"Kâinat Sultanını tanıttırmak için emsâlsiz, kesilmeyen bir su, hava ve elektrikten; zelzeleyi, fırtınayı ve Harb-i Umumi gibi umumi ve dehşetli âfâtı, nev-i insanın yüzüne çarparak,.." cümlesini devamıyla açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Cenab-ı Hak nihayetsiz bir şefkat ve merhamet sahibi olmasından, -haşa- kullarına zulmetmez. Ancak insan kendisini azaba müstehak kılınca o zaman Allah-ı Zülcelal, kendisi küçük ama, zulmü ve aybı ve günahı büyük insana, zulümlü ve zulümatlı isyanından, kâinat ve külli unsurlar dediğimiz hava, su, toprak vb. kızıyor. Bunu neticesinde Cenab-ı Hak rablığının külli dairesinde, insanlığı uyandırmak ve dehşetli asiliğinden vazgeçirmek ve tanımak istemedikleri kâinat sultanını tanıttırmak için, benzeri ve misli olmayan üç unsuru deprem, fırtına ve harb-i umumi gibi dehşetli afetlere çevirerek insanın yüzüne çarpıp, hem hikmetini, hem kudretini, hem adaletini, hem irade ve hakimiyetini pek açık bir surette gösterip, onları imtihan etmek ister.

İşte insan bunlara bakıp ders ve ibret alması lazım gelirken, o zalim insan Cenab-ı Hakk'ın sadakatli birer abdi olan hava, su ve elektriğin bu neticelerini kendi küçücük akıllarına sığıştırmayarak derler:

"Bu tabiatın işidir ve bir maddenin patlamasıyla oldu. Tesadüfen meydana geldi. Güneşin sıcaklığının elektrikle çarpmasıdır ki, Amerikada bütün makinaları durdurmuş, Kastamonu ve semasında havayı kızartmış, yangın suretini vermiş diyerek manasız laflar etmektedirler."

İşte gerek su, gerek hava ve gerekse elektriği Cenab-ı Hak, âdeta her birini yoktan var ederek, bunları insanların ihtiyacı için göndermektedir. Yeryüzü yağmur vasıtasıyla hayat bulmakta, yağmur yağdırılmadığı vakit hayat adeta felç olabilmektedir. Cenab-ı Hak yağmurun dizginini bizatihi kendi elinde tutarak, istediği vakitte gönderiyor. Yoksa insanlar istedikleri vakit yağmur yağıyor değil.

Yine Cenab-ı Hak havanın menbaını kendi kabzayı tasarrufunda tutarak bazen rüzgarı estirmez, hayatı dehşetli bir azap yerine dönderir. Ve bazen de rüzgârı estirip insana nefes aldırmaktadır. Âdeta havayı kesip insanların o nimete şükrünü hakkıyla eda etmesi için göndermemekktedir.

Elektrik ise ne şarktan ne de garbtan alınmış bir madde değil. Direk Cenab-ı Hakk'ın kudretiyle halk edilmektedir.

Demek ki; her şeyin menbaı Cenab-ı Hakk'ın hazinesidir. Özellikle bunların belirtilmesi ise ehemmiyetlerinden dolayı olabilir. Veya ahir zamanda bunlar üzerinde, özellikle su ve elektrik üzerinde farklı temayüller uyanabileceği yönünde kanaatimiz mevcuttur.

Kainattaki bütün olaylar ve fiiller, Allah’ın bir icraatı, bir tedbir ve iradesidir. En küçük zerre bile onun tedbir ve iradesi olmadan hareket edemezken, nasıl olur da deprem ve sel gibi külli felaketler, tesadüfe ve sebeplere havale edilebilir.

Depremi fay hattının kırılmasına, sel felaketini suyun gelişi güzel akmasına bağlayıp, orada İlahi terbiye ve hikmetleri örtbas etmek ve o azim olayları adi sebeplere havale etmek büyük bir ahmaklıktır.

Halbuki bütün bu bela ve musibetler, Allah’ın hem kainattaki tasarruf ve terbiyesini, hem de insanların inkar ve gafletten gelen zulümlerini tokatlayan birer İlahi ikaz ve ceza olduklarını göstermek içindir. Ama insanlar, inkar ve gaflet gözlüğü ile olaylara baktıkları için, bu ihtar ve ceza manasını göremiyorlar, bu da gafletin derin bir haletidir.

Üstad Hazretlerinin emsalsiz kesilmeyen su ve elektrik dediği şeyler, böyle semavi ve arzi musibetlerin maddi sebepleridir.

Mesela; Allah depremi fayın kırılması ile icat ediyor, seli yağmurun bir iki saat sağanak bir şekilde yağdırmak ile icat ediyor, gökyüzünün kızarmasını şimşek ve başka sebeplerle icat ediyor, dünya savaşını bir prensin öldürülmesi ile icat ediyor vs. Bunlar işin bahanesi ve adi bir sebebidir, hakiki anlamda bunları bize musallat eden ve tasarruf eden Allah’ın irade ve kudretidir. İşte tabiatçılar ve sebebe tapanlar bu noktayı göremedikleri için, böyle azim işleri gayet adi ve basit sebeplere dayandırıyor ve ondan biliyorlar ve küfür gafletinin en kalın bir perdesini gözlerine çekiyorlar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yorumlar

meryem

Allah razi olsun, cevabın son kısmındaki: "Veya ahir zaman da bunlar üzerinde, özellikle su ve elektrik üzerinde farklı temayüller uyanabileceği yönünde kanaatimiz mevcuttur..." bunu biraz daha açabilir misiniz?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (mevlut)

Peygamber efendimizin (a.s.m.) ahir zamanda gelmesi ve "ene vessaatu ke hazeyn", "ben ve kıyamet bu iki parmağım gibi birbirimize yakınız buyurması" (işaret ve orta parmağı gösterek) kıyamet alametlerini de Hadis-i Şerifleriyle beyan etmeleri ve "Ümmetimin ömrünün binbeşyüzü (hicri) pek geçmeyecek.." şeklindeki beyanatlarıyla bizlere bazı mesajlar vermektedir.
Peygamberimizin haber verdiği ahir zamanla ilgili pekçok hadisin vuku bulmasını nazara alırsak; gerek şu anda, belki de yakın bir zamanda, özellikle enerji kaynakları üzerinde, gerek Orta Doğu, gerekse batılı devletlerin birbirleriyle olan münasebetleri ciddi bir hal alacağa benziyor. Tabii enerji olsun, insan ihtiyaçlarının kısmi ekserisinin temini olsun, elektrik ve su ile sağlanması, bizim yukarıda ifade ettiğimiz tezimizi doğrular niteliktedir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
mustafa kayapalı
"emsâlsiz, kesilmeyen bir su, hava ve elektrikten; zelzeleyi, fırtınayı ve Harb-i Umumi gibi umumi ve dehşetli âfâtı, ..." "hava ve elektrikten; zelzeleyi, fırtınayı" cümlesi anlaşılmıyor. sanki zelzele hava ve elektirikle meydana geliyor gibi bir ifade var. Veya hava elektirik ayrı bir musibete mi vesiledir. Cümle oldukça muğlak. Açabilir misiniz.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...