Kabir hayatında manevî terakki var mıdır?
Değerli Kardeşimiz;
Kabir hayatında; dünya hayatında olduğu gibi terakki mevcuttur. Ancak dünyada olduğu gibi imtihan tarzında değil, dünyada bıraktığı hayır vesileleriyle kendisine ulaşan sevaplarla olacaktır. “Sebep olan işleyen gibidir”, hükmünce bir insan hayırlı bir hizmete vesile olmuşsa, ondan hâsıl olan sevabın bir misli kendisine verilir. O hizmet dünyada devam ettikçe hayır sahibinin sevapları da artmaya devam eder.
Nitekim bir ayette mealen şöyle buyrulur: “Kim güzel bir şefaatla (hayır ve iyiliklere aracı, vasıta olmakla) şefaat ederse, bundan kendisine bir sevab (hisse) vardır. Kim de kötü bir şefaatle (kötülüğe delil olmak ve yardım etmekle veya kötülük çığırını açmakla) şefaatte bulunursa, ondan kendisine bir günah payı vardır. Allah her şeye kadirdir.” (Nisa Suresi, 85)
Bu ayette geçen şefaat; vesile olmak ve yardım etmek manasındadır. Allah’ın ve kulların haklarına riayet ederek, müminlerin iyiliği için çalışmak “şefaat-ı hasene” olduğu gibi, insanlara her türlü menfi ve zararlı alışkanlıklar kazandırmak için gayret etmek de “şefaat-ı seyyie” olarak ifade edilmektedir.
Âlicenap ve hamiyetli Müslümanların muhtaç olanların sıkıntısını gidermeleri, dertleriyle hemdert olmaları, maddî ve manevî ihsanda bulunmaları, mescid, okul, dersane, kütüphane, çeşme gibi hayırlı işler yapmaları, kabirde onlara yoldaş olacak, ahirette de büyük ecirler kazandıracaktır.
Üstad ihlâs risalesinde şahs-ı manevi içindeki kişilerin “günah cihetiyle ölüp sevap cihetiyle yaşamasına” dikkat çeker. “Haberimiz olmadan tahakkuk ve takarrur eden şirket-i maneviyeden” elde edeceğiniz kazançlarla sevap defterimiz kapanmaz.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar