Kaşlarını alması icab eden bir ablanın, ders okumasına nasıl bakmalıyız?
- Bulunduğumuz yerde Risale-i Nur derslerimiz oluyor. Eşinin işi münasebetiyle memleketimize yeni bir kardeş geldi. Bu kardeşimiz ile konuştum, hizmette baya aktifmiş. Medresede yatılı kaldığından talebe hizmeti olsun başka hizmetler olsun çok etkili biri. Ablaya ders okutma hususunda cemaat ikiye bölündü. Çünkü zaruri bir durumdan dolayı kaşlarını almak zorunda kaldığından bu durumun cemaate yanlış bir intiba oluşturabileceğini ifade edenler oldu. Kesinlikle ders okumaması gerektiği yönünde kanaat edip dersin tesirli olmayacağını ifade ettiler. Ablamız da maşallah donanımlı ve istifade edilebilir.
- Acaba Türkiye genelinde bayanlarla ilgili böyle bir meşveret kararı var mı? Bu konuda bilgilendirebilir misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Hanım kardeşlerimizin kaşlarını aldırma mevzuu fiziki yapıya, kültüre, örfe, aile ve eş münasebetlerine ve sağlık gibi durumlara göre hükmî vaziyeti farklılık arz eder. Burada mühim olan kişinin niyetidir.
Üstad’ımız, bir Müslüman’ın bütün hâl ve vaziyetleri Müslüman olması icap ederken, vukuatta her daim öyle olamadığını ifade etmektedir. Ayrıca insanlar hakkında hüsnüzan etmek ve suizan etmemek mesleğimiz icabıdır. Eğer kardeşlerimizin bir yanlışı ve kusuru varsa; mümkünse müsamaha ile bakmak veya lütufla ıslahına çalışmak icap eder.
Bir Müslüman’ı tehlikeye atan en mühim mesele fikirdir ve itikattır. Buradaki arızalar akıbetimizi harap eder. Ancak muamelattaki eksiklikler bizi günahkâr eder veya fıska, yanlışa sürükler. Amelimizdeki hayırlı ve güzel fiiller hoşa gitmeyen davranış̧ ve hallerimizle muvazeneye girecektir. Kemiyeten veya keyfiyeten ağır basan fiillere göre akıbet tayin edilecektir.
Örnek olmak ideal bir şeydir. Özellikle ders yapma makamında veya irşad mevkiinde olan kardeşlerimiz, dini hassasiyetlere daha itina göstermelidirler. İrşad makamına gelip örnek olacak vasıflı kardeşlerimizin beğenmediğimiz veya İslam’a uygun görmediğimiz hâl ve hareketlerini, hemen yargılamak ve hükme bağlamaktan ziyade, sebep ve hikmetini sorar isek; gıybetten ve suizandan kurtuluruz. Zaten kardeşimizin özrü̈ ve niçin bu şekilde davrandığını öğrenmiş̧ oluyoruz.
"Her şeyin iyisini al", kaidesince kardeşlerimizin güzel ve hoş̧ vasıflarından istifade etmeliyiz. Meşveretimizin ve camiamızın böyle bir meseleden dolayı karar alması ve meseleyi hükme bağlaması zaten mümkün değildir. Herkesin hususi dünyası ve hassaten aile münasebetleri kendilerini alakadar eder. Peşin hüküm ve yargılama ile insanlarda kusur arar isek; camiamızı büyütemeyiz, birlik ve kardeşliğimize zarar vermiş̧ oluruz.
Hemen hemen hepimiz inandığımız İslam’ın ve davanın muhalifine işler yapmış̧ ve hasbelbeşer hatalar islemişizdir. Üstad’ımız; "Bir bahçeye girsem iyisini intihab ederim. Koparmasından zahmet çeksem hoşlanırım. Çürüğünü, yetişmemişini görsem 'Huzma safa'(safa vereni al) derim. Muhataplarımı da öyle arzu ederim." (Mesnevi-i Nuriye, Nokta) buyurmuştur.
Dolayısıyla madem bu kardeşimiz hizmet etmede ve davayı tebliğ̆ etmede kabiliyetli ve gayretlidir. O vasfından istifade edilebilir. Söz konusu muamele ve davranışları da inşallah davasına ve kabiliyetine zarar vermez.
Ancak bulunduğunuz yerde birileri ciddi muhalefet ediyorsa; o kardeşlerimize bu ince ve nazik meseleleri güzelce anlatmak ve kardeşimizi de gücendirmeden hizmette istihdam etmek en münasip yoldur. Üstad’ımız "...Onun için, (kardeşlerimizi) az bir kusurla düşman safına iltihak etmemek için dışarıya atmayınız..." (bk. Kastamonu Lahikası, 160. Mektup) mealindeki ifadeyle emretmektedir. Madem insanların kurtuluşu ve hidayeti için vazife ifa ediyoruz, daha günahkâr ve itikadında arızalı olanları kurtarmaya çalışırken, bu kardeşimizin söz konusu kusurundan dolayı dışlamak ve darıltmak münasip ve doğru almaz.
Yine de bu kardeşimizin hizmeti birilerini rahatsız edecekse; mizacına ve hizmetine uygun ve muvafık olanlar hususi derslerle ve programlarla hizmet ifa edebilirler. Böylece bu kardeşimizi de muhafaza etmiş̧ olurlar.
İlle de bir kişiyi herkesin sevmesi, alakadar olması, onu dinlemesi ve ondan ders alması gibi bir mecburiyetimiz yoktur. Dava irşad davasıdır. Bu irşada herkesin fevkalade ihtiyacı vardır. Üstad’ımızın ifade ettiği gibi; ihlas, samimiyet ve davayı sevme; kimin, nereden, nasıl ve ne şekilde olursa olsun istifadesine taraftar olmak vicdani bir neticedir.
İlave bilgi için tıklayınız:
- Kadınların kaşlarını alması, inceltmesi caiz midir?
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü