"Mütekellim-i vahde olsa eğer bir zatta, müsamaha hamiyet, fedakârlık bir haslet, bir amel-i salihtir. Mütekellim-i maalgayr olsa eğer o zatta, müsamaha..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Mütekellim-i vahde olsa eğer bir zatta: Müsamaha, hamiyet. Fedakârlık; bir haslet, bir amel-i salihtir."

"Mütekellim-i maalgayr olsa eğer o zatta: Müsamaha, hıyanet. Fedakârlık; bir sıfat, bir amel-i talihtir." (Sözler, Lemeat, Hasletlerin yerleri değişse, mahiyetleri değişir.)

Bir kimsenin, kendi şahsına karşı yapılan hata ve kötülüklere karşı hoşgörülü ve affedici olması, çok güzel bir haslet, medhe layık bir davranış ve büyük bir fedakârlıktır. Aynı şekilde kendi imkânlarını meşru ve müspet yerlere kanalize edenlere de fedakar ve hamiyetli denilir.

Ama aynı kimse, şahsı adına değil de temsil ettiği makamına veya mensub olduğu cemaaatine karşı yapılan haksızlığa ve umumu alakadar eden meselelere aynı tavrı gösterse, hakaret ve hataları görmezlikten gelse, o zaman, o makama hıyanet ve alçaklık, umumun hakkına tecavüz etmiş olur. Bu hoşgörü ve müsamaha değildir.

Biri birisinin şahsını tenkit etse, hatta aşağılasa, o kişi ona karşı sabırla mukabele etse ve müsamaha gösterse, bu nefis terbiyesi açısından güzel bir haslettir. Ama aynı şahıs onun dinine, mukaddesatına hakaret etse, namusuna dil uzatsa buna tepki göstermezse, bu tam bir zillettir ve emanetçisi olduğu şeye bir hainliktir.

İlave bilgi için tıklayınız:

- Her yerde aynı olamazsın! (Video: Dr. B. SABAZ).

- Bir Şeyin Yeri ve Zamanı Değişirse Mahiyeti de Değişir (Video: M. KARAMAN)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Nur mektupları

Mesela bir dinsiz bizim dinimize hakaret ediyor, bizde sosyal medya aracılığı ile tarafımızı belli ediyoruz... lakin bunu nurculuğa aykırı olarak görenler var, çünkü biz öyle yaparak o dinsizin reklamını yapmış oluyormuşuz (tıpkı dinsizlerin üstada saldırarak, Nurların reklamını yapmaları gibi), kendi çapında onun yanında olan bir müslüman onu şikayet eder, islamın hakkını savunur diyorlar, o dinsizin o sözünü topluma yaymadan ilgili mecralara başvurursak, onun sözü topluma etki etmeyecek diyorlar, erip gidecek..... bu doğru mu? Böyle bir durum olsa hakkımızı, dinimizi savunmayalım mı? Sonuçta bu çağ internet üzerine kurulu bir çağ....buna nazaran 

Mütekellim-i maalgayr olsa eğer o zatta: Müsamaha, hıyanet. Fedakârlık; bir sıfat, bir amel-i talihtir." Sözünü nasıl anlayalım.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Kafası karışan birisine izah edilebilir ama o densizlerin söz ve fikirlerini neşretmek batılı tasvir ve ilan etmek anlamına gelir ki bu doğru bir yöntem değildir diye düşünüyoruz. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Kullanıcı

Sözlük kısmında verilen

Mütekellim-i vahde:Birinci tekil kişi

Mütekellim-i maalgayr :Birinci çoğul kişi

Bu anlamlar, ilgili Pasajdaki anlamı karşılamıyor, hatalı duruyor.

Mütekellim-i vahde

Mütekellim = konuşan

Vahde = yalnız, tek başına

 “Yalnız kendisi adına konuşan”

Yani:

Benim şahsım

Benim nefsim

Bana yapılan muamele

Mütekellim-i maalgayr ne demek?

Kelime kelime:

Mütekellim = konuşan

Ma‘a = ile

Gayr = başkası

 “Başkası adına konuşan”  “Sadece kendisi için değil, başkalarıyla ilgili olarak konuşan”

Yani:

Bir emanet adına

Bir değer adına

Bir topluluk adına

Bir kutsal adına

 Burada kişi temsilci konumundadır.

 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Kullanıcı

Mütekellim-i maalgayr eğer biz yani nahnü anlamında olsa, açıklama yaptığınız aşağıdaki ifadeler BİZ anlamına dahil olmazlar. Ama başkası adına konuşan, yani bu emanetler üzerine veya bir toplum üzerine konuşan veya Din, Mukaddesat, Namus, İnanç, Kutsal değerler adına konuşandır. 

Bunlar:

Kişinin malı değildir

Üzerinde susma yetkisi yoktur

Emanet olarak taşınır

Mütekellim-i maalgayr :gayr ile konuşan

Aslında kastedilen gayr ile ilgili konuşan

Arapçada belk ilgili kelimesi anlam olarak içinde kastedilmiş diye düşünüyorum. Bunda doğru muyum? 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Arapça'da Mütekellim-i Maalgayr ($متكلم مع الغير$), lafzi olarak "başkasıyla beraber konuşan" demektir. Ancak sizin de belirttiğiniz gibi, buradaki "beraberlik" sadece fiziksel bir yan yana geliş değil, bir temsiliyet ve aidiyet ifade eder.

Temsil Makamı: "Biz" dendiğinde, konuşan kişi sadece kendi adına değil; bir davanın, bir inancın veya bir toplumun sözcüsü olarak konuşur. Bu durumda "gayr" (başkası), konuşulan konunun asıl sahibidir.

İlişki ve Alaka: Gramer açısından "biz" zamiri ($نحن$), bazen "azamet" (büyüklük) için, bazen de "temsil" için kullanılır. Sizin "ilgili kelimesi anlam olarak içinde kastedilmiş" tespitiniz, Arapça'daki mülasebet (ilişki) kavramına dayanır. Yani konuşan kişi, o mukaddes değerlerle öyle bir bağ kurmuştur ki, artık o değerler "adına" konuşur hale gelmiştir.

Mütekellim-i maalgayr ifadesindeki "maa" (مع - ile/beraber) edatı, sadece sayısal bir çokluğu değil, hukuki ve manevi bir birlikteliği kapsar.

Buradaki "biz" ifadesi; "ben ve temsil ettiğim değerler", "ben ve savunduğum inançlar" veya "ben ve bu emanetin gerçek sahipleri" anlamını taşır. Dolayısıyla, bu değerler üzerinde kişinin tek başına tasarruf yetkisi (satma, vazgeçme, susma) ortadan kalkar. "Gayr ile ilgili konuşan" kişi, o gayr'ın hukukunu korumakla mükelleftir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Kullanıcı

mütekellim-i maalgayr : birinci çoğul şahıs, biz

mütekellim-i vahde : birinci tekil şahıs, “ben”

Bu mana yeterli mi peki

Yoksa bahsettiğim manalarla tamam oluyor diye düşündüm

Fikriniz nedir? 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Biz ve ben ifadesi maksadı ifade etmekte yeterlidir biz bir aidiyeti bir temsiliyeti ifade ederken ben ifadesi de şahsiliği ve kendini ifade ediyor. 
1
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...