Block title
Block content

Neden Evde Okumayıp da Haftalık Derslere Gidiyoruz? Derslere gitmek için Risalelerden delil var mı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Evvela, umumi derslerin maslahat ve önemi zahir olduğu için bu hususta Risale-i Nurlardan bir delil istemek yersiz ve gereksizdir.

İkincisi, maslahatı zahir olan şeyler hakkında delil ve tavsiye serdetmek belagatçe makbul değildir.

Üçüncüsü, Risale-i Nur'un çok yerlerinde cemaatleşmenin önemine atıfta bulunulur ki, bunun en güzel vasıtalarından birisi de umumi derslerdir. Herkes kendi köşesine çekilir ise hizmet ve cemaat manası oluşmaz.

Dördüncüsü, Risale-i Nurların her meselesini insan kendi aklı ile anlamayabilir. Bu yüzden sair kardeşlerin aklına ve tecrübesine ihtiyaç duyar. Bunun yolu da bir araya gelip müzakere ve mütalaa etmektir ki, umumi dersler bunun en güzel vasıtasıdır.

Beşincisi, dinimiz cemaat dinidir ve cemaatleşmeye teşvik etmektedir. Cemaatle kılınan bir namazın yirmi yedi kat sevabı olması bunun delilidir. Cuma ve bayram namazları ise bir başka açıdan cemaatleşmeye teşviktir.

Altıncısı, cemaatleşmenin bu zamandaki önemli bir tezahürü olan, şirketler, parlamentolar, bir araya gelip birlik oluşturan devletler, Müslümanların da bu manaya ağırlık vermelerini mecburi kılmıştır.

Yedincisi, İslam düşmanları ferdi olarak değil, şahsı manevi olan cemaatlerle saldırırken, Müslümanların da aynı silahı kullanmaları bu asırda zaruret haline gelmiştir...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

k.toprak
Ağabeylerimiz güzel cevaplamışlar.bende acizane şöyle bir düşüncemi belirteyim.derslerde ağabeylerin ahlakıyla ahlaklanıyorsunuz Risaleinur sayfalarında bahsedilen ahlak öğretilerini orda birebir görüp hayatınıza daha çabuk geçirebiliyorsunuz.bazen nurpenceresi ve diğer siteler vasıtasıyla dersler izliyoruz istifade ediyoruz ama genellikle sohbetlere gittiğimizde ordaki ruh hali biraz daha coşkulu oluyor.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
ihlasnur
Dershaneye Gitmenin ve Cemaat Olmanın Ehemmiyeti! Yazılar / Tarih 25 Eylül 2013 Saat 10:34 / “Şayet biri biliyor, taallüm etmeğe muhtaç değilse ibadete muhtaç veya marifete müştak veya huzur ister. Onun için herkese lüzumlu bir derstir. Emirdağ Lahikası-1 ( 249 )” “Erkân-ı imaniyenin hakaikını göz ile görüp, melaikeyi, Cennet’i, âhireti, hattâ Zât-ı Zülcelal’i göz ile müşahede etmek; kâinata ve beşere öyle bir hazine ve bir nur, ezelî ve ebedî bir hediye getirmiştir ki: Şu kâinatı, perişan ve fâni ve karmakarışık bir vaziyet-i mevhumeden çıkarıp, o nur ve o meyve ile, o kâinatı kudsî mektubat-ı Samedaniye, güzel âyine-i cemal-i Zât-ı Ehadiye vaziyeti olan hakikatını göstermiş. Kâinatı ve bütün zîşuuru sevindirip mkasr-i-nur-dershanesi-acildi_4389esrur etmiş. Hem o nur ve o meyve ile beşeri müşevveş, perişan, âciz, fakir, hacatı hadsiz, a’dası nihayetsiz ve fâni, bekasız bir vaziyet-i dalaletkâraneden o insanı o nur, o meyve-i kudsiye ile ahsen-i takvimde bir mu’cize-i kudret-i Samedaniyesi ve mektubat-ı Samedaniyenin bir nüsha-i câmiası ve Sultan-ı Ezel ve Ebed’in bir muhatabı, bir abd-i hassı, kemalâtının istihsancısı, halili ve cemalinin hayretkârı, habibi ve Cennet-i bâkiyesine namzed bir misafir-i azizi suret-i hakikîsinde göstermiş. İnsan olan bütün insanlara, nihayetsiz bir sürur, hadsiz bir şevk vermiştir.Sözler ( 581 )” “Sâni’-i Mevcudat ve Sahib-i Kâinat ve Rabb-ül Âlemîn olan Hâkim-i Ezel ve Ebed’in marziyat-ı Rabbaniyesi olan İslâmiyet’in -başta namaz olarak- esasatını, cin ve inse hediye getirmiştir ki; o marziyatı anlamak, o kadar merak-aver ve saadet-averdir ki, tarif edilmez. Sözler ( 581 ) “Eğer anlasa, ne kadar hayret ve meraka düşer. Sözler ( 582 ) “mütefekkir yolcu her sahifeyi okudukça saadet anahtarı olan imanı kuvvetlenip ve manevî terakkiyatın miftahı olan marifeti ziyadeleşip ve bütün kemalâtın esası ve madeni olan iman-ı billah hakikatı bir derece daha inkişaf edip manevî çok zevkleri ve lezzetleri verdikçe onun merakını şiddetle tahrik ettiğinden; sema, cevv ve arzın mükemmel ve kat’î derslerini dinlediği halde هَلْ مِنْ مَزِيدٍ deyip durur .. Asa-yı Musa ( 105 )” Bu ve emsali Mehazlara dikkat ve tefekkürle müteala edersek derse katılmak ve dersaneye gitmek çok ehemmiyetli olduğunu göz ile görür, kulak ile işitir, akıl ile anlar, ruh ile masseder, tefekkür ile maneviyat ülkesinin sultanının sıbga ile boyalanır. Ve bu sıbga öyle bir sıbga boyadırki tek bir şey onu üzerinden soyar ve soldurur o şey ise Küfür, isyan, tuğyan ve tağiliktir. Bu küfür o kadar fenâ bir şeydirki insanı Âlâ-yı İlliyinden Esfel-i Sâfiline atar Hutameye Hatab eder. DERSHANEYE Gitmek Aynı Zamanda Sıla-i Rahimdir! “Siz, birbirinize en fedakâr nesebî kardeşten daha ziyade kardeşsiniz. Kardeş ise, kardeşinin kusurunu örter, unutur ve affeder. Şualar ( 345 )” Bizler en nesebi kardeşten daha kardeş olmamız Râbıta-i Diniye ve Nuriye sebebiyledir. Üstâdım; “ekber-ül kebair ve mubikat-ı seb’a tabir edilen günahlar yedidir: 1-Katl, 2-zina, 3-şarab, 4-ukuk-u vâlideyn (yani kat’-ı sıla-yı rahm), 5-kumar, 6-yalancı şehadetlik, 7-dine zarar verecek bid’alara tarafdar olmak”tır. Barla Lahikası ( 335 )” Burada geçen ve üstâdımında söylediği Kat’ı sıla-yı Rahm tabirine göre bizim en nesebi kardeşten öte kardeşlerimizle irtibatımızı kesmemiz ise Ekber-ül Kebairdendir. O halde bizler dersaneye mümkün olduğu kadar sık uğramalı mümkün mertebe 1 vakit de olsa namazımızı en nesebi kardeşlerdende öte olan kardeşlerimizle olmalıyız. Malum kardeş aynı Rahimden ve sülbden olan demektir. Bizler ise Hâbil Nesliyiz Kâbilin neslinden değil ve bu nazla Hâbilin Neslinden Rasul/Nebi/Sıdık/Sülehâ geldi /gelmektedir. O halde bizler Nesl-i Hâbilin irtibâtı ne kadar kâvi olursa o kadar Müttaki ve Muhibb oluruz. Bizler dershaneye gitmez, ihtiyaç hissetmez hakir ve lüzumsuz ehemmiyetsiz görürse “kat’-ı sıla-yı rahm Barla Lahikası ( 335)” kaidesine dahil olup “ tenbellik eder ise, hasâret-i azîme; ehemmiyetsiz görür ise, cinâyet-i azîme; tekzibini işmam eden tenkid ise, dalâlet-i azîmedir. Lem’alar ( 59 )” bu gibi neticeleri vardır. O halde bizler Sıbgatullah ile sıbgalanmazsa SıbgatünNefs u Hevâ ile boyalanacaktır. Sıbgatullah yerine başka sıbgayla sıbgalanan defolu/özürlü hale gelir. Cemaat ruhuna sıbgasına sâhip olmayan kimse, Cemiyetin sıbgasına sâhip olacak. Bu meseleye ise Üstadım şöyle ifade eder; “Eskiden tehlikeler hariçten gelirdi; onun için mukavemet kolaydı. Şimdi tehlike içeriden geliyor. Kurt, gövdenin içine girdi. Şimdi mukavemet güçleşti. Korkarım ki cem’iyetin bünyesi buna dayanamaz, çünki düşmanı sezmez. Can damarını koparan, kanını içen en büyük hasmını dost zanneder. Cem’iyetin basiret gözü böyle körleşirse, iman kalesi tehlikededir. İşte benim ızdırabım, yegâne ızdırabım budur. Yoksa şahsımın maruz kaldığı zahmet ve meşakkatleri düşünmeğe bile vaktim yoktur. Keşke bunun bin misli meşakkate maruz kalsam da, iman kalesinin istikbali selâmette olsa! Tarihçe-i Hayat ( 628 )” ve cemiyette Cemiyetin sürekli insana lehviyat ve hevasatı sunması neticesiyle ahlak sukut eder ve ihvanüşşeyatin edere Sıbgasının rengini nefs ve hevası verir. SıbgatünNefs ise istikbalde insanı “..gençliğinde iffetini muhafaza etmediğinden sevmek beklediği nazarlardan nefret görüyorlar.. kat’î müşahede ettim. Asa-yı Musa ( 16 )” hitabına mazhar eder. Nitekim Cemaati olmayanın Cemiyeti vardır. Cemiyete uyan ise hayatı Batın ve Ferce münhasır zanneder. Bizler en nesebi kardeşlerimizle irtibatımızı muhkem tutmamız Cemiyetten bizleri Kurtarır ve Cemiyetin semm-i katl’ini asgariye indirir. Kaziye makus olursa netice de makus olur. Binaenaleyh bizler dersanemizle azami derecede irtibatımızı kavi tutmak mecburiyetindeyiz. “Sözler, şu zamanın yaralarına en münasib bir ilâç, bir merhem ve zulümatın tehacümatına maruz heyet-i İslâmiyeye en nâfi’ bir nur ve dalalet vâdilerinde hayrete düşenler için en doğru bir rehber olduğu itikadındayım. Mektubat ( 23 )” iştirak-i a’mal-i uhreviye düstur-u esasiyeleri sırrınca, herbirisinin kazandığı mikdar, kardeşlerine aynı mikdar defter-i a’maline geçmesi o düsturun ve rahmet-i İlahiyenin muktezası olmak haysiyetiyle,Risale-i Nur’un dairesine sıdk ve ihlas ile girenlerin kazançları pek azîm ve küllîdir. Herbiri, binler hisse alır. Tarihçe-i Hayat ( 291 ) İştirak-i A’mal-i Uhreviyeden Hissemizim Azameti Temennisiyle Muhammed Numan ÖZEL
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Gökyüzü
Allah'ın rahmeti cemaat üzerinde . Bediüzzaman Hz. Rusya'dan firar ettiğinde yolu bir mağara önünden geçer. Mağaradan bir pirifani çıkar ve Üstadımızı ismiyle hitab ederek hoşgeldin der ve bir gün mağarada ağırlar. Ertesi gün uğurlarken şunları söyler. Benim Türkkardeşlerim şu an sıkıntıdadırlar, ama Arapça ezanı, Cemaati ve Kur'an derslerini bırakmasınlar, diye nasihatte bulunur.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
silentcat
Evde okumayin sakin tek basiniza anlami cikiyor bu konudan, lutfen yaziyi duzeltiniz eger gercekten bunu kastetmiyorsaniz , insanlari kitap okumaktan sogutmayiniz
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Biz burada bir soruya cevap veriyoruz. Yoksa evde okumayın gerek yok demek gibi bir niyet ve gayemiz bulunmuyor. Üstelik böyle bir şeyi telkin etmek açık bir hata olur.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Ziyaretçi (doğrulanmadı)
kastamonu lahikasında şöyle bir ifade var'' ''Bu zaman, ehl-i hakikat için, şahsiyet ve enaniyet zamanı değil. Zaman, cemaat zamanıdır. Cemaatten çıkan bir şahs-ı mânevî hükmeder ve dayanabilir. Büyük bir havuza sahip olmak için, bir buz parçası hükmündeki enaniyet ve şahsiyetini o havuza atmaktır ve eritmek gerektir. Yoksa, o buz parçası erir, zayi olur; o havuzdan da istifade edilmez.''
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...