"Allah namına iftira eden, yalan söyleyen, en edna bir dereceye düşer." Ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
"Ve o harika fermanı gösteren zat -hâşâ, sümme hâşâ- eğer Resulullah olmazsa, âlâ-yı illiyyînden esfel-i sâfilîne sukut etmek ve menba-ı kemâlât derecesinden maden-i desâis makamına düşmek lazım gelir, ortada kalmaz. Zira Allah namına iftira eden, yalan söyleyen, en ednâ bir dereceye düşer." (Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Birinci Mebhas)
Bu vecize, İslam ahlakının ve hakikat anlayışının en temel düsturlarından birini ifade eder. Burada dikkat çekilen derin manaları şu şekilde izah edebiliriz:
En Büyük Zulüm ve Yalan:
Bir insan sıradan bir yalan söylediğinde bile ahlaken aşağı bir dereceye düşer. Ancak yalanına, iftirasına "Allah namına" diyerek dini, mukaddesatı veya doğrudan Cenab-ı Hakk'ın rızasını alet etmek, yalanın ve zulmün en çirkinidir. Çünkü bu durum, mutlak hakikat olan ezelî ve ebedî hükümlere leke sürmeye çalışmaktır.
En Edna Bir Dereceye Düşer:
"Edna", en aşağı, en değersiz ve en bayağı anlamına gelir. Allah adına yalan konuşan veya O'nun dinini kendi menfaatine, inadına ya da taassubuna alet eden bir kişi, insanlık mertebelerinin ve manevi derecelerin en dibine yuvarlanır. Güvenilirliğini ve kalbindeki ihlası tamamen kaybeder.
İhlas ve Doğruluk Vurgusu:
Risale-i Nur Külliyatının genelinde "sıdk" (doğruluk) İslamiyet’in esası, "kizb" (yalan) ise küfrün ve nifakın esası olarak ele alınır. Hakikat-i İslamiye adına konuşanların, her kelimesinde kılı kırk yaran bir doğruluk ve ihlas içinde olması gerekir.
Özetle bu ifade; dini, şahsi veya fikri çıkarlara alet ederek kutsal değerler üzerinden yalan üretenlerin, manevi olarak uğrayacakları dehşetli sukutu ve maskelerinin er geç düşeceğini ihtar eden sarsıcı bir ikazdır.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü