Medresede kalan, okulunu bitirince de kalmak isteyip, ailesi ile anlaşamayan kardeşlerimize ne tavsiye edersiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Evvela Cenab-ı Hakk’a hamdolsun ki sizin gibi genç yaşta iman hizmetine gönül vermiş, Risale-i Nur’un nuru ile uyanmış kardeşlerimiz var. Allah bu niyetinizi makbul eylesin. Üstad Bediüzzaman Hazretleri böyle gençleri “koca bir medrese hükmünde” sayıyor, siz de o medresenin mübarek bir taşısın inşallah.
Değerli kardeşimiz, bazen anne-babamız bizim kadar iman hakikatlerini veya iman Kur'an davasını bilemeyebilir. Onlar kötü insanlar değil, sadece sizin yaşadığınız kalbî ve ruhî gelişimi henüz tatmamışlar olabilirler. Ama bilin ki onlar sizi seviyor. Siz de onları kırmadan, incitmeden, hürmetle, sevgiyle ve sabırla davanızı ve hizmetinizi anlatmalısınız. Çünkü bir çiçek, birdenbire açmaz; yavaş yavaş güneşle büyür. Siz de onların kalbine bir güneş gibi doğmalısınız.
Kardeşim, bu mesele “aileyle çatışmak” değil, aksine “onlara hâl lisanıyla hakikati sevdirmek” meselesidir. Risale-i Nur’da Üstad Hazretleri "Lisan-ı hâl, lisan-ı kalden daha beliğ konuşur." dediği gibi, "sözle değil, hâl ile irşat olur" hakikatini burada işletmek gerekir.
Aşağıdaki yolu takip etmenizi tavsiye edebiliriz:
1. Sabır ve vakarınızı koruyun. Aileniz sizi baskıcı değil, daha da edepli ve huzurlu bir insan olarak görsün. Demeliler ki: “Bizim evladımız medresede kaldı ama daha da güzel biri oldu.”
2. Onlara duygularınızı kalpten anlatınız. Sert değil, yumuşak bir dille… Dilerseniz bir mektup ile şöyle deyiniz:
“Anneciğim, babacığım… Ben burada sadece ders değil, kalbimi buldum. Sizin izninizle bu feyizli ortamda biraz daha kalarak kendime ve insanlara faydalı olmak, hem kendi ahiretimi hem sizin ahiretinizi kazanmak istiyorum. Bu medrese beni daha iyi bir mümin ve hayırlı bir evlat yapıyor. Sizin rızanızı alarak devam etmek istiyorum...”
3. Zamanla onlar da sizin nurunuzla nurlanacaklardır. Zira “Müspet hareket” esastır. Kavga değil, dua ve hikmetle ilerlemek gerekir.…
Bediüzzaman Hazretleri aile ve hizmet arasındaki dengeyi çok hassas kurmuştur. Ne aileyi terk etmeyi öğütler ne de hak hizmetini bırakmayı… Bilakis hakikat bize şunu ifade eder ki:
“Aile efradının kalbini kırmamak, meşru dairede kalmak şartıyla hizmet-i imaniyeye devam eden bir genç hem dünyasını hem ahiretini mamur eder.”
Burada yapılması gereken, aile ile mücadele değil, merhametli ve hikmetli bir irşad metodu ile ilerlemektir. Özellikle mütedeyyin fakat Risale-i Nur’un mahiyetini bilmeyen ailelerde, evlâdın aşırı fedakârlığı yanlış anlaşılabilir. Sizin göreviniz bu fedakârlığı "dengeli, vakarlı ve akıllıca" anlatmak.
Şunu unutmamak gerekir:
Ailenizi kazanmadan toplumu kazanmak zordur. Onlar sizin ilk cemaatinizdir. Onlara hakikati gösteriniz, yaşatınız ve dua ediniz. İkna olmasalar bile kalplerini kırmayınız. Sizin nurani gidişiniz zamanla birer bereketli ve hayırlı tecelliye sebep olabilir.
Netice olarak:
- Medresede kalmaya devam etme arzunuzu aileye yumuşak bir dille anlatınız.
- Onlara faydalı bir evlat olduğunuzu gösteriniz.
- "Bir süre daha kalayım." gibi geçici bir zaman belirleyip rızalarını almayı deneyiniz.
- Duayı artırınız, özellikle anne ve babanız için gece dua ediniz.
- Rıza-yı ilahi her şeyin fevkindedir. Fakat rıza-yı ilahi, bazen rıza-yı valideynle beraber gelir.
İlave bilgi için tıklayınız:
- "Vakıflık" nedir, "Vakıf" kimdir, ne iş yapar?
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü