Kuantum, kâinatın temelinin nizamsız ve tesadüfen olduğunu mu söylüyor? Ezeli ilimle birlikte değerlendirir misiniz?
- Kuantum alemi incelendiğinde belli olasılıksal ve rastlantısal hesaplamalar ile bazı şeyler bulunabiliyor belli bir kaide ve düzen atom altı alemde görünmüyor
- Bunun yanında 2022 yılında Nobel ödülünü alan bir takım bilim insanlarının yaptığı deneyde artık bunun "bizim bilmediğimiz bir şey var, bizim teknolojimiz yetmediği için olasılıksal çıkıyor sonuçlar, gizli değişken var" gibi söylemleri çürüttüğü ifade ediliyor.
- Şimdi bunu nasıl izah edeceğiz ezeli ilimde tayin olunan her şey programına uygun hareket etmesi lazım gelmez mi?
- Nasıl olur da evrenin temelini olan atom altı parçacıklarda rastlantısallık vs olabilir?
Değerli Kardeşimiz;
Bu sual hem derin bir imani meseleye hem de modern fiziğin kuantum seviyesindeki müşahedelerine temas eden çok kıymetli bir sorudur.
Bu meseleyi Risale-i Nur terbiyesi, Kur’ânî ölçü, felsefî bakış, ilmi izah ve kalbî huzur sağlayacak şekilde izah etmeye gayret edeceğiz.
Evvela şunu bilmeliyiz;
1. Kuantum âleminde tesadüf, bize göredir, Allah’a göre değildir.
Kuantum fiziğinde müşahede edilen "ihtimalli sonuçlar", bizim bilgi eksikliğimizle alakalıdır. Bu âlemde bazı hâdiseler %100 kesin değil, ihtimal dalgaları ile tarif edilir. Ama bu bizim için geçerli bir belirsizliktir, Allah için asla değildir.
Allah imtihan gereği yarattığı her şeyde sebepleri ve imtihana kuvvet verecek bazı ihtimalleri yerleştirir. Ta ki insanların zahiri ve görüntüye bakarak Allah'ı gösteren milyonlarca delil içerisinde bunlara bakıp inkâra gidip gitmeyeceğine karar verir. Yani Allah, imtihan gereği her şeyde imana ve inkâra kapı açacak sebepleri yaratır.
Üstad Bediüzzaman bu konuya "Din bir imtihandır. Teklif-i İlâhî bir tecrübedir. Ta, ervâh-ı âliye ile ervâh-ı sâfile, müsabaka meydanında birbirinden ayrılsın." (Sözler, 20. Söz, İkinci Makam) cümlesiyle ışık tutar. Kâinatın her yerinde “Kâinatta tesadüf yoktur; her şeyde İlâhî bir irade, kaderî bir nizam vardır.” hakikati bir bayrak gibi dalgalanmaktadır.
2. Kuantum fiziği Allah’ın ilminden bir perde olabilir.
Allah’ın ezelî ilminde her şey vardır. Ama o, bazı şeyleri bizim müşahedemize göre perdelerle yaratır. Meselâ; biz dua ettiğimizde cevabın nasıl geleceği bizim için bilinmezdir, ama Allah için bellidir. Bu gibi hâdiseler kaderin bir yansımasıdır. Çünkü Allah'ın ilmi, ezeli dediğimiz bütün zamanları kuşattığından ve Allah zamanı yaratıp ona tabi olmadığından her şeyi aynı anda görür ve bilir. (bk. Kadere İman: Ezeliyet Bahsi)
3. Nobel ödülü alan deney neyi çürüttü?
2022 Nobel Ödülü, özellikle Bell Teoremi çerçevesinde, “gizli değişken”lerin (bilmediğimiz ama sonucu belirleyen saklı sebepler) olamayacağını deney yaparak göstermeye çalıştı. Yani Einstein gibi düşünenler, “Kuantum sonuçları bize öyle geliyor ama aslında bir mekanizması var, biz bilmiyoruz” diyorlardı. Bu görüş, deneylerle -güya- zayıflatıldı.
Ama bu ne demek?
Şu demek: Kâinatta bizim ulaşamadığımız “gizli sebep” yoksa, bu durum Allah’ın hikmetli yaratmasından şüphe ettirir mi? Hayır. Çünkü Allah zaten yaratırken bazen hikmetini gizler, ama kudretini gösterir.
İşi biraz daha ilmi planda izah etmeye gayret edelim:
A. Kuantum Belirsizliği Nedir?
Kuantum teorisinde özellikle Heisenberg’in Belirsizlik Prensibi, bir parçacığın hem konumunu hem momentumunu aynı anda kesinlikle bilemeyeceğimizi ifade eder. Bu, fiziki gerçekliğin temel bir özelliği olarak kabul edilmiştir.
Ama bu epistemolojik (Epistemoloji, felsefenin bilgiyle ilgilenen dalıdır.) bir belirsizliktir, ontolojik (Ontoloji, varlığın varoluşunu, varlık ve var olmayan arasındaki ilişkiyi ve varlığın doğasını sorgular.) değildir. Yani biz bilemeyebiliriz ve bilgimiz yeterli olmayabilir. Oysa Allah her varlığı yaratmıştır ve Allah için belirsizlik söz konusu değildir. Kısaca, Kuantum dünyasında "ihtimal", bizim gözlemci konumumuza bağlıdır. “Rastlantı” gibi görünen süreç, aslında hikmetli bir perdedir.
B. Bell Deneyi ve 2022 Nobel Ödülü:
John Bell’in geliştirdiği teorem, “localhiddenvariables” yani "yerel gizli değişkenler" fikrine karşı bir deney teklif etti. 2022’de Alain Aspect, John Clauser ve Anton Zeilinger, kuantum dolanıklık deneyleriyle bu “gizli değişkenler”in bulunmadığını gösterdi. Bu buluş evet, klasik determinizmi çürüttü.
Ama bu kesinlikle şu manaya gelmez: “Her şey tesadüfidir.” Hayır. Bu sadece şu demektir: “Bizim bildiğimiz klasik sebeplerle açıklanamayacak kadar derin bir sistem var.”
C. Risale-i Nur’dan Kader ve Hikmet Açıklaması:
Bediüzzaman bu meseleyi şu ölçülerle açıklar:
Kader, ilim nevindendir. Yani Allah her şeyi planlamış ve planlanan şeyler de sonsuz bir ilme dayanır. Allah’ın her şeyi bilmesi, yaratıcısı olduğundandır. Çünkü yapan bilir, her şeyi idare eder ve izahını doğru yapar.
İrade-i İlahiye, her şeyi küllî ve geniş bir ölçüyle takdir eder. Görünürdeki düzensizlikler, bizim anlayış kapasitemize göredir. Yoksa gerçekte kâinatta karışıklık ve intizamsızlık yoktur. Bir saniye nizamsızlık olsa, bütün kâinat yok olmaya doğru adımını atar.
Kâinattaki en küçük zerre bile emir tahtında hareket eder. “Kader her şeyi tanzim etmiştir. Tesadüfe yer yoktur.” Az bir dikkat ile hâdiselere ve varlıklara bakılacak olursa, hiçbir şeyde hakiki bir abes ve hikmetsizlik görülmez. Tabi bu dediğimiz kâinattaki umumi kaidedir. Yoksa imtihan gereği elbette her şeyde imtihana kapı açacak cihetler vardır.
Sonuç olarak diyebiliriz ki;
Kuantum fiziği, Allah’ın sanatını anlamak için bir anahtardır; O’nu inkâr için kullanılmamalıdır. İhtimallerde bizim anlamadığımız noktalar olabilir. Ama Allah için her şey planlı, nizamlı ve hikmetlidir. Evet, sinek kanadı gibi en küçük varlıktan, galaksiler gibi en büyük varlıklara kadar her şeyde sonsuz bir ilmin ve hikmetin var olduğunu görebiliyoruz.
Atom altı parçacıklar "rastgele" gibi görünse de onları yoktan var eden Allah, onları ilmiyle ve iradesiyle idare eder. Allah onları imtihan gereği, insanların menfi ve müspet yorum yapabilecekleri bir şekilde tanzim etmiştir.
Biz göremesek de her “tesadüf” gibi görünen hâdisenin arkasında kaderin parmağı az bir dikkat ile görülebilir. Evet, son sözümüz "Hiçbir şey başıboş değil. En küçük zerre bile bir emir tahtında hareket eder."
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Bu belirsizliğin epistemolojik bir belirsizlik,ontolojik bir belirsizlik olmadığını söylediniz.Peki bunun delili nedir tam olarak çünkü bilim dünyasının bildiğim kadarıyla genel bir çoğunluğu ontolojik bir belirsizlik olduğunu söylüyor?Açıkçası ben Aleme baktığımda her yerde bir nizam ve düzen ve amaçlılık görüyorum ve Allah'ın hikmet ve ilim sahibi olduğuna da bu nizamında şehadetiyle iman etmişim atom altı dünyada bu alemin temeli olduğuna göre ve bu sıfatlarında gereği olarak oranında tesadüfi ve belirsiz olması aklen ve hikmeten yanlış olduğunu anlayabiliyoruz lakin bu çıkarımın ötesinde olarak tam vicdanı rahatlatıcak bir izah tabii daha güzel olur kanaatindeyim?
Sonuç odaklı bakıyoruz fakat yöntem itibariyle de bir çok cereyan var. Bunlar olmasa, amacına ulaşmaz belki kısmî kalır. Tesadüf gibi gördüğüz her devinim, hikmet barındırıyor. Bunları rastlantı olarak tesmiye etmek zaten acz ve fakr. Müşahedat ve hatta havsalamızdaki her şey vaki olsa da, yine alemdeki düzen için yeterli değil. Beş duyu ile algıladıklarımızı çözümlemek, kainatı anlamak değil. Hem kâinattaki hadsiz faaliyeti iktiza eden tezahür-ü rububiyete ve tebarüz-ü kemâlât-ı İlâhiyeye...