"İhsan-ı İlâhî ile tavsifte kanaat etmek farzdır. Cemiyete dahil olan, cemiyetin nizamını ihlâl etmemek gerektir. Bir şeyin şerefi neslinde değildir, zâtındadır. Bir şeyin aslını gösteren semeresidir..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İhsan-ı İlâhîden fazla ihsan, ihsan değildir. Bir dane-i hakikat bir harman hayalâta müreccahtır. İhsan-ı İlâhî ile tavsifte kanaat etmek farzdır. Cemiyete dahil olan, cemiyetin nizamını ihlâl etmemek gerektir."(1)

"İhsan-ı İlâhî ile tavsifte kanaat etmek farzdır."

Allah’ın bir şeyi takdir etmesi ve o şeye değer vermesi hakikattir. Kul eğer Allah’ın verdiği değer kadar bir değer verirse, hakikatten ayrılmamış olur; daha fazla değer verirse mübalâğa yapmış olur. Ve kişiyi bu abartı ile firavunlaşmaya, gurura, riyaya, ucba itmiş olur ki, böyle bir davranış haramdır. Lemeat'ta şöyle bir ifade vardır:

"Hangi şeyi vasfetsen, olduğu gibi vasfet. Medhin mübalâğası bence zemm-i zımnîdir. İhsan-ı İlâhîden fazla ihsan, ihsan değildir."(2)

Nitekim Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur:

“Sakın birbirinizi methetmeyin. Çünkü bu (kişiye iyilik değil, kişiyi) boğazlamaktır (yani bir nevî katletmektir).”(3)

Yani yersiz ve abartılı övgü ve medihler kişiyi manen öldürür. Böyle manevî bir katle sebep olmamak gerekir.

Özetle, Allah’ın övdüğü kadar öveceksin; Allah’ın övdüğünden fazla översen, övdüğün kişiye iyilik değil kötülük etmiş olursun.

"Cemiyete dahil olan, cemiyetin nizamını ihlâl etmemek gerektir."

Bir sisteme ve düzene giren şey, o sistem ve düzen ile aynı cinsten olmak gerekir. Yoksa o sisteme ya uyum sağlayıp ayak uyduramaz ya da girdiği sistem ve düzeni ihlal etmek ile bozar.

Mesela; cinsi demirden olan motor aksamına bir plastik piston takılsa, o plastik piston hemen dışlanarak kırılıp atılır. Ya da elektrik aksamlı bir cihaza su gibi zararlı bir madde verilse, cihaz bozulur.

İnsanın yüzü simetrik ve orantı olarak bir sistem içindedir. Faraza bu orantı ve simetri içinde, burnu iki metre yapsak, yüzün nizamı ihlal edilmiş olur. İnsanın kanı da bir nizam üzerine hareket ediyor. Bu nizamın içine harici bir zehir şırınga etsek kanı bozar vs., örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Aynı şekilde ayet ve hadislerin de kendine mahsus özel ve mucizevi bir ifade sistemleri var, bu sistem içine hariçten hurafe ve İsrailiyat denilen dengesiz sözler karışsa, o ayet ve hadislerin mucizevi ifade özellikleri zedelenir, muhataba güzel tesir yerine, kötü bir tesir yapabilir. Bu yüzden ayet ve hadislerin orijinal beyan sistemine, suni ve yapmacık şeyleri katmamak gerekir, yoksa ayet ve hadislerin cemiyet ve sistemini ihlal ile ifsat eder.

Mesela, Peygamber Efendimiz (asm)'in ayın ikiye bölünme mucizesini, vaiz ve hocalar mübalağalı bir ilave ile "Ay ikiye bölündükten sonra dünyaya indi, bir yarısı Peygamberimizin sağ cebine, diğer yarısı ise sol cebine girdi." demeleri, mucizeye şüphe iras etmekten başka bir hizmeti yoktur. Ehli tahkiki istinkaf ettiriyor, ehli zındığa da inkar noktasından bahaneler üretiyor. Halbuki mucizeyi mübalağa etmeden olduğu gibi aktarmak en güzel anlatımdır. Yoksa harici, yabani ve dengesiz ifadeler, ayet ve hadisin o muazzam ifade sistemini ihlal edip bozuyor. Evet. "Tenasüp, tesanüdün esasıdır."(4)

"Bir şeyin şerefi neslinde değildir, zatındadır. Bir şeyin aslını gösteren semeresidir. Birinin malına başka mal -velev kıymetli de olsa- karışırsa, malını kıymetsiz ettiği gibi, haczetmesine dahi sebep olur. Şimdi bu noktalara istinaden derim ki:"

"Tergib veya terhib için avamperestane terviç ve teşvikle bazı ehâdis-i mevzuayı İbn-i Abbas gibi zatlara isnad etmek, büyük bir cehalettir. Evet, hak müstağnîdir. Hakikat ise, zengindir. Tenvir-i kulûba ziyaları kâfidir. Müfessir-i Kur'ân olan ehâdis-i sahiha bize kifayet eder. Ve mantığın mizanıyla tartılmış olan tevarih-i sahihaya kanaat ederiz."(5)

“Bir şeyin şerefi neslinde değildir, zâtındadır.” Burada insanları değerli ve kıymetli yapan şeyin nesli ve kavmi değil, kişinin bizzat kendi zatında olan kıymet ve meziyetlerdir. Şeref ve kıymet; irsiyet ile nesle geçmiş olsa idi, ilk insan olan Hazreti Âdem (a.s) peygamber olması hasebi ile bütün çocukları olan insanların şerefli ve kıymetli olması gerekirdi. Demek iman, ahlak, şeref ve kıymet gibi şeyler, irsiyet ile sahip olunan şeylerde değil; ancak insanın kesbi ve iradesi ile sahip olduğu değerlerdir.

“Bir şeyin aslını gösteren semeresidir.” Bu sözde de insanların gerçek değer ve kıymetlerini ancak meyveleri hükmünde olan davranış ve icraatlarından anlarız. Nasıl birbirine benzeyen tohumları, ancak içindeki ağaç ve meyve açığa çıkınca fark ediyor isek, insanların aslının güzel veya çirkin olduğunu da ancak meyveleri hükmünde olan tavır ve davranışlarından anlarız.

İbn-i Abbas (r.a)’ın kıymet ve değeri zatındadır, harici unsurlar onun kıymet ve değerini artırmaz. Bilakis hariçten yapılan müdahaleler onun kıymet ve değerine leke sürer; bu yüzden ondan olmayan şeyleri ondan gibi nakletmek ona iyilik değil kötülüktür. Onun aslına işaret eden ve aslının kıymetini gösteren gerçek ve sahih olan rivayetlerdir, yoksa uydurma ve sahih olmayan rivayetler değildir.

Bu bahis İbn-i Abbas (ra)’a isnat edilen mevzu (uydurma) hadisler hakkında bir ölçü koymaktadır. Ona ait olmayan sözler velev güzel ve kıymetli de olsa, ona leke sürer, onu yüceltmez. Zira bir başkasının sözünü İbn-i Abbas (ra)'a isnat etmek intihal, yani aşırma olur ki, bu ona kıymet değil leke getirir. Bu yüzden İbn-i Abbas (ra)’a mesnetsiz söz söylettirmek ona iyilik değil kötülüktür.

Mesela, bir markete, ürün zenginliği olsun diye çalıntı mal konulsa, bu o markete şeref ve kıymet vermez, tam aksine haczedilmesine, aşağılanmasına sebebiyet verir. Aynı şekilde İbn-i Abbas (r.a)’a ait olmayan sözleri ona atfetmek onu yüceltmez, tam aksine ona leke getirir. Nitekim birçok müfessir, bu mesnetsiz isnatlar yüzünden İbn-i Abbas’a güvensizlik damgasını vurmak zorunda kalmıştır. İsrailiyat ve hurafelerin memba ve kaynağı olarak gösterilmiştir ki, bu İbn-i Abbas (ra)’a büyük bir haksızlıktır.

Dipnotlar:

(1) bk. Muhakemat, Birinci Makale, Hatime..
(2) bk. Sözler, Lemeat.
(3) bk. İ. Canan, Kütüb-i Sitte, XVII, s. 483, No: 1127. (3743) (7114).
(4) bk. Sünuhat, Birkaç Vecizeler.
(5) bk. Muhakemat, Birinci Makale, Hatime.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yükleniyor...