SAADETİN DÖRT BASAMAĞI

Saadet-i dareynin adresinde imandır ilk basamak...

İman eden; “Bir köy muhtarsız olmaz. Bir iğne ustasız olmaz, sahipsiz olamaz. Bir harf kâtipsiz olamaz. Öyleyse nihâyet derecede muntazam olan şu memleket de hâkimsiz olamaz.” der.

Allah ile insan arasındaki irtibat demek olan imandan sonra adresin ikinci basamağı tevhittir. “Lailaheillallah.” Kâinatta hiçbir zerre yoktur ki, bu cümleyi söylemesin.

Tevhid, baharda, çiçekte Cemîl ve Latîf isimlerini lezzetle okurken, fırtınalı denizlerde ve çakan şimşeklerde, ibretle Kahhar ve Celîl isimlerini müşahede edebilmektir. Evet, iman eden, yaratılan her şeyde mutlaka O’nu görür.

Ve saadet-i dareynin üçüncü basamağı; teslim olmak. O’na boyun eğmek, hükmüne razı olmaktır. Âlimlerimiz teslimiyet için “Bela geldiğinde içte ve dışta değişme olmaksızın sabit olmaktır.” demişler.

Semavat ve arzın dışına çıkmaya güç yetiremeyen insana, acaba rızadan başka ne yakışır?!.

“Onların Rableri katındaki mükâfatı, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Orada ebedi olarak devamlı kalıcıdırlar. Allah onlarda razı olmuştur ve (onlar da) O’ndan razı olmuşlardır. İşte bu (karşılık),Rabbisinden korkan kimseler içindir.” (Beyyine, 98/8)

Ve tevekkül; âsûde bahar ülkesinin adresindeki son basamak. Yani işini Allah’a ısmarlamak ve O’na sığınmaktır tevekkül. Gerekeni yapmak demek olan, sebeplere teşebbüsten sonra ağırlıklarını O’nun kudret eline bırakmak.

Abdülkadir Geylani Hazretleri (ks); “Tevekkül eden kimse, Rabbin va’di ile sukûnet bulur.”(1) demiştir.

İnsanoğlu kaderine rıza göstermeyip tevekküle yanaşmadığı sürece ıstıraplardan, evhamlardan, sabırsızlıklardan asla ve asla kurtulamayacaktır.

Hz. Ömer (ra) şöyle buyurmuştur:

“İster hoşuma giden olsun, isterse de gitmeyen; hangi hâl üzere sabahlarsam sabahlayayım benim için fark etmez. Çünkü ben, hayrın hoşuma gidende mi, yoksa gitmeyende mi olduğunu bilmiyorum.”(2)

Beşeri bütün matlûbuna vâsıl eden kelimedir tevhid...

İman, tevhid, teslim ve tevekkül yağmurlarıyla baharlar gelsin kalplerimize, ebedi saadet çiçekleri açsın. Bırakalım ıstırapları, yeis ve elemleri iman nimetinden mahrum olanlara... Ve huzuru bulalım, yaşatalım doya doya. İman eden bilir ki: “Madem O var her şey var!”

Dipnotlar:

(1) bk. A. GEYLANİ, Gunyetü't-Talibin, çev. A. ÖZTÜRK, Saadet Yay. İstanbul 2008, s. 983.
(2) bk. Abdullah b. Mübarek, Zühd, 425; Ahmed b. Hanbel, İlel, 1/447.

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...