"Maani-i mensusa, müteselsilen menba-ı Risaletten alınmıştır." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Baştan başa hitab-ı İlâhî o mânâlar üzerine döner, takviye eder, bedâhet derecesine getirir. O mensus mânâları kabul etmemekten -hâşâ sümme hâşâ- Cenâb-ı Hakkı tekzip ve Hazret-i Risaletin fehmini tezyif etmek çıkar."
"Demek, maânî-i mensûsa, müteselsilen menba-ı Risaletten alınmıştır. Hattâ İbni Cerîr-i Taberî, bütün maânî-i Kur’ân’ı, muan’an senetle müteselsilen menba-ı Risalete îsal etmiş ve o tarzda, mühim ve büyük tefsirini yazmış." (Mektubat, 29. Mektup, Birinci Risale Olan Birinci Kısım)
"Baştan başa hitab-ı İlahî, o manalar üzerine döner, takviye eder, bedahet derecesine getirir."
Bu cümle, Kur'an'ın baştan sona belli başlı manaları sürekli olarak tekrarladığını, güçlendirdiğini ve onları apaçık bir gerçeğe dönüştürdüğünü belirtir. Yani Kur'an, bazı temel hakikatleri defalarca vurgulayarak onların herkes için kolayca anlaşılır ve inkâr edilemez hale gelmesini sağlar ki buna muhkem ayetler denilir. Bu muhkem (manası açık, hükmü belli) ayetlerin inkârı ve farklı bir şekilde tevil ve tabir edilmesi küfür ve sapkınlık olur.
"O mensus manaları kabul etmemekten, hâşâ sümme hâşâ, Cenab-ı Hakk'ı tekzib ve Hazret-i Risalet'in fehmini tezyif etmek çıkar."
Bu cümlede ise o apaçık hale gelmiş, açıkça belirtilmiş manaları kabul etmemenin çok ciddi sonuçları olduğu vurgulanır. Bu manaları reddetmek, Allah'ı yalanlamak ve Peygamber Efendimiz'in (asm) o hakikatleri doğru anladığını küçümsemek anlamına gelir ki bu tam bir küfür ve inkârdır, neticesi ise ebedi cehennemdir. Mensus nas yani ayet anlamına gelir.
"Demek maânî-i mensusa, müteselsilen menba'-ı Risaletten alınmıştır..."
Sonuç olarak, bu açık ve belirgin manaların, kesintisiz bir şekilde peygamberlik kaynağından (Risaletten) geldiği belirtilir. Bu da söz konusu manaların kaynağının ilahi ve güvenilir olduğunu, Peygamberimiz (a.s.m) aracılığıyla bize ulaştığını gösterir. Hâl böyle iken bunları inkâr etmek tezyif etmek tekzip etmek küfür ve dalalet olur.
Özetle bu paragraf, İslam inancında Kur'an'ın mutlak doğruluğuna ve peygamberlik sünnetinin önemine yapılan vurguyu açıkça ortaya koyar. Burada Kur'an'ın apaçık beyan ettiği hakikatleri kabul etmemenin, Allah'ı ve Peygamberi inkâr etme noktasına varacağını ifade ederek, bu muhkem manaların önemini ve dokunulmazlığını vurgulamaktadır.
"Maânî-i mensusa" ifadesi, "ayetlerde ve hadislerde açıkça belirtilmiş, kesin ve sabit manalar" anlamına gelir. Yani herhangi bir yoruma veya şüpheye yer bırakmayacak şekilde, ayetlerde net olarak ifade edilmiş hakikatler kastedilmektedir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü