"Belki bin seneden beri tedarik ve teraküm edilen müfsit âletlerle dehşetli rahnelenen ... o geniş yaralarını, Kur’ân’ın ve imanın ilâçlarıyla tedavi etmeye çalışıyor." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Risale-i Nur, yalnız bir cüz’î tahribatı, bir küçük haneyi tamir etmiyor; belki küllî bir tahribatı ve İslâmiyeti içine alan dağlar büyüklüğünde taşları bulunan bir muhit kaleyi tamir ediyor. Ve yalnız hususî bir kalbi ve has bir vicdanı ıslaha çalışmıyor; belki bin seneden beri tedarik ve teraküm edilen müfsit âletlerle dehşetli rahnelenen kalb-i umumî ve efkâr-ı âmmeyi ve umumun, bâhusus avâm-ı mü’minînin istinadgâhları olan İslâmî esaslar ve cereyanlar ve şeâirler kırılmasıyla, bozulmaya yüz tutan vicdan-ı umumîyi Kur’ân’ın i’câzıyla o geniş yaralarını, Kur’ân’ın ve imanın ilâçlarıyla tedavi etmeye çalışıyor." (Kastamonu Lâhikası, 23.Mektup)
Müfsit aletler; materyalist ve inkârcı felsefe tabanlı olan, fikri cereyan ve ideolojilerdir. Materyalist ve maddeci felsefenin fikir bakımından bazı temel şubeleri vardır. Bunlara biyoloji sahasında Darwin’in evrim teorisi, psikoloji sahasında Sigmund Freud' psikanalizi, sosyoloji sahasında Ogüst Komt pozitivizmi, iktisat sahasında ise Karl Marks misal olarak verilebilir.
Bu gibi felsefi ekollerin temeli ve esası; maddeci ve inkârcı olmasıdır. Risale-i Nurlar ise; küfür ağacının dalları ve budakları yerine, onun kökü ve esası olan maddeci ve inkârcı fikirlerini muhatap alıp çürütüyor. Nasıl ağacın kökü kesildiğinde dalları da budakları da kurur gider. Aynı şekilde Risale-i Nur küfür ağacının kökünü kuruttuğu için, ağacın dalları ve budakları ile fazla iştigal etmiyor.
Mesela; evrim ve pozitivizm gibi fikri cereyanlar, maddeci felsefenin dalları ve budakları mesabesindedir. Üstad Hazretleri bunların isminden ziyade, temel felsefi alt yapılarını çökertmiştir.
Bu batıl fikri cereyanlar, milyonlarca insanın imansız ölmesine vesile olup, insanlığı manevî bakımdan çok tahrip etmişler. Müfsit aletler bu cereyan ve ideolojiler iken, yaralar ise bu ideolojilerin fert ve toplum üzerindeki menfi tesirleri ve dehşetli tahribatlarıdır.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
sadece 6 iman esasını kabul edip bunların keyfiyetine, nasıl tezahür edeceğine aklen vakıf olmanin mumkunati ne derecedir?
Mesela ahirette cesetlerin birden dirilmesini akıl ve mantık birden kavrayıp hazmedemiyor bu inceliği anlamak için ya güçlü bir delil ya da etkili bir temsil getirilmesi gerekiyor ki akıl bu imana vakıf olsun nefsi hazm edilebilsin.
Elektrik gibi bir nimetin bir anda milyonlarca lamba, beyaz eşyayı bir anda çalıştırması nasıl mümkün ve vaki ise milyarlarca cesedin sonsuz bir kudret ile bir anda diriltilip canlandırılması da gayet basit ve mümkündür. Kaldı ki elektrik nimeti İlahi kudretin cüzi ve basit bir tecellisinden ibarettir basit elektrik böyle ise sonsuz kudret nelere kadirdir.
İşte bu temsil bu delil sayesinde kalp ve gönül haşir konusuna vakıf olur tatmin olur ve derinlemesine iman eder.
Böyle delil ve temsiller ile imanın altı esasına iman eden birisinin artık, şek ve şüphe içine düşmesi adeta imkansız hale gelir imanı tahkikiye dönüşür ve küfür ve dalalet onun kalp ve gönlüne asla yanaşamaz.
Ama iman zahiri ve zayıf ise yani kulaktan duyma, taklidi ise az bir şüphe ve tereddüt imanı zedeleyip küfür bataklığına düşürebilir. Risale-i Nurun imana dair her bir bahsi imanı güçlendiren ve sağlamlaştıran kuvvetli birer deliller ve tesirli temsillerdir.
Muhit kal'a yı açıklar mısınız? Teşekkür ederim
Buradaki "muhit kal'a" (kuşatıcı kale) tabiri, doğrudan doğruya İslamiyet’i ve onun sarsılmaz esaslarını temsil eder.
"Muhit" ve "Kal'a" Kelimelerinin Anlamı
Muhit: Kuşatan, çevreleyen, her şeyi içine alan demektir. Burada İslamiyet'in sadece bir ibadet biçimi değil, hayatın her alanını (inanç, ahlak, hukuk, sosyal yaşam) kapsayan genişliğini ifade eder.
Kal'a (Kale): Korunaklı yer, sığınak demektir. İnsanın hem dünyevi hem de uhrevi fırtınalardan korunabileceği, manevi güvenliğini sağlayan inanç sistemini simgeler.
"Muhit Kal'a" Neyi Temsil Eder?
Bu ifade ile kastedilen, Kur'an-ı Kerim'in sarsılmaz hakikatleri ve İslam'ın temel rükünleridir. Üstad, içinde bulunduğu dönemi manevi bir yıkım dönemi olarak görür. Bu yıkım sadece küçük bir binanın hasar alması gibi değil, toplumun sığındığı "en büyük kale" olan İslamiyet’in surlarında delikler açılması gibidir.
Cümlenin Genel Mantığı
Cümlede geçen diğer ifadelerle birleştirdiğimizde tablo netleşir:
Külli bir tahribat: İnancın temellerine (Allah’ın varlığı, ahiret gibi) yapılan geniş çaplı saldırılar.
Dağlar büyüklüğünde taşlar: İslamiyet'in her bir rüknü (örneğin namaz, zekat, haşir inancı). Bu taşlar o kadar büyüktür ki, onları yerinden oynatmak veya tamir etmek sıradan bir güçle mümkün değildir.
Tamir etmek: Sarsılan imanları delillerle kuvvetlendirmek ve o yıkılmaya çalışılan "kale"yi (İslamiyet’i) yeniden zihinlerde ve kalplerde inşa etmektir.
Özetle; muhit kal'a, ferdi ve toplumu her türlü manevi tehlikeden koruyan, ucu bucağı görünmeyen muazzam bir İman ve İslam kalesidir.