lem'alar, Otuzuncu Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

isahalim
"Eğer hâkimiyet-i ulûhiyeti ve saltanat-ı rububiyeti umum kâinatı ihata eden ve hüküm ve emri umum mevcudata geçen bir Zât-ı Ferde verilmezse," Yani Hz. Üstad, paylaştığım cümlenin bu kısmı ile bir Zât-ı Ferd'e verilmediği takdirde Dünyanın hareket etmediğini, yani iki türlü hareketini yapmadığını mı farzediyor ??? Benim emin olmamakla beraber anladığım o. Onu kastediyorsa, bu durumda mevsimlerin, gece-gündüzün oluşması için yıldızların çok geniş mesafelerden çok daha hızla gelip yetişmesi gerekiyor ki bu hiç akla yatkın değil ya da son derece zahmetli, zor elbette. Ancak az evvel belirttiğim gibi, Hz. Üstad Dünyanın sabit durması durumunu mu kabul ederek bu izahı yapmakta acaba?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Kainatın idaresi Allah'a verilmezse kime verilecek ya sebeplere ya tabiata ya da tesadüfe senin aklın bu üç şıkka yatıyor mu elbette yatmıyor o zaman mecburen Allah'a vereceksin diyor Üstadımız. Burada mekanik anlamda kainatın ya da dünyanın hareketinden bahsetmiyor diye düşünüyoruz. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
isahalim

 Mesele şudur özetle: Dünyayı kendi ekseni ve güneşin etrafında döndürme hareketini yaptırmasaydı Allah, bu Dünya'da mevsimler ve gece-gündüzün oluşabilmesi için lazımdı? Cevap: yıldızlar gezegenler güneş her neyse koşup geleceklerdi ki uzak mesafelerden, gece gündüz ile mevsimler oluşabilsin, hem fikiriz galiba burada... İşte Üstad'ımız da yukarıdaki Risale metninin 2. paragrafında bundan söz ediyor. Bunu demiyorsda, o kısmı buyrun siz anlatın o zaman. (MERAK EDİYORUM, evet, metnin burasını ya da sizin ilk dediğinizi yanlış anlamışız, diyecek misiniz?! )

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...