"İşte şeair-i İslâmiyenin velev sünnet kabilinden dahi olsa ehemmiyeti şu sırdandır..." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hacda mü’minlerin bir araya gelerek, bu farzı yerine getirmekle kazandıkları manevî mertebenin bir benzeri bütün şeairler için de geçerlidir. Dünyanın her tarafında okunan ezanlar bir yönüyle bütün arzın ezan okuması gibidir.

Şeâir-i İslamiye”de iman ve Müslümanlık alâmeti olan çok mühim âdetler vardır ki, bunları değiştirmek bid’attır.

Meselâ; minarelerden yükselen lahutî bir sadâ ile mü’minlerin kalplerini sürur ile dolduran ezanı, aslı olan Arapça yerine çeşitli dillere tercüme ederek okumak İslam’ın en büyük şiarını tahriptir, bid’attır.

Bediüzzaman Hazretleri şeairin ehemmiyetini şöyle ifade eder:

“Sünnet-i Seniyyenin içinde en mühimmi, İslâmiyet alâmetleri olan ve şeâire de taalluk eden Sünnetlerdir. Şeâir, âdeta hukuk-u umumiye nev’inden cemiyete ait bir ubudiyettir. Birisinin yapmasıyla o cemiyet umumen istifade ettiği gibi, onun terkiyle de umum cemaat mes’ul olur. Bu nevi şeaire riya giremez ve ilân edilir. Nafile nev’inden de olsa, şahsî farzlardan daha ehemmiyetlidir.” (11. Lem’a)

Aynı şekilde; emniyet, huzur, sulh, selamet, rahatlık ve kurtuluş gibi mânâlara gelen; “Es-selâmu Aleyküm” kelamının yerine; “başka tabirler kullanmak bid’attır. Dinimizde selamlaşma çok ehemmiyetlidir. Selam vermek, bir kimseye yapılacak en güzel bir duadır.

Üstad Hazretleri başka bir eserinde de İslam’ın şeairlerini tağyir etmenin ne derece mahsurlu olduğunu şöyle ifade eder:

“Bu şeairin umuma taalluk cihetiyle umum onda hissedardır. Umumun rızası olmazsa onlara ilişmek, umumun hukukuna tecavüzdür. O şeairin en cüz’îsi en büyük bir mes’ele hükmünde nazar-ı ehemmiyettedir. Doğrudan doğruya umum âlem-i İslâma taalluk ettiği gibi; Asr-ı Saadetten şimdiye kadar bütün eâzım-ı İslâmın bağlandığı o nuranî zincirleri koparmaya, tahrib ve tahrif etmeye çalışanlar ve yardım edenler düşünsünler ki, ne kadar dehşetli bir hataya düşüyorlar. Ve zerre miktar şuurları varsa, titresinler!..” (29. Mektup)

Müslüman’ın şiarı olan, yani yerine getirildiğinde kişinin Müslüman olduğunu gösteren bütün ibadetlerin, hallerin ve davranışların da bu büyük makamdan hisseleri vardır. Yemeğe besmele ile başlamak bir sünnettir ve Müslüman’ın bir şiarıdır. Dünyanın her tarafındaki Müslümanların yemek yerken besmele çektikleri birden nazara alındığında, bu ulvî mânânın bir benzeri sergilenmiş olur.

Müslümanların şeaire topluca uymalarının çok ehemmiyetli bir meyvesi de aralarındaki birlik ve beraberliğin pekişmesi, kardeşlik şuurunun gelişmesidir. Cemaatle kılınan bir namaza, ferdî kılınanın yirmi yedi katı sevap verilmesi dinimizin cemaate verdiği önemin en açık bir delilidir.

“Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın.” (Âl-i İmrân Sûresi, 3/103) âyeti de cemaatin ehemmiyetini ifade etmektedir.

Resul-i Ekrem Efendimiz de (asm.) “Allah’ın rahmeti cemaat üzerinedir.” buyurarak, birlik ve beraberliğin Allah katındaki büyük ehemmiyetine dikkatlerimizi çekmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...