Kudret-i İlahiye tanınmazsa; "Her şeye ve her bir zerreye, hadsiz bir kuvvet, kudret, nihayetsiz bir hikmet, maharet... İdare edecek bir iktidar, her şeyde bulunduğunu kabul etmek" neden icap etsin?
Değerli Kardeşimiz;
“Sıfat mevsufsuz olmaz.” Bu, her şeyde kendini gösteren değişmez bir hakikattir.
Bir şey bir iş yapıyorsa, bunu ya kendi ilim ve kudretiyle yapmaktadır yahut o işi yapan başkadır, o şey o zatın kudretine ve ilmine ayna olmuştur. Mesela, biz bir yazıyı yazdığımızda, o yazıdaki ilim ve yazılması için gerekli kudret ya bizim ruhumuzdan gelmektedir yahut o yazının kendisi bu sıfatlara sahiptir. Bu ikinci şıkkın akıldan uzak olduğu aşikârdır.
İşte kelime-i kudret olan her bir mahlukta kendini gösteren ilim ve kudret Allah’ın sıfatlarına isnad edilmezse, her varlığın bütün kâinata hükmeden bir kudrete sahip olması ve her şeyde kendini gösteren bir ilme malik bulunması gerekecektir. Zira kâinattaki kudret kelimeleri bizim yazımızdaki kelimelere benzemez, onun yazılabilmesi için Güneş'ten toprağa, havadan suya kadar her şey lazımdır.
Kudret kelimesi olan her varlık da zerrelerden teşekkül ettiğine göre, aynı mana her bir zerre için de söz konusudur...
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü