"Azrail Aleyhisselâmın vazifesi de bir perdedir." Cebrail Aleyhisselâm da böyle midir, Vahiyleri Peygamber Efendimize getirmiyor muydu?
Değerli Kardeşimiz;
"Aynen bu perdeler gibi, Azrail Aleyhisselâmın vazifesi de bir perdedir, tâ haksız şekvâlar Cenâb-ı Hakka gitmesin. Çünkü ölümdeki hikmet ve rahmet ve güzellik ve maslahat cihetini herkes göremez. Zâhire bakıp itiraz eder, şekvâya başlar. İşte bu haksız şekvâlar Rahîm-i Mutlaka gitmemek hikmetiyle, Azrail Aleyhisselâm perde olmuş."
"Aynen bunun gibi, bütün meleklerin, belki bütün esbab-ı zâhiriyenin vazifeleri, izzet-i rububiyetin perdeleridir. Tâ güzellikleri görünmeyen ve hikmetleri bilinmeyen şeylerde kudret-i İlâhiyenin izzeti ve kudsiyeti ve rahmetinin ihatası muhafaza edilsin, itiraza hedef olmasın ve hasis ve ehemmiyetsiz ve merhametsiz şeylerle kudretin mübaşereti nazar-ı zâhirîde görünmesin. Yoksa, hiçbir sebebin hakikî tesiri ve icada hiç kabiliyeti olmadığını, her şeyde tevhid sikkeleri kat'î gösterdiğini, Risale-i Nur hadsiz delilleriyle ispat etmiş. Halk etmek, icad etmek Ona mahsustur. Esbab yalnız bir perdedir. Melâike gibi zîşuur olanların, yalnız cüz-i ihtiyarıyla cüz'î, icadsız, kesb denilen bir nevi hizmet-i fıtriye ve amelî bir nevi ubudiyetten başka ellerinde yoktur."(1)
Sebeplerin, Allah’ın işlerinde ve icraatlarında vesile olarak kullanılmasındaki gaye ve hikmet, bazı haksız ve yersiz şekvaların önünü kesmek, hedefini değiştirmek ve Allah’ın izzet ve azametine perde vazifesini görmek içindir.
Evet, izzet ve azamet sebeblerin haksız ve yersiz şikâyetlere hedef ve perde olmasını iktiza ediyor. Ta ki zahiren çirkin ve şer gibi görünen fiiller ve hâdiseler Allah’a isnad edilmesin. Aslında, hakikatte, o çirkin ve merhametsiz gibi görünen şeyler, çirkin ve merhametsiz değiller. İnsan dar aklı, aciz ve tahammülsüz fıtratından dolayı ağlama ve sızlamaya müsait olduğu için, şikâyet ve tenkidinin hedefini sebeplere yönlendiriyor. Sebepler olmasa, o haksız tenkit ve serzenişler doğrudan Allah’a gidecektir. Bunun içindir ki Allah, araya sebepleri koymuştur.
Dünyevî sebepler; Allah’ın izzet ve azametine yapılacak haksız şekvalara ve itirazlara bir perdedir. Ekseri avam insanlar, hayrı da şerri de Allah’ın yarattığından gaflet ederek itirazlarını sebeplere yönlendirirler.
Aynı şekilde Hz. Azrail de ruhları almakla vazifeli bir memurdur; bütün fiil ve icraatları bizatihi İlahî kudretin tasarrufundadır. O fiillere ve icraatlere konu olan sebepler ise, tamamen bir perde ve bir bahanedirler. Nasıl ağaç elmaya, inek süte, arı bala zahirî bir perde ve sebep ise, Azrail (as) da ölüme zahirî bir perde ve bir sebeptir. Zahiren çirkin olan ve şer gibi görünen ölümlerde şekvalar Cenab-ı Hakk’a gitmesin diye hastalıklar ve Hz. Azrail (a.s)sebep ve perde kılınmıştır.
Üstad Hazretleri bu hakikati şöyle izah etmektedir:
"İşte o şekva ve şikâyetlerin hedefini değiştirmek için esbab vaz edilmiştir. Çünkü, kusur onlardan çıkıyor, onların kabiliyetsizliğinden ileri geliyor. Bu sırra bir misal-i lâtif sûretinde bir temsil-i mânevî rivayet ediliyor ki: Hazret-i Azrail Aleyhisselâm, Cenab-ı Hakka demiş ki: 'Kabz-ı ervah vazifesinde senin ibâdın benden şekva edecekler. Benden küsecekler.' Cenab-ı Hak, lisan-ı hikmetle ona demiş ki: 'Seninle ibâdımın ortasında musibetler, hastalıklar perdesini bırakacağım. Tâ şekvaları onlara gidip sana küsmesinler.' Evet, nasıl ki hastalıklar perdedir, ecelde tevehhüm olunan fenalıklara mercidirler. Ve kabz-ı ervahta hakikî olarak hikmet ve güzellik, Hazret-i Azrail Aleyhisselâm'ın vazifesine mütealliktir. Öyle de Hazret-i Azrail Aleyhisselâm da bir perdedir..."(2)
Dipnotlar:
(1) bk. Şualar, On Birinci Şua, On Birinci Mesele.
(2) bk. Mesnevi-i Nuriye, Lem'alar.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Sâdık ilhamlar, gerçi bir cihette vahye benzerler ve bir nevi mükâleme-i Rabbâniyedir; fakat iki fark vardır.
Birincisi: İlhamdan çok yüksek olan vahyin ekseri melâike vasıtasıyla; ve ilhamın ekseri vasıtasız olmasıdır. Mesela, nasıl ki, bir padişahın iki suretle konuşması ve emirleri var. Birisi: Haşmet-i saltanat ve hakimiyet-i umumiye haysiyetiyle bir yaverini, bir valiye gönderir. O hakimiyetin ihtişamını ve emrin ehemmiyetini göstermek için, bazan, vasıta ile beraber bir içtima yapar, sonra ferman tebliğ edilir.
İkincisi: Sultanlık ünvanıyla ve padişahlık umumî ismiyle değil, belki kendi şahsıyla hususî bir münasebeti ve cüz’î bir muamelesi bulunan has bir hizmetçisiyle veya bir âmi raiyetiyle ve hususî telefonuyla hususî konuşmasıdır.
Öyle de, Padişah-ı Ezelînin, umum âlemlerin Rabbi ismiyle ve kâinat Hâlıkı ünvanıyla, vahiyle ve vahyin hizmetini gören şümullü ilhamlarıyla mükâlemesi olduğu gibi; herbir ferdin, herbir zîhayatın Rabbi ve Hâlıkı olmak haysiyetiyle, hususi bir surette, fakat perdeler arkasında onların kàbiliyetine göre bir tarz-ı mükâlemesi var.
Risale-i Nur'daki "Azrail'in Perdelenmesi" Meselesini ve Şikayet Mekanizmasını Anlamak
Bu konuyu tam kavrayabilmek için mekanizmayı doğru oturtmak lazım. Soru şu: "Eğer musibetler Azrail'e perdeyse, şikayetler Azrail'e gider derken ne demek isteniyor? Hem musibet perde, hem Azrail perde, öyleyse şikayet nereye gider?"
Görünürde bir çelişki var gibi ama aslında çok katmanlı ve incelikli bir sistem var. Şimdi bu sistemi Müdür – Bekçi – Zil örneğiyle ve en son doğru tespitlerle anlatalım.
Benzetme: Okul Müdürü, Bekçi ve Zil
· Müdür (Allah): Her şeyin asıl faili, Rahîm ve Hakîm olan.
· Bekçi (Azrail): Müdür'ün emriyle görev yapan memur. Görevi: Öğrencileri okuldan çıkarmak (ruhları kabzetmek).
· Zil ve Anons (Hastalık ve Musibet): Bekçinin gelişini haber veren, somut olaylar.
Mekanizma Nasıl İşliyor? (Adım Adım)
Müdür bir kural koyuyor: "Okuldan çıkış saati şu." Bekçi bu kuralı uyguluyor. Ama Müdür biliyor ki öğrenciler çıkışa itiraz edecek, haksız şikayette bulunacak. Çünkü çıkışın ardındaki hikmeti (tatil, eve gitmek, dinlenmek) herkes göremiyor; sadece "Ben daha oynamak istiyorum!" diye bağırıyor.
İşte bu haksız şikayetlerin doğrudan Müdür'e (Allah'a) gitmemesi için Müdür iki perde koyuyor:
1. Birinci Perde (Zil ve Anons / Musibetler): Bekçi içeri girdiğinde öğrenci onu görmesin diye önce zil çalıyor, anons yapılıyor. Öğrenci, Bekçi'yi değil, "Bu zil niye erken çaldı? Bu anons niye oldu?" diye şikayet ediyor. Şikayet, musibete gidiyor, Bekçi'ye gitmiyor.
2. İkinci Perde (Bekçinin Kendisi / Azrail): Peki ya biraz daha bilgili bir öğrenci, zilin ve anonsun aslında Bekçi'nin habercisi olduğunu anlarsa? O zaman şikayetini Bekçi'ye yöneltir: "Ya bekçi, niye beni çıkardın? Niye bu saatte?" İşte bu şikayet de Müdür'e gitmesin diye Bekçi'nin kendisi ikinci bir perde yapılıyor. Yani Müdür diyor ki: "Bekçi, sen de bir perdesin. Öğrenci sana kızabilir, ama o kızgınlık bana ulaşmasın."
Peki Şikayet En Son Nereye Gidiyor? (En Önemli Nokta)
Bu iki perde sayesinde ortaya şu muhteşem sonuç çıkıyor: Şikayet, ne Müdür'e gidiyor, ne de Bekçi'ye. En fazla zile ve anonsa (musibetlere) gidiyor.
Yani sistem şöyle işliyor:
· Allah'a gitmesin diye → Azrail perde oluyor.
· Azrail'e gitmesin diye → Musibetler perde oluyor.
Netice: Şikayet, en yüzeysel ve masum hedef olan musibetlere takılıp kalıyor. İnsan "Başıma gelen şu hastalık ne kötü!" diyerek şikayetini bitiriyor, farkında olmadan asıl faili (Allah) ve aracı faili (Azrail) korumuş oluyor.
Bu sistem, Allah'ın kullarına olan engin rahmetinin bir tecellisidir. Çünkü kul, ölüm gibi büyük bir hakikatin ardındaki hikmeti ve rahmeti göremeyince haksız itiraz eder. Allah da bu itirazın kendisine veya sevgili memuruna gitmesini istemez; onu en zararsız alana, somut olaylara yönlendirir.