"Ümmet mabeyninde şeâir-i İslâmiyeden olan birbirine اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ demeleri sünnet olması..." Birbirimize selam verince, Peygamber Efendimiz'e ulaşıyor mu?
Değerli Kardeşimiz;
"Umum âlem-i İslâm her gün çok defa اَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ اَيُّهَا النَّبِىُّ dediği gibi, onun da getirdiği hediye-i mâneviyesiyle, hem kâinat sahifeleri ve tabakaları mektubat-ı Samedaniye olmasına, hem mahlûkatın hakikî kıymetleri ve kemalâtları onun risaletiyle tezahür etmesine mukabil, bütün mahlûkat mânen اَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ اَيُّهَا النَّبِىُّ bu mezkûr hakikatin lisanıyla derler. Ve ümmet mabeyninde şeâir-i İslâmiyeden olan birbirine اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ demeleri sünnet olması, bu büyük hakikatin şuaı olmasındandır."(1)
"Şeair"; âdetler, İslam’a ait işaret ve nişanelerdir. Tehlil, tesbih, tahmid, tekbir, selam, kurban, hac, ezan okumak, cenaze ve bayram namazı kılmak gibi umumî ibadetler ve zikir çeşitleri şeâir-i İslamiye'dendir.
Şeair, âdeta hukuk-u umumiye nev’inden cemiyete ait bir ubudiyettir. Birinin yapmasıyla o cemiyet umumen istifade ettiği gibi, onun terkiyle de umum cemaat mes’ul olur.
Üstad Bediüzzaman Hazretleri ezan, selam ve hutbe gibi şeairlerin ehemmiyetini şöyle ifade etmektedir:
“Sünnet-i Seniyyenin içinde en mühimmi, İslâmiyet alâmetleri olan ve şeâire de taalluk eden Sünnetlerdir. Şeâir, âdeta hukuk-u umumiye nev’inden cemiyete ait bir ubudiyettir. Birisinin yapmasıyla o cemiyet umumen istifade ettiği gibi, onun terkiyle de umum cemaat mes’ul olur. Bu nevi şeaire riya giremez ve ilân edilir. Nafile nev’inden de olsa, şahsî farzlardan daha ehemmiyetlidir.” (Lem’alar, 11. Lem’a)
Selam da dâhil ümmetin her bir duası ve ibadeti Peygamber Efendimizin (a.s.m) amel defterine eksiksiz bir şekilde yazılmaktadır. Çünkü bütün güzellikler, hayırlar, sevaplar, ibadetler, dualar Peygamber Efendimizin (a.s.m) vesilesi ve kanalı ile insanlığa geliyor. Dolayısı ile her bir Müslümanın işlediği sevap ve dua O'nun manevî hanesine yazılıyor.
"Evet, bin üç yüz elli senede, her sene üç yüz elli milyon insanların sultanı ve onların ruhlarının mürebbîsi ve akıllarının muallimi ve kalblerinin mahbubu ve her günde, es-sebebü ke'l-fâil sırrınca, bütün o ümmetinin işlediği hasenâtın bir misli, sahife-i hasenâtına ilâve edilen…” (Lem’alar, 26. Lem’a)
Allah’ın kâinatı yaratmasındaki yüksek maksadı en güzel bir şekilde gösteren, bütün insanlığa en mükemmel rehber ve eşsiz model olan zât, Habib-i Kibriya Efendimiz (asm)'dir.
Yaratılmışlar içinde Allah’ın cemal ve kemaline en büyük meşher ve en parlak ayna ise Resul-i Ekrem Efendimiz (asm)'dir.
Kâinatın ve mahlûkatın yaratılmasındaki maksatlar Resulullah Efendimizin tâlim ve irşadı ile anlaşılmıştır. Her güzel haslete ve her hayra vesile olan O’dur.
Sevaplar nuranî olduğu için eksilmeden çoğalabilirler. Yani birisine selam verdiğinde o selamdan hâsıl olan dua ve sevab eksilmeden hem selamı verene hem alana hem de Habib-i Kibriya Efendimize (asm) yazılır.
(1) bk. Emirdağ Lâhikası-II, 83. Mektup.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü