"Müsavatı ihlâl ve yalnız bazıları tahsis ve haklarında kanunu tamamıyla tatbik etmek, zahiren adalet iken, bir cihette acaba müsavatsızlıkla zulüm ve garaz olmaz mı?" Bu Yedinci suali izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Yedinci Sual: Müsavatı ihlâl ve yalnız bazıları tahsis ve haklarında kanunu tamamıyla tatbik etmek, zahiren adalet iken, bir cihette acaba müsavatsızlıkla zulüm ve garaz olmaz mı​? Hem de tebrie ve tahliye ile masumiyetleri tebeyyün eden ekser-i mahpusînin, belki yüzde sekseni masum iken; acaba ekseriyet nokta-i nazarında bu hâl hükümferma olsa, garaz ve fikr-i intikam olmaz mı? Divan-ı Harb'e diyeceğim yok, ihbar edenler düşünsünler.”(1)

31 Mart hadisesi münasebetiyle Üstadımız hadiselere müdahil olduğu zannıyla mahkeme edilmiştir. Mahkemede zalim hakimlerin suç diye telakki ettiği Üstadımızın da “cinayet” diye nazara verdiği meseleler on bir buçuk cinayet tarzında değerlendirilmiş. Üstadımız sorguya alınmış, bütün o isnatlara ve cinayetlere cevap vermekle beraber Üstadımız onlara bir teklifte bulunmuştur. O da şudur:

"Ey paşalar zabitler. Beni ya on bir buçuk cinayetten dolayı cezalandırınız veya on bir buçuk sualime cevap veriniz."

Üstadımız o cinayetlerden muhakeme edildikten sonra; âdeta hak namına kendisi adaleti ve hukuku temsilen, Hurşit Paşa mahkemesini ve heyetini sorguluyor. Soru sorma tekniğiyle, on bir buçuk sualine cevap istiyor.

Bu cevaplar eğer verilirse, o mahkemenin hatalarını ve zulümlerini ortaya çıkaracaktır.

Mahiyeti itibariyle sualleri Üstad soruyor ve hakikat namına da kendisi cevap vererek, heyeti aşağılıyor. Hata ve zulümlerini yüzlerine vuruyor.

İşte Yedinci Sual'de onlardan cevap bekliyor. O da şudur:

Müsavat (eşitlik) nam-ı hesabına ve adalet hesabına güya kurulan mahkeme tarafgirlik yaparak, kendi menfaatlerine ve yandaşlarına müsavatı uygulayıp, güya adalet nam-ı hesabına epeyce mazlumu muhakeme ederek ya idam ettiler veya mahkum ettiler. Bunlardan biri de Üstadımız idi. Burada Bediüzzaman Hazretleri "adalet külahını zulmün başına geçirdiğini" ifade ederek, kurulan mahkemenin nasıl insafsızca yargıladığını anlatmıştır.

Çünkü Osmanlıyı mahvetmek ve tamamen bitirmek niyetini taşıyan Batı'nın maşası olan bu mahkeme, herhalde adaletle hükmedemezdi. Aynen Adnan Menderes’in adalet nam-ı hesabına güya yargılandığı, oysa geriden tahrikli olan Yassıada Mahkemesi gibi...

Üstadımızın bu müdafaasından sonra, yüze yakın mahpusin tahliye edilmiştir ve berat almışlardır.

Üstadımız bu şekilde bir adalet tecellisi ile bu tahliye olanlar ve beraat edenler gibi çok masumların ve mazlumların haklarının çiğnendiğini ve zulme maruz kaldıklarını ifade ederek, böyle bir yaklaşımla çoğunun masumiyetinin tebeyyün edeceğini ifade etmektedir.

Burada divan-ı harp ve Hurşit Paşa mahkemesi önüne gelen istihbari bilgiler ve şantaj dosyaları ile karar verdiğinden dolayı; Üstadımız mesuliyeti o zamanki medya organları ve Batı tahrikli ceridelerin ihbarlarına mesuliyeti yüklüyor. Onların yanlış ve kasıtlı jurnalleriyle bir yığın masumun ve mazlumun telef edildiğini ifade etmektedir.

Tarih tekerrürden ibarettir. Cumhuriyetin kuruluşundan zamanımıza kadar güya adalet dağıtmak isteyen mahkemeler, maalesef gazetelerin ve mason teşkilatlarının piyonu olan ceridelerin ihbarlarıyla yargılamalar yaptılar, darağaçları kurdular, yüzlerce masumu hayatından ettiler. Bu gazetelerin başında da Ulus ve Cumhuriyet gazeteleri gelmektedir. İşte bu tekerrür eden tarih İttihat ve Terakki döneminde de aynı şekilde zuhur etmiş Hurşit Paşa mahkemesi ceridelerin ve gazetelerin ağızlarına bakarak önlerine gelen dosyalara hükmetmişlerdir.

Zira Hristiyan bir nesil ve ecnebiye aşık bir toplum meydana getirme adına başlayan tanzimat hareketleri, arkasından gelen ittihat ve terakki cuntası, daha sonra Hurşit Paşa mahkemesi ile Anadolu'da yapılmak istenen faaliyet ve operasyonu engelleme özelliğinde ve kabiliyetinde olan bütün zevatı ortadan kaldırma adına, bu mahkemeler maalesef vicdansızca hareket etmiştir.

İşte Üstadımız, "Madem müsavat diyorsunuz ve madem adalet diyorsunuz; bunu umumi olarak uygulayınız. Zira hukuk önünde herkes eşittir, şah ile geda birdir. Fakat siz tarafgir davranarak müsavat ve adaleti bir grup seçilmişlere ve tarafgirlerinize tatbik ediyorsunuz. Bu ise büyük bir cinayettir." demektedir.

(1) bk. Divan-ı Harb-i Örfi.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yükleniyor...