Her insanın eğitimi, akıl ve zekâ seviyesi, yetiştirilme şartları farklı. Bu yüzden, herkese kendi inancı doğru gelebilir. Kendi yolumuzun doğruluğunu nasıl anlayabiliriz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Evvelâ; Allah, insanı hakkı ve doğruyu bulacak bir fıtratta ve istidatta yaratmış, ona göre latifelerle ve cihazlarla donatmıştır. İnsan fıtratının mükerrem olması da bu manayadır. İnsanın fıtratındaki bu İlahi ayar, yapmacık ve muhitin tesiri ile kolay kolay bozulmaz. Bazı peygamberin enlatları iman etmezken, bazı büyük evliyaların evlatları asi olurken, küfür ve şirk üzere giden insanların evlatları da hakkı bulmuş ve hidayete ermiştir.

İkincisi; İslam insanı, hak ile batılı ayıracak kadar bir malumata ulaşmadan mesul tutmuyor. Bu hakikati aşağıdaki ayetlerden anlıyoruz:

“Kim doğru giderse sırf kendi lehine gider, kim de sapıklık ederse ancak aleyhine eder. Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez. Ve biz resul gönderinceye kadar azaplandırmayız.” (İsra, 17/15)

"Allah hiçbir nefse kaldıramıyacağı yükü yüklemez...” (Bakara, 2/286)

“Uyarıcılar olmadan biz hiçbir beldeyi helak etmedik.” (Şuara, 26/208)

“Rabbin (beldelerin) merkezinde ayetlerimizi okuyan bir elçi göndermedikçe, beldeleri helâk edici değildir.” (Kasas, 28/59)

Üçüncüsü; imana dair deliller güneş gibidir. Nasıl güneş şiddetli ve azametli tecellisinden dolayı, en kuytu yerlere bile girip, oraları aydınlatıyor ise, aynı şekilde imana ve tevhide dair deliller de, güneş gibi şiddetli ve azametli zuhur edip tecelli ediyorlar. Öyle ki, iman şuaları en kasavetli ve katı kalplerin çeperlerine bile çarpıyor. Ama nazarını kapatana yapacak bir şey yok. Güneşe perde çekilirse, güneş evin içine girmez.

Dördüncüsü; hakkın üzerindeki mühür ve sikke, batıldan onu temyiz ve tefrik ediyor. Az bir dikkat, az bir gayret; bu imtiyazı, bu farkı görmek için yeterlidir. Her insanda da bu mizan vardır.

Beşincisi; en dikkatsiz adam bile, basit bir dünyevi menfaati için, kılı kırk yarıyorken; neden böyle azametli ve çok tehlikeli işlerde dikkatsiz olsun. Bir pazara gittiğimiz zaman bir kilo domatesin ucuzunu ve kalitelisini arıyoruz da, neden ebedî saadetimizin vesikası olan hakkı aramakta gevşeklik gösteriyoruz acaba?..

Hulasa; fıtratımız etraftaki delilleri okumaya yeterli, deliller etrafımızı güneş gibi çevrelemiş, Peygamber ve âlimler nezir olarak gönderilmiş, iletişim ve ulaşım inkişaf edip dünyayı bir köy şekline sokmuş, hakka karşı insana şiddetli bir merak verilmiş iken, hakkı bulmakta zorlanıyorum demek, mazeret olmasa gerek.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 3.626
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...