Block title
Block content

Mutlak ve muhit bir şeyin hududu ve nihayeti olmaması ve mahiyetinin anlaşılmamasını misallerle anlatır mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Sual: Niçin Cenâb-ı Hakkın sıfât ve esmâsının marifeti enaniyete bağlıdır?"

"Elcevap: Çünkü, mutlak ve muhit bir şeyin hududu ve nihayeti olmadığı için, ona bir şekil verilmez; ve üstüne bir suret ve bir taayyün vermek için hükmedilmez, mahiyeti ne olduğu anlaşılmaz.”(1)

Mutlak, kayıtlı olmayan demektir. Bir yazıyı okutan boş kısımlardır. Bir mürekkebi sayfanın tamamını kaplayacak şekilde döksek ortada yazı kalmaz. Yazı yazarken mürekkebi kayıt altına alır, belli bir harfi yazdıktan sonra diğerine geçerken bir boşluk bırakırız.

Keza bir şekli görüyorsak, o şeklin dışında ayrı bir alan olduğu ve bakışlarımız o şeklin bütün sınırlarını içine aldığı içindir.

Her yanımız hava ile kaplı olduğu için havayı görmeyiz ve çoğu zaman onu hiç düşünmeyiz bile. Her yemekten sonra Rabbimize şükrettiğimiz halde, havaya şükür etmek pek aklımıza gelmez. Halbuki hiçbir şey yemeden günlerce yaşamamız mümkün olduğu halde, havasız yaşamamız mümkün değildir.

Kulağımız belli frekansların arasındaki sesleri işitir. Çok yüksek frekanslı sesleri işitemeyiz. Yazıyı okutan boş kısımlar olduğu gibi, sesi işittiren de sessiz sahalardır. Her taraf sesle dolu olsaydı sesi bilemez ve işitemezdik.

Gözümüz sınırlı eşyayı gördüğü, kulağımız belli frekansları işittiği gibi, aklımız da ancak sınırlı hakikatleri bilebilir. Zira, sınırlı sonsuzu kavrayamaz ve anlayamaz.

(1) bk. Sözler, Otuzuncu Söz, Birinci Maksat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...