Yirmi Altıncı Mektub'ta Üstad'ın ifade ettiği, alem ve isim, mâna-yı örfî, bazı duyguların geç usanması gibi konuları izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ve hâkezâ, git gide, o tekrarda yalnız bir kısım letâif kalır ki, pek geç usanıyor; devam eder, daha mânâya ve tetkikata hiç ihtiyaç bırakmıyor. Gaflet kuvve-i müfekkireye zarar verdiği gibi ona zarar vermiyor. Lâfız ve lâfz-ı müşebbi' olduğu bir meâl-i icmâlî ile ve isim ve alem bulundukları mânâ-yı örfî onlara kâfi geliyor. Eğer mânâyı o vakit düşünse, zararlı bir usanç verir."(1)

Ayet ve hadislerin kudsî lafızları cansız bir elbise değil, bedenin hayatlı cildi gibidir; uzun bir zamanın üzerinden geçmesi ile mâna ile lafız ceset ile cilt gibi olmuştur. Elbise değiştirilir; fakat cilt değişse vücuda zarardır. Nasıl elmanın kabuğu soyulduğunda bir müddet sonra bozulup yenilmez bir hale geliyorsa, aynı şekilde ayet ve hadislerin canlı cildi hükmünde olan lafızları soyulur ise, kuru meal ve eksik tercüme bir müddet sonra insana usanç verip sıkar. Bu yüzden ayet ve hadislerin mâna ve lafızları siyam ikizleri gibidir, hayatiyetleri birbirine bağlıdırlar; biri birisiz olmaz.

Namazda ve ezandaki gibi ayet ve hadislerin mübarek lafızları, mânâ-yı örfîlerine âlem ve nam olmuşlar. Alem ve isim ise değiştirilmez. Yani lafızlar mânanın ismi ve sembolü olmuştur, ikisinin ayrılması kabil değildir. Ezan nasıl dünyanın her yerinde aynıdır değişmez ise, ayet ve hadislerin lafızları da aynı şekilde değişmez. Türk hacılarının Mekke’de ezanı duyduklarında "Araplar ezanı Türkçe okuyor!.." demeleri bu mânaya latif bir işarettir. Ezanın mübarek lafızları âdeta mâna ile aynı dereceye gelmiş, bu yüzden ezanın Türkçeye çevrilmesi cinayettir.

Ezan; tevhidi ilan ve rububiyet-i İlahiyeye karşı ubudiyete davettir. Allah’ın azametini, rububiyetini ve ulûhiyetini ifade eden, insanın kalbini huzura gark eden ‘Allah ekber, Allahu ekber’ nidalarını, Tevhid bülbülü olan müezzinler günde beş defa minarelerden ilan etmektedirler.

Cenab-ı Hakk’ın zâtının ve sıfatlarının dengi olmadığı gibi, Lafza-i Celal olan Allah isminin de benzeri yoktur. Allah lafzının hemzesini kaldırsanız “Lillah” kalır. Bu da Allah için demektir. Lam’ın birincisini kaldırsanız “Lehu” kalır. O da O’nun, Allah’ın demek olur. İkinci Lam’ı da kaldırsanız o zaman da “Hu” kalır. O da O yani Allah demektir.

Bediüzzaman Hazretleri şöyle buyurur:

“Ulûhiyetin lâzım-ı zarurîsi ve Zat-ı Zülcelal’e karşı bir unvan-ı mülahaza olduğundan “lafzullah” sair esma ve sıfata câmiiyeti ve ism-i a’zam olduğu itibarıyla, delâlet-i iltizamiye ile delâlet ettiği gibi; Vâcibü’l-vücud unvanına dahi o delâlet-i iltizamiye ile delâlet ediyor.” (29. Mektub)

Ezan doğrudan doğruya bütün İslâm âlemine taalluk ettiği için, asr-ı saadetten günümüze kadar bütün Müslümanların bağlandığı nuranî bir zincirdir. Bu zincirleri koparmaya ve tahrip etmeye çalışanlar büyük bir aldanma içindedirler.

Bediüzzaman Hazretleri şöyle buyurur:

“Mesela biri dese: “Ezanın hikmeti, Müslümanları namaza çağırmaktır; şu halde bir tüfek atmak kâfidir.” Hâlbuki o divane bilmez ki binler maslahat-ı ezaniye içinde o bir maslahattır. Tüfek sesi, o maslahatı verse acaba nev-i beşer namına, yahut o şehir ahalisi namına, hilkat-i kâinatın netice-i uzması ve nev-i beşerin netice-i hilkati olan ilan-ı tevhid ve rububiyet-i İlahiyeye karşı izhar-ı ubudiyete vasıta olan ezanın yerini nasıl tutacak?” (29. Mektub)

Kur’an ve Cevşen gibi kudsî zikirler sadece akla hitap etmiyorlar. İnsanın aklı dışında binlerce latife ve hissiyatları var, onların da kendine has feyiz ve gıdalanmaları oluyor. Bu gibi virdleri okuduğumuz zaman o his ve latifeler hissesini alıyorlar. Hatta o his ve latifelerden bazıları pek geç usanıyor, doymak bilmiyor ve zikir ve virdin devamını istiyor. Akıl bir yerde usanıp duruyor, o his ve latifeler ise uzun süre feyze kabil olabiliyorlar. Yani usanmıyorlar. Onun için zikir ve ibadetleri sadece akıl mizanı ile ya da meali ile tartmak doğru olmaz.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...