Block title
Block content

Kur'an'ın Ruh Kulağı ile Dinlenmesi Ne Demektir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kur'an okunurken nasıl dinlememiz gerektiği sorusuna cevap verilirken, ruh kulağı ile dinlemek tabiri kullanılmıştır. Bu bir seviye meselesidir. İbadet'e derinleşmenin bir tezahürüdür. Anlatılan bir durumdan ziyade yaşanılan bir durumdur. Esasen işiten, gören, hisseden hep ruhtur. Ceset sadece yardımcı bir vesiledir.
İktisad risalesinde dil için ifade edilen hakikatı aynen kulak için de vermek mümkündür.
"Sabık İkinci Nüktede, "Kuvve-i zâika kapıcıdır" dedik. Evet, ehl-i gaflet ve ruhen terakki etmeyen ve şükür mesleğinde ileri gitmeyen insanlar için bir kapıcı hükmündedir. Onun telezzüzü hatırı için isrâfâta ve bir dereceden on derece fiyata çıkmamak gerektir.
Fakat, hakikî ehl-i şükrün ve ehl-i hakikatin ve ehl-i kalbin kuvve-i zâikası, Altıncı Söz'deki muvazenede beyan edildiği gibi, kuvve-i zâikası rahmet-i İlâhiyenin matbahlarına bir nâzır ve bir müfettiş hükmündedir. Ve o kuvve-i zâikada taamlar adedince mizancıklarla nimet-i İlâhiyenin envâını tartmak ve tanımak, bir şükr-ü mânevî suretinde cesede, mideye haber vermektir. İşte, bu surette kuvve-i zâika yalnız maddî cesede bakmıyor. Belki kalbe, ruha, akla dahi baktığı cihetle, midenin fevkinde hükmü var, makamı var."
(1)
Ve Gavs-ı azam için verilen misalin sonundaki şu tespit konumuzu izah etmektedir.
"İşte, Hazret-i Gavs'ın bu emrinin mânâsı şudur ki: Ne vakit senin oğlun da ruhu cesedine, kalbi nefsine, aklı midesine hâkim olsa ve lezzeti şükür için istese, o vakit leziz şeyleri yiyebilir."
İşarat-ül İ'caz'da geçen şu ifadeler de konumuza ışık tutar;
"Hatta kulaktaki zar, nur-u İmân ile ışıklandığı zaman, kainattan gelen manevi nidaları işitir. Lisan-ı hal ile yapılan zikirleri, tesbihatları fehmeder. Hatta o nur-u İmân sayesinde rüzgârların terennümatını, bulutların naralarını, denizlerin dalgalarının nağamatını ve hakeza yağmur, kuş ve saire gibi her neviden Rabbani kelamları ve ulvi tesbihatı işitir. Sanki kâinat, İlahi bir musiki dairesidir. Türlü türlü avazlarla, çeşit çeşit terennümatla kalblere hüzünleri ve Rabbani aşkları intiba ettirmekle kalbleri, ruhları, nurani alemlere götürür, pek garip misali levhaları göstermekle o ruhları ve kalbleri lezzetlere, zevklere garkeder."
(2)
(1) bk. Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a.
(2) bk. İşarat-ül İ'caz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...