Suriye'deki gelişmeleri "Müsbet Hereket" düsturu ile nasıl telif edebiliriz? Dahilde silahlı mücadele doğru mu?
Değerli Kardeşimiz;
İktidar kim olursa olsun dâhilde maddî cihat değil, manevî cihat esastır.
Dâhilde maddî cihad demek; Müslümanların birbirini kırması, öldürmesi ve düşman bellemesidir. Ayrıca fitne, fesat ve ihtilafa düşmek demektir ki, bu ise caiz değildir. Bu sebeple Ehlisünnet, dâhilde silahlı mücadeleyi menedip yasaklamıştır. İktidar meşru ise, huruc edenler asi ve bağy olur.
Dâhilde münker ve zulüm ile mücadele manevi cihat, sabır ve tebliğ ile olabilir. Üstad'ımız ilk Ankara hükümetine karşı kıyam etmek isteyen Şeyh Said’i bu hususta ikaz etmiş, dâhilde kuvvet ve silah kullanmanın caiz olmadığını beyan etmiştir. Nitekim Şeyh Said’in isyanı, çok münker ve zulmü beraberinde getirmekle kalmamış, mütedeyyin insanların üzerindeki baskıyı daha da ziyadeleştirmiştir.
Bu hususta Cenab-ı Hak şöyle buyurur:
"Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de (itaat edin)..." (Nisa, 4/59).
İbn Ömer (r.a.), Hz. Peygamber'in şöyle dediğini nakletmiştir:
"Her kim bize karşı silah taşırsa bizden değildir." (Buhârî Fiten,7, Diyât, 2; Müslim, İman, 161, 163, Fiten, 16; Nesaî, Tahrim, 26; Tirmizî, Hudûd, 26; İbn Mace, Fiten, 11). Burada silah taşımak, harbetmek anlamındadır.
"Her kim, İslam devlet başkanına itaatten çıkar ve İslam cemaatinden ayrılır da ölürse, onun ölümü cahiliyye ölümüdür." (Buhârî, Fiten, 2; Ebû Dâvûd, Sünnet, 27).
Devlet başkanlığı meşru yolla sabit olan halife-i İslam'a itaat farzdır; ona karşı ayaklanmak ve savaşa girişmek yasaklanmıştır. (el-Maverdi, el-Ahkâmu's-Sultaniyye, Kahire 1386/1966, 5; İbn Kudâme, el-Muğni, Beyrut 1392/1972, X, 48).
“Kendilerine, Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD-DAEŞ) diyen grup, Irak ve Suriye’de faaliyet gösteren silahlı bir örgüttür. Harici bir ideolojiye sahip IŞİD; Irak, Suriye, Filistin ve Ürdün topraklarını içine alan bölgede şeriata dayalı bir devlet kurmak istediğini iddia ediyor."
"Ancak, yaptığı zulümler ve çirkin icraatları onun Ehl-i sünnet akidesi dışında yer alan bozuk bir akideye sahip olduğunu göstermektedir. İslam dininin nezaket, nezahet, şefkat, merhamet ve adaletine taban tabana zıt olan icraatlarıyla daha çok Kadim Haricilik -Neo-Selefîlik, el-Kaide tipolojisi, Irak ve Suriye Baasçılığı görüntüsünü vermektedir.” (https://sorularlaislamiyet.com/isid-daes-nasil-bir-orguttur-yaptiklari-islam-uygun-mudur)
“Hizbu’t-Tahriru’ş-Şam (HTŞ)" denilen ve Suriye'nin yönetimini ele alan bu gurup ise, El Kaide’den kalma ve IŞİD’den kopmuş olan El-Nusra’dan tamamıyla ayrıldığını ve Sünni bir çizgide yürüdüklerini görüyoruz. Bunların Ülkemizle ve samimi Müslüman guruplarla birlikte hareket ettiklerini Suriye Baas Rejimini devirdikten sonra daha net bir şekilde görmüş oluyoruz. Bunlar şu anda her işlerini, planlarını ve değerlendirmelerini Ülkemizle yaptıklarını hem kendi halklarına hem de dünyaya ilan ettiler.
Elbette yukarıda verdiğimiz ayet ve hadislere göre Ehlisünnet itikadında, dâhilde silahlı mücadele haramdır ve huruc edenler asi ve bağy olarak değerlendirilir. Çıkan fitnede ölen Müslümanların vebali de bu asilerin üzerinedir. Bir münkeri (yanlışı) başka bir münker ile gidermek doğru değildir. Fakat bu Suriye'deki gelişmelerin bazı hususi haller ve vaziyetler taşıdığını görüyoruz. Bunları maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz:
1. Suriye’nin başındaki idare, tamamıyla Müslüman halka karşı olup, yıllarca eziyet etmekten çekinmemişlerdir.
2. Burada sadece Baas yönetimi hâkim değil ki, mesele safi bir İslam yönetimine yapılan bir isyan noktasında değerlendirilsin. Aksine Amerika, İsrail, Avrupa’nın bazı ülkeleri, İran’a bağlı Şii guruplar ve özellikle Rusya’nın burada yıllarca ciddi manada hâkimiyet sürdüğü bilinen bir gerçektir.
3. Burada meydana gelen elim hâdiseler ve yapılanmalar, İslam’ın kalesi hükmündeki Türkiye’yi de derinden etkileyecek gelişmeler nevindendir. Bu nedenle bu gelişmeleri, sadece dâhilde bulunan HTŞ’ye vermek de eksik bir değerlendirme olacaktır. Zira Ülkemizin de İttihad-ı İslam noktasında bu guruba ciddi bir yardım ve desteğinin olduğu apaçık bir meseledir.
Bu kısa değerlendirmeden sonra denilebilir ki; bu başkaldırış Sünni bir Müslüman gurubun, Türkiye ve Katar gibi samimi İslam ülkelerin ciddi desteğini arkasına alarak, İslam âlemine bu zayıf ve dine düşman Suriye Baas yönetimi üzerinden zarar vermek isteyen devletler ve taşeron hükmündeki terör örgütlerine yapılmıştır. Allah samimi Müslümanları burada muvaffak etmiştir. İslam düşmanları hezimete uğramıştır, inşallah daha da uğrayacaktır...
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü