"Mübalağa zemm-i zımnidir." cümlesini açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir şeyi olduğundan fazla abartmak, aslında o şeyi üstü kapalı olarak kötülemek ve yermektir. Her şeyde ölçülü olunmalıdır. Mübalağa; fıtrî ve tabiî olan bir şeye mübalağa ile bir şey ilave etmek veya eksiltmek, o şeyin fıtrîliğini bozar ve güzelliğini yok eder. Bu da zımnî olarak o şeye kötülük etmek demektir.

Bu vecize her şeyi olduğu gibi tavsif etmek gerektiğini ders veriyor. Buna göre bir insan takva ehli ve salih bir kişi ise onun bu güzelliklerini olduğu gibi anlatmak gerekir. Kendisine fazla hüsn-ü zan ederek, onu büyük bir veli, asrın kutbu, manevî tasarruf sahibi gibi sıfatlarla yad ettiğimizde kendisine Allah’ın ihsanından daha fazla bir ihsan etme yoluna girmiş oluruz.

Bu yol yanlıştır. Çünkü sözlerimiz hilaf olduğundan biz böyle konuşmakla bir hata işlemiş oluyoruz, ayrıca herkeste nefis bulunduğundan bu gibi vasıfları o şahsın duyması halinde kendisini ağır bir imtihana sokmuş oluruz. Onu, çevrenin iltifatlarına aldanıp gurura ve kibre girme tehlikesiyle baş başa bırakırız. Böylece o kişiye bilmeden zarar vermiş oluruz.

Üstadımız bu konuda, Hz. İsa (as) ile Hz. Ali (ra)’ye gösterilen ölçüsüz muhabbeti misal olarak verir. Bu zatların birincisi dört büyük peygamberden birisi, dört büyük kitaptan birinin kendisine inzal edildiği müstesna bir şahsiyettir. Bu İlahî ihsan ona kâfidir. Kendini, -haşa- "Allah’ın oğlu" diye vasıflandıranlar, Üstad'ın zikrettiği ölçüye aykırı hareket etmekle kendilerini küfre götürürler.

Hz. Ali Efendimiz (ra) için de benzer bir durum söz konusudur. O büyük halifeyi peygamber olarak tavsif etmek de Üstad'ın nazara verdiği ölçüden sapmadır.

Yine ayın ikiye bölünmesi mucizesine ilave olarak, "Ay ikiye bölündükten sonra ayın yarısı Peygamber Efendimiz (asm)'in sağ cebine, diğer yarası da sol cebine girmiş." diye mübalağa etmek, bu mucizeyi üstü kapalı olarak kötülemek demektir.

"Hasıl-ı kelâm, her muhibb-i dine ve âşık-ı hakikate lâzımdır: Her şeyin kıymetine kanaat etmek ve mücazefe ve tecavüz etmemektir. Zira, mücazefe, kudrete iftiradır. Ve 'Daire-i imkânda daha ahsen yoktur.' olan sözü İmam-ı Gazalî'ye dediren, hilkatteki kemal ve hüsne adem-i kanaattir ve istihfaf demektir."(1)

(1) bk. Muhakemat, Birinci Makale.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...