"Sünnete muhalif hareket etmemek ve siyasete karışmamak için yirmi üç sene işkenceli esareti, hapsi, ihanetleri kabul eden ve siyasete girmemek için..." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Hata-Cevap 89: İddiacı, eski zamanda Ehl-i Sünnete karşı Hasan Sabbah, Bâtıniyyun mezhebiyle ve Şeyhü’l-Cebel bir galat-ı Şia tarîkıyla meydana çıkıp siyasî sarsıntı vermeleri gibi, Said’i onlara benzetmesi ve ittiham etmesi pek acip bir yanlıştır. Evet, sünnete muhalif hareket etmemek ve siyasete karışmamak için yirmi üç sene işkenceli esareti, hapsi, ihanetleri kabul eden ve siyasete girmemek için bütün dünyevî rütbelerinden yüzünü çeviren bîçare Said’i onlara benzetmek öyle soğuk bir hatâdır ki, bu günlerde hararetli ümitlerimizi kıran o iddianın aynı zamanında gelen kar ve soğuktan daha bâriddir." (Şualar, On Dördüncü Şuâ)
Şayet Üstad Hazretleri teklif edilen Diyanet Reisliğini ya da Şark umumi vaizliğini kabul etmiş olsa idi, yeni rejim tarafından uygulanan bütün bid’atlerde O’nun da imzası ve tasdiki bulunmak gerekecekti.
Mesela, 1932 yılında Diyanetin tamimi ile yürürlüğe konulan Türkçe ezan da Üstad Hazretlerinin de tasdikinin bulunması gerekecekti. Türkçe ezan en büyük bid’attir, sünnete muhalefettir. Üstad Hazretleri böyle bid’at ve kötü niyetlere alet olmamak için, yapılan o çok cazip teklifi kabul etmemiş, bunun için de akıl almaz işkencelere, çeşitli eza ve cefalara maruz kalmış, sürgüne gönderilmiş, zindanlara atılmıştır. Diğer bid’atleri de buna kıyas edebiliriz.
Evet, maaş alıp memur olan, amirinin dizginine girmiş demektir ki, amiri şerli ise, o da şerli işlere bulaşmak durumundadır.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü