"Adem şerr-i mahz ve vücud hayr-ı mahz olduğunu, ehl-i tahkik ve ashab-ı keşif ittifak etmişler." Hangi eserlerde geçiyor?
Değerli Kardeşimiz;
Adem şerr-i mahz, vücud hayr-ı mahz; yokluk sırf şer, varlık sırf hayırdır.
Kaidesi, İslam felsefesi (Meşşai ve İşraki) ile tasavvuf düşüncesinin (Vahdet-i Vücud) temel yapı taşlarından biridir. Bu kaideyi somut olarak şu kaynaklarda ve isimlerde görebiliriz:
Ehl-i Tahkik (İslam Filozofları)
Bu ekolün başında İbn-i Sina gelir. Şer meselesini "yokluk" üzerinden izah eden ilk isimlerdendir.
İbn Sina: eş-Şifa (özellikle metafizik / ilahiyat bölümü) ve en-Necat kitaplarında, şerrin müstakil bir varlığı olmadığını, vücudun özü itibarıyla hayır olduğunu, şerrin ise bir yetkinliğin eksikliği veya yokluğu olduğunu anlatır.
Farabi: el-Medinetü'l-Fazıla eserinde benzer şekilde varlığın kemal, yokluğun ise noksanlık ve dolayısıyla şer olduğunu vurgular.
Ashab-ı Keşf (Mutasavvıflar)
Bu görüşün tasavvuf dünyasındaki en büyük temsilcisi Muhyiddin İbnü'l-Arabi ve onun takipçileridir.
İbnü'l-Arabi: Füsusu'l-Hikem ve Fütuhat-ı Mekkiyye eserlerinde bu kaideyi detaylandırır. Ona göre Hakiki Varlık (Vücud-u Mutlak) Allah’tır ve O sırf hayırdır. Karanlık, eksiklik ve şer, varlığın değil, ademin özelliğidir.
Sadreddin Konevi: Miftahu'l-Gayb adlı eserinde varlık ve yokluk metafiziğini işlerken bu kaideyi temel bir prensip olarak kullanır.
Özetle bu kaideyi; İbn Sina'nın eş-Şifa, İbnü'l-Arabi'nin Füsusu'l-Hikem ve Molla Sadra'nın el-Esfaru'l-Erbaa gibi temel eserlerinde merkezi bir tez olarak bulabilirsiniz. Hepsi, "Varlık Allah'ın nuru ve tecellisidir, dolayısıyla hayırdır; şer ise o nurun çekildiği yerdeki yokluktur." noktasında ittifak etmişlerdir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Cevabınız için teşekkür ederim peki kelam alimlerinden var mı?
Matüridi ve Eşari Kelamcıları (Ehl-i Sünnet)
Ehl-i Sünnet kelamında "Halk-ı Ef'al" (fiillerin yaratılması) meselesinde farklılıklar olsa da, "Hayrın Allah'tan, şerrin ise nefisten/ademden" gelmesi noktasında tasavvufi bir derinlikle birleşirler.
İmam Gazali: Özellikle İhya ve el-Maksadü’l-Esna eserlerinde, alemdeki nizamın "mümkün olanın en iyisi" (Leyse fi'l-imkan ebdau mimma kan) olduğunu savunurken, şerri varlığın değil, varlıktaki bir perdelenmenin veya eksikliğin sonucu olarak görür.
Fahreddin er-Razi: Kelamın en büyük isimlerinden biri olarak, şer meselesini tartışırken "şerr-i mahz"ın (saf kötülük) ancak mutlak yokluk (adem) ile irtibatlı olabileceğini ifade eder.
Cevabınız için müteşekkirim,Allah razı olsun