"Kadınlığa mahsus hüsn-ü siret" ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
"Aklı başında olan bir adam, refikasına muhabbetini ve sevgisini, beş on senelik fâni ve zâhirî hüsn-ü cemâline bina etmez. Belki, kadınların hüsn-ü cemâlinin en güzeli ve daimîsi, onun şefkatine ve kadınlığa mahsus hüsn-ü sîretine sevgisini bina etmeli, tâ ki, o biçare ihtiyarladıkça, kocasının muhabbeti ona devam etsin." (Lem'alar, Yirmi Dördüncü Lem'a, İkinci Nükte)
Hüsn-ü sîret, kelime anlamı olarak "ahlak güzelliği, içinin temizliği, karakter ve seciye güzelliği" demektir. (Dış güzellik anlamına gelen "hüsn-ü suret" kavramının zıddıdır.)
Risale-i Nur’daki bu ifadede geçen "kadınlığa mahsus hüsn-ü sîret" ise, bir kadının yaratılıştan sahip olduğu ve ona en çok yakışan ulvi ahlaki değerleri, derin şefkati, sadakati, iffeti ve samimiyeti ifade eder.
Bunu birkaç temel başlıkla daha net açıklayabiliriz:
Hakiki ve Karşılıksız Şefkat:
Şefkatli Rabbimiz, kadına çok yüksek bir şefkat hissi vermiştir. Kadınlığa mahsus en büyük güzellik, bu şefkati bir menfaat beklemeden, sırf sevgisinden dolayı muhtaçlara ve ailesine yöneltmesidir.
İffet, Namus ve Haya: Kendi değerini koruma, temiz ve asil bir duruş sergileme, kadın ruhunun en derin ve güzel süsüdür.
Samimi Sadakat ve Emniyet: Eşine ve ailesine karşı sarsılmaz bir bağlılık, güvenilirlik ve fedakârlık taşımaktır.
Metnin bütününde verilmek istenen asıl mesaj şudur:
Bir erkek, eşine olan sevgisini sadece gençlik ve sağlık gibi geçici olan dış güzelliğe (hüsn-ü surete) bağlamamalıdır. Çünkü dış güzellik yaşlandıkça ya da hastalıklarla solar. Eğer sevgi, kadının iç dünyasındaki o solmayan ebedi güzelliğe —yani şefkatine, temiz ahlakına ve karakterine (hüsn-ü sîretine)— bina edilirse, o evlilik bağları ihtiyarlandıkça daha da güçlenir ve ebedi bir arkadaşlığa dönüşür.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü