"İşte şu sır içindir ki, mu’cize-i taamiye ve mu’cize-i mâiyenin her bir misali, hanîn-i ciz’ derecesine çıkmıyor." Buradaki sır nedir, izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Fakat şu mu’cize-i taamiye ve mu’cize-i mâiye ise, mu’cizeden ziyade bir keramettir; belki kerametten ziyade bir ikramdır; belki ikramdan ziyade, ihtiyaca binaen bir ziyafet-i Rahmâniyedir. Onun için, çendan dâvâ-yı nübüvvete delildir ve mu’cizedir; fakat asıl maksat, ordu aç kalmış, bir çekirdekten bin batman hurmayı halk ettiği gibi, Cenâb-ı Hak, hazine-i gaybdan bir sâ’ taamdan bin adama ziyafet veriyor. Hem susuz kalmış mücahid bir orduya, kumandan-ı âzamın parmaklarından âb-ı kevser gibi su akıttırıp içiriyor."

"İşte şu sır içindir ki, mu’cize-i taamiye ve mu’cize-i mâiyenin her bir misali, hanîn-i ciz’ derecesine çıkmıyor. Fakat o iki mu’cizenin cinsleri ve nevileri, külliyet itibarıyla, hanîn-i ciz’ gibi mütevatir ve kesretlidir. Hem taamın bereketini ve parmaklarından suyun akmasını herkes göremiyor, yalnız eserlerini görüyor. Direğin ağlamasını ise herkes işitiyor. Onun için fazla intişar etti."(1)

Peygamber Efendimiz (asm)'in yemek ve su ile ilgili göstermiş olduğu mucizeler genellikle bir ihtiyacın giderilmesi üzerine olmuştur. Malum Arabistan tarım ülkesi olmadığı için, yemek ve su bakımından kaynakları kısıtlı ve fakirdir. Bu sebeple Allah Peygamberi aracılığı ile sahabenin zor durumlarda yemek ve su ihtiyacını mucize ile gidermiştir. Bu da Allah’ın bir ikramı, bir ihsanı bir ziyafetidir.

"Kuru ağacın ağlaması" mucizesi ise, bir ihtiyaç bir ikramdan çok, nübüvvetin ispat edilmesi bakımından bir delil bir ispat niteliğindedir. Bu yüzden sahabe bu mucizenin duyurulması ve ilan edilmesinde daha titiz daha ihtimamlı davranmıştır. "Kuru ağacın ağlaması" olayının su ve yemek mucizelerinden daha şöhretli daha bilinir olmasının sırrı budur.

(1) bk. Mektubat, On Dokuzuncu Mektup, Onuncu İşaret.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...