"Kâinatta görünen saltanat-ı Rububiyeti itaatkârane tasdik edip kemalatına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Birinci vecih şudur ki: Kâinatta görünen saltanat-ı Rububiyeti itaatkârane tasdik edip kemalatına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir."

"Sonra, esma-i kudsiye-i İlâhiyenin nukuşlarından ibaret olan bedî sanatları birbirinin nazar-ı ibretlerine gösterip dellallık ve ilancılıktır."(1)

Cenab-ı Hakk’ın zatında şeriki olmadığı gibi, sıfatlarında, fiillerinde, şuunatında da şeriki yoktur. Bu cümlede Allah’ın rububiyet saltanatı nazara veriliyor. Bütün âlemleri o terbiye etmiştir. Bu varlık âleminde, bir başkasının yarattığı ve terbiye ettiği hiçbir mahluk yoktur. İşte “saltanat-ı Rubûbiyet” bu terbiye saltanatını ifade ediyor.

İnsana düşen vazife bu saltanatı tasdik etmek, Rabbü’l-âlemîn olan Allah’a iman etmek, her şeyin terbiyesinin ayrı bir mu’cize olduğunu hayretle düşünmektir.

1) bk. Sözler, Yirmi Üçüncü Söz, İkinci Mebhas.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 5.818
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

denizm

"Birinci vecih şudur ki: Kâinatta görünen saltanat-ı Rububiyeti, itaatkârâne tasdik edip kemâlâtına ve mehâsinine hayretkârâne nezaretidir."
cümlesindeki "Kâinatta görünen saltanat-ı Rububiyeti, itaatkârâne tasdik etme" nasıl olur? Daha açıklayıcı izah eder misiniz?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Bahsettiğiniz "Kâinatta görünen saltanat-ı Rububiyeti, itaatkârâne tasdik etme" kavramını, güncel ve anlaşılır bir dille, adım adım parçalarına ayırarak izah edelim:

1. Saltanat-ı Rububiyet Ne Demektir?

Rububiyet, Kelime anlamı olarak "terbiye edicilik, besleyip büyütme, idare etme ve egemenlik" demektir. Kâinattaki saltanat-ı Rububiyet ise; atomlardan galaksilere kadar her şeyin mutlak bir düzen, ölçü, merhamet ve sanatla idare edilmesidir.

  • Bir çekirdeğin çatlayıp devasa bir ağaç olması,

  • Milyarlarca yıldızın birbirine çarpmadan muazzam bir hızla dönmesi,

  • Yeryüzündeki milyarlarca canlının tam vaktinde, hiç karıştırılmadan rızıklandırılması...

İşte tüm bu harika icraatlar, kâinatta çok ihtişamlı bir idare ve terbiye saltanatı olduğunu gösterir.

2. İtaatkârâne Tasdik Etmek Nasıl Olur?

Bu muazzam saltanatı "itaatkârâne tasdik etmek", insanın hem zihnen (aklen) hem de amelen (eylemle) bu egemenliğe boyun eğmesi demektir. Bu durum hayatımızda şu şekillerde pratik karşılık bulur:

Akli ve Kalbi Tasdik (İman ve Kabul)

Kâinattaki bu harika düzeni gördüğünde tesadüfe veya kör kuvvete vermemektir. "Bu harika işler kendi kendine olamaz; arkasında sonsuz bir ilim, irade ve kudret sahibi bir İdareci (Rabb) var" diyerek kalben onaylamak ve bunu ilan etmektir. Yani, kâinat sultanının varlığını ve birliğini kabul etmektir.

Ameli Tasdik (İtaat ve İbadet)

Sadece "Evet, bir yaratıcı var" demek yetmez; o Yaratıcı'nın koyduğu kurallara bilerek ve isteyerek uymak gerekir.

  • Fıtri Kurallara Uymak: Allah’ın kâinata koyduğu fiziksel ve biyolojik kanunlara (sünnetullah) saygı duymak, evrendeki dengeyi bozmamak.

  • Şer'i Kurallara Uymak: O Saltanat Sahibi'nin gönderdiği emir ve yasaklara (örneğin namaz, dürüstlük, adalet gibi) tam bir boyun eğmeyle uymak. Namaz kılmak, aslında o muazzam saltanata karşı bir "hazırolda duruş" ve bağlılık bildirisidir.

İsyanı ve İtirazı Terk Etmek

Kendi hayatında veya dünyada meydana gelen olaylara (hastalık, musibet, ölüm gibi Rububiyetin farklı tecellilerine) karşı isyan etmemek; her şeyin arkasındaki hikmeti ve rahmeti görerek "Rabbimin bir bildiği vardır" teslimiyetiyle rıza göstermektir.

Özetle Bir Temsil

Bir ülkeye gittiğinizi ve o ülkenin yollarının mükemmelliğini, adalet sistemini, ordusunun düzenini ve vatandaşlarına yapılan kusursuz yardımları gördüğünüzü hayal edin.

O ülkenin kralının saltanatını itaatkârâne tasdik etmek demek; önce o kralın gücünü ve harika idaresini kabul etmek, ardından da o ülkenin kanunlarına harfiyen uyarak sadık bir vatandaş olduğunu göstermektir.

İşte insan da bu kâinat sarayına baktığında; her şeyin Allah'ın emrine nasıl itaat ettiğini (güneşin doğup batması, bulutların su taşıması gibi) görür. Kendisi de cüz-i iradesiyle (kendi seçimiyle) bu umumi itaat ordusuna katılır. Akıl ve kalbiyle "Sübhânallah, Elhamdülillah" diyerek bu saltanatı onaylar, ibadetiyle de bu onayını mühürler. Cümlede anlatılan asıl mana budur.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...