"Nazar-ı nübüvvet ve tevhid ve iman; vahdete, âhirete, uluhiyete baktığı için, hakaikı ona göre görür. Ehl-i felsefe ve hikmetin nazarı; kesrete, esbaba, tabiata bakar, ona göre görür. Nokta-i nazar birbirinden çok uzaktır." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kâinat ve içindeki eşya maddecî felsefeciler için kör, sağır, cansız ve şuursuz sebeplere ve tabiata havale edilen mânasız bir toplanma ve dağılma iken, bir müminin nazarında Allah’ın isim ve sıfatlarının sergilendiği bir meşherdir.

Tevhid nazarı ile bakan bir mümin her şeyi Allah’ın tedbir ve idaresine verirken, inkârcı felsefe her şeyi ya sebeplere, ya tabiata, ya da tesadüfe veriyor.

Nübüvvet nazarıyla bakıldığında bu kâinat Allah’ı mülküdür, her şey O’nu hamd ile tesbih etmektedir. Bu kâinatın meyvesi olan insan da Allah’a iman ve ibadetle mükelleftir. İnsan için bu âlem bir imtihan salonudur. Gerçek ve baki hayat ahirettedir.

Ehl-i felsefeye göre ise kâinat da insanda sahipsizdir, başıboştur. Ölüm hiçlik ve yokluktur. Ölüm ötesi bir âlem yoktur.

Bu iki nazarın birbirinden ne kadar farklı ve uzak olduğu bu birkaç misalle açıkça anlaşılır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...