"Malûmdur ki, ziyayı verenin ziyadar olması lâzım; tenvir edenin nuranî olması gerek; ihsan gınâdan gelir; lütuf lâtiften zuhur eder..." Dördüncü hücceti izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Malûmdur ki, ziyayı verenin ziyadar olması lâzım; tenvir edenin nuranî olması gerek; ihsan gınâdan gelir; lütuf lâtiften zuhur eder. Madem öyledir; kâinata bu kadar hüsün ve cemâl vermek ve mevcudata muhtelif kemâlât vermek, ışık Güneş'i gösterdiği gibi, bir cemâl-i sermedîyi gösterirler."

"Madem mevcudat, zeminin yüzünde büyük bir nehir gibi, kemâlâtınlem’alarıyla parlar, geçer. O nehir güneşin cilveleriyle parladığı gibi, şu seyl-i mevcudat dahi hüsün ve cemâl ve kemâlin lem’alarıyla muvakkaten parlar, gider. Arkalarından gelenler aynı parlamayı, aynı lem’aları gösterdiklerinden anlaşılıyor ki, cereyan eden suyun kabarcıklarındaki cilveler, güzellikler nasıl kendilerinden değil, belki bir güneşin ziyasının güzellikleri, cilveleridir. Öyle de şu seyl-i kâinattaki muvakkat parlayan mehâsin ve kemâlât, bir Şems-i Sermedînin lemeât-ı cemâl-i esmâsıdır.”(1)

Işığın Güneş'i göstermesi gibi kâinata bu kadar güzellik ve kemâlât vermenin de bir cemâl-i sermedîyi gösterdiğini ifade eden Üstat Hazretleri, daha sonra zaman nehrinde akan bütün varlıkların en mükemmel şekilde yaratılmış olmalarına dikkat çeker. Nehrin yüzünde parlayan kabarcıkların bir süre sonra kaybolmaları ve yerlerine başka kabarcıkların parlamaları gibi, bu zemin yüzünde de kemâlatın ziyasıyla parlayan her varlığın bir süre sonra ortadan kaybolmalarını onlardaki kemâlin kendilerinden değil, Cenab-ı Hakk’ın esmâ ve sıfatlarının tecellilerinden geldiğini ders verir.

Üstat Hazretleri, eşyanın varlık nuruyla bir müddet göründükten sonra kaybolmalarının ve arkalarından başka varlıkların gelip parlamalarının Allah’ın sermediyetini gösterdiğine dikkat çeker.

Sermedî, “hem ezelî, hem ebedî olan” demektir. Allah’ın zâtı gibi esmâsı da sermedîdir ve bütün mahlûkatta görülen bütün güzellikler, her biri bir nur kaynağı olan o esmânın lem’alarıdırlar.

(1) bk. Sözler, Otuz İkinci Söz, İkinci Mevkıf.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...