Birinci Risale olan Birinci Kısım

İçerikler


  1. ''Hususan Şaban ve Ramazan'da, akıldan ziyade kalp hissedardır, ruh hareket eder.'' cümlesini açıklar mısınız?

  2. "Kur’ân-ı Hakîmin esrarı bilinmiyor; müfessirler hakikatini anlamamışlar; diye beyan olunan fikrin iki yüzü var. Ve onu diyen, iki taifedir." Genişçe izah eder misiniz?

  3. "Kur’ân-ı Hakîmin esrarı bilinmiyor; müfessirler hakikatini anlamamışlar." Müfessirlerin farklı hatta bazen zıt mânalar çıkartmaları, Kur'an'ın anlaşılmadığını göstermez mi?

  4. "İbni Cerîr-i Taberî, bütün maânî-i Kur’ân’ı, muan’an senetle müteselsilen menba-ı Risalete îsal etmiş ve o tarzda, mühim ve büyük tefsirini yazmış..." İbni Cerîr-i Taberî kimdir; neden Üstadımız, onu referans göstermiştir?

  5. "Ya akılsız bir dosttur, kaş yapayım derken göz çıkarıyor veya şeytan akıllı bir düşmandır ki, ahkâm-ı İslâmiye ve hakaik-i imaniyeye karşı gelmek istiyor." Bu cümleyi açıklar mısınız?

  6. "Cenâb-ı Hak, tîn ve zeytinle kasem vasıtasıyla azamet-i kudretini ve kemâl-i rahmetini ve büyük nimetlerini ihtar ederek..." İncir ve zeytin ile şükür, fikir, iman ve amel-i salih arasındaki münasebeti izah eder misiniz?

  7. Zeytin için, "vazife-i tenviriye" demekle ne anlatılmak isteniyor?

  8. "Zerre gibi bir çekirdekte koca incir ağacının cihazatını saklayıp..." Burada incir misali veriliyor, ama bütün ağaçlarda bu böyle değil midir?

  9. İncir için kullanılan, "Ekser meyvelere muhalif olarak devamında ve daha sair menâfiindeki nimet-i İlâhiyeyi kasemle hatıra getiriyor." cümlesini nasıl anlamalıyız?

  10. Yirmi Dokuzuncu Mektub'un, Üçüncü Nükte'sini izah eder misiniz?

  11. "Hem mânevî i'câzındaki ulviyet-i üslûp ise tercümeye gelmez. Mânevî i'câzında olan ulviyet-i üslûp cihetinden gelen zevk ve hakikati beyan ve ifham etmek pek müşkül." İzah eder misiniz?

  12. "Nihayet celâli nihayet cemâl içinde ve nihayet azameti nihayet hafâ içinde ve nihayet vüs’ati nihayet dikkat içinde ve nihayet haşmeti nihayet rahmet içinde ve nihayet bu’diyeti nihayet kurbiyet içinde gösterir." İzah eder misiniz?

  13. "Ya kısa bir meal-i icmalî veya ayetin her cümlesi için beş altı satır tefsir yazmak lazım gelir." Bu cümleyi izah eder misiniz? Kısa bir tefsirli meal okuyabilir miyiz, sadakatimize zarar verir mi?

  14. "Elhamdülillah cümle-i Kur’âniyedir. Bunun en kısa mânâsı, ilm-i nahiv ve beyan kaidelerinin iktiza ettiği şudur,.." "Elhamdülillah" kelimesi izah edilirken Arapça dil bilgisi kuralları kullanılmış; bu yeri açar mısınız?

  15. "Vücub-u vücud, ulûhiyetin lâzım-ı zarurîsi ve Zât-ı Zülcelale karşı bir ünvan-ı mülahaza olduğundan..." Vücud sıfatı ile ulûhiyetin ve zâtın irtibatı hangi boyuttadır ve selbî bir sıfat Zât’ı temsil edebilir mi?

  16. "Elsine-i âlem içinde lisan-ı nahvi Arabiden başka bir lisanda var; o da hiç bir vakit Arap lisanının camiiyetine yetişmez." ifadesini izah eder misiniz, bu dil hangisi olabilir? Fransızca olduğunu söyleyenler var da...

  17. "İmanın tercümanını mübarek Hacerü’l-Esvede tevdi edip emanet bırakıyorum..." Üstad neden Kelime-i Şehadeti Hacerü’l-Esvede emanet bırakıyor?

  18. "Rû-yi zeminde mü’minler ve muvahhidîndeki cemaat-i uzmâ,.." Buradaki "muvahhidîn" kimlerdir?

  19. "Üçüncü bir daire içinde, hayret-engiz, zâhiren ve keyfiyeten küçük, hakikaten ve vazifeten ve kemiyeten büyük, bir küçük âlemi gördüm." Burayı nasıl anlamalıyız?

  20. "Herbir âyât-ı Kur’âniye, gayet haşmetli ve vüs’atli bir makamdan, gayet kesretli ve muhtelif ve ehemmiyetli muhatabından, nihayetsiz azamet ve celâl sahibi Mütekellim-i Ezelîden ve makam-ı mahbubiyet-i uzmâ sahibi tercüman-ı âlişan..." İzah eder misiniz?

  21. "Akıl karşılarına çıktı, dedi: 'Ben de hisse isterim. Sizin gibi uçamam..." Burada geçen "Ayaklarım delildir, hüccettir." ne demektir?

  22. Yirmi Dokuzuncu Mektub'un, Altıncı Nükte'sini izah eder misiniz?

  23. "Şeâir-i İslâmiyedeki tabirat-ı Nebeviye ve İlâhiye, hayattar ve sevabdar bir cilt, bir deri hükmündedir." İzah eder misiniz?

  24. "Mesâil-i şeriattan bir kısmına 'taabbüdî' denilir, aklın muhakemesine bağlı değildir, emrolduğu için yapılır. İlleti, emirdir. Bir kısmına 'mâkulü’l-mânâ' tabir edilir. Yani, bir hikmet ve bir maslahatı var..." izah eder misiniz?

Yükleniyor...